EĞİTİMCİ YAZAR VEHBİ VAKKASOĞLU İLE “GENÇLİK VE SEVGİ” ÜZERİNE SÖYLEŞİ

EĞİTİMCİ YAZAR VEHBİ VAKKASOĞLU İLE “GENÇLİK VE SEVGİ” ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Öncelikle bize değerli vaktinizi ayırdığınız için çok teşekkür ediyoruz hocam.

VEHBİ VAKKASOĞLU: Estağfurullah

Hocam eserlerinizle büyüdük. Eserlerinizde genellikle sevgi dilinden bahsediyorsunuz ve gençlere özel değer verdiğinizi biliyoruz. Bizde gençlik dergisi Söz&Kalem olarak “Gençlik ve Sevgi” üzerine sizinle bir söyleşi yapmak istedik.  Hayırlara vesile olur inşallah.

VEHBİ VAKKASOĞLU: İnşallah

Kişinin düşüncesi kavramlara yüklenen anlamlara göre şekillenir. Hocam sizce günümüz gençliği sevgiyi ve aşkı nasıl anlıyor ve yorumluyor? Bu kavramlara yükledikleri veya yüklenen anlamlar nelerdir?

VEHBİ VAKKASOĞLU :Günümüzde gençliğin düşüncelerini şekillendiren internet ve basın medya organlarıdır, cadde, sokak ve bilbordlardır. Tabi bunlarda yanlış yönlendiriyor büyük ölçüde. kapitalist dünyanın reklam panosu. Dolayısıyla hakikati söylemek yerine ticari meta olarak görülüyor. Gençlerden yararlanmak amacını taşıyor. Bunun önüne geçmek lazım ve burada iş büyük ölçüde eğitimcilere düşüyor. Eğitimciler kim? Eğitim sadece öğretmene düşmüyor. Başta anne babalar olmak üzere bu vatanda yaşayan herkesin eğitimci olması lazım. Herkesin eğitimden bir pay bir hisse kapması lazım ancak biz bu suretle biz gençlerimize aşkın sevginin muhabbetin hayatın güzelliklerinin doğru yanlarını verebiliriz. Dolayısıyla herkes kendini değiştirmeli dönüştürmeli. Ben hep derim ki eğitimcilerin eğitilmesi gerekir. Hal ancak böyle olursa gençlerimizi yeniden kazanabiliriz.

Peki, İslam’da aşk ve sevgi nasıl tanımlanmıştır? Bunu günümüzdeki realite ile kıyas edersek bununla ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?

VEHBİ VAKKASOĞLU: Aşk ve sevgi gönül işidir. Ama gönüller çoraklaştı inanç ile gönül olur. İnançlarla çoraklaştırdığınız bir gönülden sevgi ve aşk bekleyemezsiniz. Hz. Mevlana bu konuda şöyle diyor; “Arkadaş sen his ve heveslerine şehvetine aşk diyorsun, eğer aşk buysa eşeklerin aşkı herkesinkinden fazladır.” Ama aşk bu değil bedeni tarafından ziyade yürek tarafını güçlendirmek lazım. Bunun için sağlam bir yüreğe ihtiyaç duyulur, Müslüman yürekler gibi.

Bunu somutlaştırma adına Peygamber efendimizin(sav) ashabı ile ve ashabın birbirleri arasındaki sevgiden örnekler verebilir misiniz hocam?

VEHBİ VAKKASOĞLU: Tabi bunun en güzel örneği Peygamber efendimizdir. Her türlü güzelliğin en güzeli onda bulunduğu gibi buda onda ziyadesi ile mevcuttur. Peygamber Efendimiz (s.a.v) muhabbetin nasıl olacağını bize gösteriyor. Ve diyor ki, “Nefsinizen çok beni sevmediğiniz sürece kamil iman sahibi olmazsınız.” Tabi bu şahıs işi değil Allah’ın yarattığı sevme işidir. Bütün sevgiler Allah (c.c) Resulullah (s.a.v)’in muhabbetine dayanırsa sağlam köke dayanır. Ve bizim asıl amacımız mecazi sevgileri aşmak ve hakiki sevgiye ulaşmaktır. Allah aşkını bulduğu zaman insan öteki sevgilerde anlam kazanıyor. Allah adına ve namına sevilmezse gelip geçici bir hal alır. Ve zamanla kurur, azalır tükenir.

Peygamber efendimizin(sav) sevgi örnekliği zamanımıza taşınabilir mi? Nasıl taşınabilir?

VEHBİ VAKKASOĞLU: Peygamber efendimiz ve Hatice annemiz önce sevginin zirvesini yakalamışlar. Aşılmaz bir güzelliği yakalamışlar. Halleri ile yoldaş, sırdaş, candaş olmuşlar. Bütün bunları aileye getirdiğiniz zaman diğer sevgileri yakalamak kolay. Evlat sevgisi çıkar torun sevgisi çıkar müminlerin birbirini sevmesi oradan çıkıyor. Yani o aşkın ürünleri Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin olmuş. Ve Hz. Fatıma olmuş yani bir ev düşünün ki örneklikte zirve şahsı yetiştiriyor. Peygamber efendimize (s.a.v) en çok benzeyen. Anne ve babaların bunu en çok örnek almaları lazım. Yani kendi inancını en iyi temsil edecek kişi kendi evladı oluyor. Hem babası hem Peygamberi. Ne mutlu Fatıma annemize, bunu örnek almamız lazım.

Dinimiz İslam’ın gençlere verdiği önem ile ilgili neler söylenebilir?

VEHBİ VAKKASOĞLU: İslam gençlik dinidir aslında. İbadetlerin en güzel yapıldığı zaman, gençlik güzel yaşanır. Peygamber efendimizin (s.a.v) hayatına baktığımız zaman gençler için hep çalışmış. Medine’ye temsilci gönderiyor delikanlı bir adam, on yedi yaşındaki bir delikanlıyı ordunun kumandanı yapıyor. Yani Peygamber efendimizin yanında yakınında güvendiği görev verdiği kişiler hep gençlerdi. Hala biz eğitim hayatında olsun toplum hayatında olsun gençlik düzeyini yakalamış değiliz. Onun için gençleri iman ve İslam konusunda harekete geçirmemiz lazım. Toplumun dinamizmini onlar meydana getirecek. Zaten gençlerinde istikamet duyduğu yerde ihtiyarlar ileri yaştakiler kendiliğinden hizaya girecek. Dolayısı ile Peygamber efendimizin (s.a.v)’de bir hadisini hatırlamak gerekiyor. Ne buyuruyordu; “Ne mutlu o gençlere ki ihtiyarlar gibi kendilerini ahiret hayatına verirler ihtiyarlara benzemeye çalışırlar; Yazıklar olsun o ihtiyarlara ki gençlik hevesatına özenirler gençler gibi olmaya çalışırlar.” Yani bu anlamda bu gençlik ebedidir. Gençlik yaşında hepimiz cennete gireceğiz. Cennette gençlerin yeri dünyayı da cennete çevirmek için yine o ruhtaki gençlerle hemhal olmamız lazım yaşlılarında onlardan kendilerine bir gençlik aşısı yapmaları lazım. Ebayül Ensari Hazretleri de doksan yaşında bir gençti. İstanbul’u fethetmeye gelen ordunun içinde doksan yaşında ama genç ama o imanın genci. İşte şimdi buna ihtiyaç var yaşça genç olmak yetmiyor.

Hocam birçok eserinizde gençlerle gönül saflarını sık tutmanın, geleceğimizin garantisi olduğuna vurgu yapmaktasınız. Bu gönül saflarını sık tutmanın yolları nelerdir? Biraz açabilir misiniz?

VEHBİ VAKKASOĞLU: Şimdi camilerde hoca diyor ki safları sık tutun aranıza şeytan geçmesin. Zaten camide şeytanın işi yok ki nefsin yeri yok ki. Şeytan en az orda gezer. Dışarıda gönül saflarını sık tutun ki aramızdan şeytan geçmesin bu nasıl olacak? “Kardeşlik” ile. Kardeşliği kim emrediyor Allah emrediyor. Nasıl diyor; “Müminler ancak ve sadece kardeştirler.” Kardeşliği Allah emrediyor biz bozuyoruz. Kardeşleşeceğiz birbirimizi kardeşçe seveceğiz, gönül safları sık olacak, aramızdan şeytan ve nefis geçmeyecek. İşte o zaman tek beden tek ruh olabileceğiz. Efendimizin deyimi ile bir tek bedenin hücreleri gibi olacağız. O zaman da hiç bir düşmandan zarar göremeyeceğiz.

Peki, gelişen teknoloji ve sosyal medyanın kullanımının yaygınlaşması insanlar arasındaki sevgiyi, muhabbeti ve sevgi iletişimini sizce nasıl etkiledi? Ve küreselleşen dünyada sizce bu denge nasıl korunmalı?

VEHBİ VAKKASOĞLU: Teknoloji batıdan geldi ahlakı ile geldi kültürü ile geldi ve tabi aşkı sevgiyi de kendi kapitalist sömürgeci zihniyetine benzetti. Onlarda her şey maddi boyuttadır, bedenseldir. Bizde ruhi derinlik vardır sıcak ve samimi ortamlar vardır. Şimdi burada olduğu gibi Batman’da sıcak insanlar vardır bunlar gitse Avrupa’ya Avrupalılar bakar kalır öyle ne bu bunlar böyle diye anlayamaz bizde onları anlayamayız soğuk buz gibi adamlar. Aşkı, sevgiyi de o hale getirdiler. Dolayısı ile bizim bu teknolojiden kaçmamız mümkün değil teknolojinin kültür ahlakını almayalım biraz irdeleyici inceleyici olalım ve bir perde koyalım aramıza onu kültürünü almayalım faydasını alalım zor mu çok zor ama bunu başarmak zorundayız. Ahlak edep bizden olsun ama teknolojik gelişme onlardan olsun. Teknoloji hayırda kullanalım.

Son olarak Söz&Kalem Dergisi okuyucularına vermek istediğiniz mesaj var mı?

VEHBİ VAKKASOĞLU: Ben genç kardeşlerime derim ki dolsunlar. Sadece karında ki mideyi değil öyle olursa benim gibi kilo sıkıntısı çekerler. Aynı zamanda Kalp Midesi vardır onu sevgi ile doldursunlar. Akıl midesi var bilgi ile doldursunlar. Okumaya doymasınlar sevgiye doymasınlar ama karındaki mideye çabuk doysunlar. Bu üç mideyi doldurmakta dengeyi korusunlar. Dengeyi korumakta başarıya ulaşırlarsa yolları dünyada da ahirette de açıktır. Hepsini sevgi ile selamlarım…

 

Muhammed ALTUN

Son Yazılar
Bir cevap bırakın
Güvenlik Güvenlik sorusunu güncellemek için resime tıkla