BİN YIL ÖNCE İSLAM DÜNYASINDA BİLİM, İBN-İ SİNA VE BEYRUNİ

BİN YIL ÖNCE İSLAM DÜNYASINDA BİLİM, İBN-İ SİNA VE BEYRUNİ

İkinci Mesele (Beyruni’nin İkinci Sorusu) :

Aristo, eski devirlerin ve geçmiş çağların felek hakkındaki görüşlerini ve o devirler insanlarının felek (Evren) konusundaki düşüncelerinin kendi ulaştığı sonuçlara uygun düşmesini, kitabının iki yerinde, feleğin kıdemine, değişmezliğine ve devamına bir delil olarak niçin zikretmiştir?

Mutaassıb olmayan ve batılda ısrar etmeyen kimse, söz konusu hususların bilinmediği kanaatine kesinlikle ulaşır. Kaldı ki, feleğin kıdemi ve devamı konusunda, Ehl-i Kitab’ın söylediklerinin dışında ancak çok az şey bilinmektedir. Hintliler ve benzeri milletlerden hikâye edilenleri ilmi bir şekilde incelersek, bunların batıl olduğu açıktır.

Çünkü yeryüzünün mâmur kısmında oturanlar üzerinde toptan veya parça parça cereyan eden hadiselerle bu bilgilerin kaybolmuş bulunduğu açıkça görülmektedir.

Nitekim bütün dağların eskiliği konusundaki durumda böyledir. Eski devirlerin tanıklığı, dağlardaki yeniliğin ortaya çıkmasıyla nasıl batıl olmuşsa, Aristo’nun dayandığı eski bilgiler de öylece batıldır.

El-Cevap (İbn Sina’nın Cevabı) :

Bilmen gerekir ki bu, Aristo tarafından bir delil maksadıyla ileri sürülmemiştir. Ancak bu, söz arasında, gökteki durumun dağlardaki durum gibi olmadığını anlatmak için zikredilmiş bir şeydir.

Çünkü milletler, dağları bütünüyle aynen devam ediyormuş gibi görüyorlarsa da, bir kısmının heyelanı, bir kısmının diğer bir kısmıyla birleşmesi, şekillerinin bozulması gibi ve ayrıca Eflatun’un siyaset konusundaki kitaplarında ve diğer eserlerinde zikrettiği başka hususlarda, cüz’ülerinde ki arızi değişmelerden hali değildir.

Bana öyle geliyor ki, bu itirazı sen, bu konuda Aristo’ya muhalifmiş gibi görünerek Hıristiyanlara kasten yalan söyleyen Yahya en-Nahvi’den aldın. Oysa el-Kevıı ve’l-Fesad adlı eserin sonuna yaptığı şerhi ve diğer kitaplarını inceleyen biri, onun bu meselede Aristo ile hemfikir olduğunu görecektir. Yahut da sen bu itirazı, irinli çıbanları deşme, idrar ve kazuratı inceleme ihtisası dışına taşarak haddini aşan ve ilahiyat konusunda kendisine düşmeyen şerhlere girişen Muhammed b. Zekeriyya er-Razi’den aldın.

Şüphesiz ki o, bu davranışıyla kendini teşhir etmiş ve teşebbüs ettiği ilahiyat konusundaki açıklamalarında bilgisizliğini ortaya koymuştur.

Bilmelisin ki Aristo, “âlemin başlangıcı yoktur” sözüyle, “âlemin faili yoktur” demek istememiştir. Bilakis bu sözle o, âlemin failinin fiilden alıkonulmuş olmaktan münezzeh bulunduğunu kastetmiştir.

Ama burası bu konunun ve buna benzer şeylerin açıklanacağı bir yer değildir. Senin “mutaassıb olmayan ve batılda ısrar etmeyen” şeklindeki ifadene gelince, bu, mugalâta (yanıltmaca) ve kaba bir hırçınlıktır. Çünkü sen, Aristo’nun bu konudaki sözünün manasına ya vakıfsın yahut da değilsin. Eğer vakıf değilsen, vakıf olmadığın bir sözü söyleyeni küçümsemen ve ahmak sayman muhaldir.

Ama onun sözüne vakıf olduğun takdirde ise, bu sözün manasını bilmen, seni böyle kırıcı sözler sarf etmekten alıkoyardı. Aklın seni menettiği bir şeyle uğraşman, sana yakışmayan bir haldir.

İkinci Sorunun Cevabına Beyruni’nin İtirazı:

Bu söylediklerin, tatmin edici ve hiçbir sonuç vermeyen sözlerdir. Çünkü fiillerin, zincirleme, bir başlangıcı olmayınca, âlem (evren) için bir yaratıcı farz etmemiz imkânsızdır. Öyle olunca, Aristo öğretisinde esasen âlem için illi (nedensel) bir başlangıç bulunduğu, fakat âlemin zaman bakımından bir başlangıca sahip olmadığı kabul edildiğine göre, cisimlerin birtakım vasıflarındaki değişimlerin öze ilişkin değişikliklere delalet etmediği yolunda geçmiş çağlara ve onların tanıklığına dayanılmaya neden ihtiyaç duyulsun?

Sen fena halde yanılıyorsun. Ben bu itirazımda, sadece, hareketlerin ve zamanın zorunlu olarak bir başlangıca sahip olduğu yolunda saptanmış olan ve üzerinde birleşilen kurala dayandım ve kabullendiği bu temel düşünceden, üzerinde durduğumuz özel konuda hislerine dayanarak inhiraf (eğilme, sapma) etmiş olsa da, Aristo’nun kendisinin de sonsuzun mevcudiyetinin imkânsızlığını söz konusu ederken bu temel önermeyi kesinlikle benimsemesini esas aldım.

Sâcid GÜNDÜZALP

Son Yazılar
Bir cevap bırakın
Güvenlik Güvenlik sorusunu güncellemek için resime tıkla