BAĞIMSIZLAŞTIRDIKLARIMIZDAN MISINIZ?-1

BAĞIMSIZLAŞTIRDIKLARIMIZDAN MISINIZ?-1

Osmanlı Devleti 600 yıllık köklü bir devlet geleneğine sahipti. Osmanlı devletinin son dönemlerinde Batılı devletlerin emellerine hizmet edip ülke içerisinde çeşitli entrikalarla halkı huzursuz hale getiren Batı seviciler, Batı tarzı bir devlet anlayışının ancak bu çağın ihtiyaçlarını karşılayabileceğini öne sürdüler. Basın – yayın organlarında bu iddialarını sıklıkla dile getirdiler. Halkın içerisine soktukları kulis yapıcı paralı fitneciler vasıtasıyla bu iddianın halkın içerisinde yaygınlaşmasını sağladılar.

Batılı devletlerin Osmanlı Devleti’ni köşeye sıkıştırma politikaları bir dönem sonra karşılığını buluyor ve Osmanlı Devleti Batı’nın desteği ile yıkılıyor.

Osmanlı Devleti yıkıldıktan sonra yapılan inkılâpların hemen hepsi Batı odaklı inkılâplardır. Batı’yı merkeze alan inkılâpların tamamı halka rağmen yapılmıştır. Halkın öz değerlerinden uzak bütün inkılâplar halka eziyet için bir malzeme haline dönüşmüştür.

25 Kasım 1925’te çıkarılan “Şapka Kanununu” nedeniyle onlarca kişi idam edildi. Şapka kanunu halka rağmen halk için(!) çıkmış yüzlerce kanundan sadece bir tanesi… Bu kanun çıktığı zaman canından endişe eden vatandaşlar, bez namına ne bulduysa şapka niyetine kafasına taktı. Öyle ki, kanunu çıkaranlar, ülkedeki mevcut şapka sayısının ülkede yaşayan vatandaşlara yetmeyeceğini hesaplayamayacak kadar içtimai hayattan uzaktırlar. Özgürlüğü, bağımsızlığı, çağdaş medeniyetler seviyesini yakalamayı umanlar basit bir şapkadan dolayı onlarca insanı katlettiler. İskilipli Atıf Hoca dâhil olmak üzere; Babaeski Müftüsü, Rize’de 8, Sivas’ta 3, İskilip’te 2, Erzurum’da 4, Maraş’ta 7,  Menemen’de 28 olmak üzere, çeşitli yerlerde toplam 78 kişi idam edildi. Hatta o kadar ileri gittiler ki, erkeklerin giyme zorunluluğu olan şapka kanunu ile Erzurum’da şapka giymediğinden dolayı “Şalcı Bacı” adında bir bayan cezalandırıldı.

Çıkarılan yasalar halka zorla dayatılmış, halkın bu yasalara uyması için ciddi çabalar harcanmıştır. Biz bu yazımızda şapka kanunundan ziyade harf inkılâbından bahsedeceğiz.

Harf inkılâbı sadece harflerin değiştirilmesiyle oluşmuş bir inkılâp değildir. Amacı da sadece konuşulan bir dilin başka bir dile tebdil edilmesi değildir. Peki, asıl amaç neydi? Ülke yönetimini cebren ve hile ile ele geçirenler harf inkılâbı ile ne murat etmişlerdi? Çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmamızdaki(!) en büyük engel yirmi sekiz harften oluşan Arap alfabesi miydi? Veya çağdaş medeniyetler seviyesine çıkmamızı sağlayacak yegâne yol yirmi dokuz harften oluşan Latin alfabesi midir?

Harf inkılâbının asıl amacını hiç uzatmadan konumuzun bidayetinde dile getirelim. Harf inkılâbının yapılmasının tek amacı İslam’ı toplumun hafızasından silmektir. Harf inkılâbının çağdaş medeniyetler seviyesine çıkmak ile hiçbir alakası yoktur. Zira Japonya ile Türkiye’de yaşanan devrimler aynı dönemlere denk gelmektedir. Japonya’da harf inkılâbı gündeme gelmiştir lakin herhangi bir harf inkılâbı yapılmamıştır. Aynı dönemde Türkiye’de Arap alfabesinden Latin alfabesine geçilmiştir. Şuanda harf inkılâbı yapmayıp kendi öz değerlerini muhafaza eden Japonya, dünyada gelişmişlik sıralamasında Türkiye’den öndedir. Türkiye’de idareye geçenler her ne kadar halka gelişmişlik adına bu inkılâbı dayatmışlarsa da harf inkılâbı neticesinde herhangi bir şey elde edilmemiştir. Bu da yapılan inkılâbın gelişmişlik adına yapılmadığını açıkça göstermektedir.

Peki, harf inkılâbı ile neler kaybettik

Öncelikle harf inkılâbı ile hiçbir şey elde etmediğimizi açıkça belirtmek istiyorum. Bununla beraber neler kaybettiğimize gelince;

  • 600 yıllık bir hafızaya sahip olan bir millet bir gecede hafıza kaybı yaşadı. Âlimler cahil, cahiller âlim oldu. Okuma oranı en yüksek ülkeler arasında iken okuma-yazma oranı beşinci sınıf ülkelerdeki okuma-yazma oranlarına kadar düştü.
  • Bir milletin yüzlerce yıl edinmiş olduğu köklü tecrübeler bir gecede tozlu raflara kaldırıldı. Başkası gibi olmak için kendi öz benliğinden vazgeçildi. Tecrübe edilmiş bütün devlet birikimleri, hafızalara kaydedilmiş gelenek ve görenekler yok edildi.
  • Can ile kan ile elde edilmiş tarihi birikim bir gecede “tarihi eserler” düzeyine getirildi.
  • İlim ve irfan yuvaları olan medreseler hayvanların barındığı ahırlara dönüştürüldü.

Harf inkılâbının beşinci nesil mağdurları olarak harf inkılâbının bize kaybettirdikleri ile alakalı konumuza Rabbimizin bize vereceği imkânlar dâhilinde devam edeceğiz. İşin nihayetine geçmeden önce bağımsızlaştırılanlardan olmadığımızı belirtmek isterim.

 

Münir AYDIN

Son Yazılar
Bir cevap bırakın
Güvenlik Güvenlik sorusunu güncellemek için resime tıkla