ALİM

ALİM

Hamd, sadece âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Zira hamd edilecek yegâne varlık O’ dur. Ondan sonra her şey âlemdir, masivadır, maveradır. Kendinden başka; bizim görüp algılayabildiğimiz ve varlığından (bugüne kadar) haberdar olabildiğimiz tüm varlıklar onun eseridir ve O’nundur.

İnsanı yaratıp imtihana tabi tutmak gibi bir amaç için insan aklı sınırları içinde “muhteşem, imkânsız, muazzam” gibi sıfatlarla nitelendirilen canlılar, varlıklar yaratmış ve tüm bu yarattıklarını da öyle rastgele, başıboş, düzensiz ve sistemsiz yaratmamıştır. Tüm yaratılışı ilimle ve hikmetle donatıp ölçülü, vezinli ve uyumlu yaratarak ilmini ve bilgisini gözlerimizin önüne sermiştir.

O yarattığı her şeye amacına uygun bir şekil vermiştir. Tıpkı bir insanı yaratırken gözümüzün ve kulağımızın, ellerimizin ve ayaklarımızın, başımızın ve gövdemizin manalı ve mantıklı dizilişi gibi. Vücudumuz önümüze dönük olmasına rağmen gözlerimizin biri arkada biri önde olması, başımızın gövdemiz ve ayaklarımız arasında bulunması, ayaklarımızın birinin öne birinin arkaya dönük olması yani rastgele bir yaratılış örneği taşımamız bizler için ne kadar zor olurdu.

Allah yarattığı her şeyi bir amaç üzere yaratmıştır. Tıpkı hem kendi etrafında hem güneşin etrafında dönen ve bu dönmesiyle çeşitli kanunlar sistemler oluşturarak kendisini insanın yaşayabileceği bir mekân olarak hazırlayan dünyayı yaratması gibi.

Ve o yarattığı her şeyi uyum ve ahenkli yaratmıştır. Tıpkı gök cisimlerinin birbirine çarpmadan her birinin kendi yörüngelerinde uyumla hareket etmesi gibi.

Keşfedilebildiği kadar mikro alemden, hayalimize sığdırmakta zorlandığımız makro aleme kadar cansızlarla müteşekkil bir düzenle yaşamı, dengeyi meydana getiren Cenab-ı Allah, bizlere bir mana vermekte zorlandığımız bu evreni gösterirken bir beşerin içinde barındırdığı büyüklük ve isyan düşüncelerini tuzla buz ettiriyor. Boyun eğdirip diz çöktürüyor.

İnsanoğlunun varlığını keşfedip ortaya çıkardığı her varlığa bakıldığında ne bir amaçsızlık ne bir dengesizlik görülmüştür. Aksine her birini olağanca yürüttükleri o sistemleri insanı hayrete ve garabete düşürerek şok etmektedir.

Bilimin keşfede keşfede  aydınlatmaya çalıştığı bir atomu ele aldığımızda muazzam bir dünya karşımıza çıkmakta. Öyle bir alem ki bu atom dünyası; insanın imtihanını yaşaması için gönderilen bu dünya kadar büyük, bu dünya kadar canlı, bu dünya kadar ahenkli, nizamlı ve amaçlı. O kadar büyük bir alem ki bu atom alemi yoklukta kocaman bir dünya var. Yoklukta muazzam mesafeler, kuvvetli çekme ve  itme güçleri ile göremediğimiz ama görülemeyecek kadar da olamayacak bir alemle karşılaşmaktayız. Bilimin bu zerreler aleminde almış olduğu yolculuğunda saçı ağarmış fizikçiler, düşünmekten ve düşünürken şakaklarını ovalaya ovalaya elleri nasır tutan çeşitli dallardaki bilim adamları hala bu yolculuğu sürdürüyorlar. Her bir teori ve keşfedilen her bir bulgu bilimi daha da ilerletip şaşkınlıklar içinde bırakıyor.

Aynı şekilde yaşamın ilk özü diye nitelendirilen atom aleminden yukarıya doğru çıkıldıkça hayretler ve şoklar bir kez daha insanoğlunu sarsıyor. Bu sefer dev kütleler, düzenli bir yörüngede hareket eden taş ve gaz kütleleri akıl almaz hız ve genişliğe sahip evrenle karşı karşıyayız. Evrende sürekli dünyadan uzaklaştıkça bu sefer evren içinde bir atom gibi kalan dünyamızı şaşkınlıkla aramaya başlıyoruz. Nereye gitti bu koskocaman dünya. Nasıl o haşmetli büyüklüğüne rağmen bir nokta kadar dahi varlığı görünmüyor. Bu dehşetli manzara aslında bizlerin de bir yokluktan, bir boşluktan ibaret olduğumuzu yansıtmıyor mu? Kendinden uzaklaştıkça küçülen, yok olan bir varlık kendisine yaklaşıldıkça görülen ve yokluk diye nitelediğimiz âlemden ne cevherler çıktığını bir tokat yüzümüze indiriveriyor. Ve tüm bu şehadet edilenleri bir bilgiyle donatan, bir sistemle varlıklarını devam etmesini sağlayan Allah-u Teala’nın Alimliğini, ilmini hikmetini gözlerimizin önüne seriyor. ?

Allah, yarattığı atom gibi en küçük varlıklardan müthiş düzen örneği galaksilere kadar her mahlukuna bir bilgi, amaç ve itaat yüklemiş ve insan dışındaki tüm varlıkları kendisini tanımasını ve kendisine kulluk etmesini istediği insana birer görevli memur kılmıştır. Dünyada ve evrende şahit olduğumuz bu dengeyi akılsız, bilinçsiz varlıkların eliyle sağlamış ve bu varlıkların akılsızlıkları ve şuursuzlukları neticesinde herhangi bir kargaşa ve kaos ya da bir düzensizlik meydana gelmemiştir. Tüm bu düzenlilik örnekleri bizlere bu varlıkları yaratanın ne kadar bilgili ne kadar Alim olduğunu göstermektedir. Öyle ki yaratıldıkları andan günümüze kadar seyirlerini, dönmelerini sürdüren atomların ve gezegenlerin herhangi bir çarpışması ya da kayması, yorulup durması ve yok olması gibi durumlar vaki olmamıştır. Çünkü Allah- u Teala bunları öyle bir düzene koymuş ki duracak, yorulacak, isyan edecek bir irade vermemiştir. O iradeyi sadece insana vermiş ki kendisini bu tür varlıklara bakarak Allah’a yöneltsin. İrade sahibi insan cansız olduğu halde hareket edebilen, hareket ettikçe insanın yaşam alanını yaşanılır kılan ve şuursuz, akılsız olduğu halde bir iş becerebilen bu varlıkların elbette kendiliklerinden bunları yapamayacaklarını anlayabilir ve bunun bilgisinin ve ilminin yalnızca Allah tarafından verilmiş olabileceğini anlayabilir.

 

سَنُرِيهِم أيَاتِنَا فِي ألافَاقِ وَ فِي أنْقُسِهِمْ حَتَّى يَتَبَيَّنَ لَهُمْ أنَّهُ ألحَقَّ  أوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ أنَّهُ عَلى كُلِّ شَيْئٍ شَهِيدٌ  ”

“Biz onlara hem ufuklarda, hem de kendi nefislerinde ayetlerimizi göstereceğiz ki, gerçekten Kur’an’ın hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Hakikaten Rabbinin her şey üzerinde şahid olması onlara yetmez mi? “ayet-i celilesi bizlere keşfedilen ve daha keşfedilecek nice alemlerin Alim olan Allah’ın ayetlerinden birer ayet, hakikatlerinden bir hakikat olduğunu göstermez mi?

Şüpheci olan insanoğlunun aklını erdirecek, şüphelerini giderecek olan bu muhteşem ayetler, her biri bilgi ve ilim dolu buluşlar, amaçlı ve dengeli sistemler bunların bilgilerini bünyesinde barındıran bir yaratıcıya delalet eder ve bunlar zatı itibariyle insana Allah’ın varlığını gösteren delillerdir. Bunun dışında bitkilerden hayvanlar alemine, topraktan sulara, rüzgardan bulutlara, elementlerden anatomiye kadar binlerce alem Alim olan Allah’ın ilmine  ve hikmetine dair ayetler, deliller taşımaktadır. O yüzden hamd, yalnız ve yalnız Alim olan Allah’adır.

 

Rabia ÖZELÇİ

Son Yazılar
Bir cevap bırakın
Güvenlik Güvenlik sorusunu güncellemek için resime tıkla