ETNİK MİLLİYETÇİLİK SIKINTISI: KOSOVA ÖRNEĞİ

ETNİK MİLLİYETÇİLİK SIKINTISI: KOSOVA ÖRNEĞİ

 

Bilinmesi ve tartışılması gereken konuların başında etnik milliyetçilik kavramı gelmektedir. Genelde biz insanların gündeminden düşmemesi hasebiyle araştırılan konuların başında yer almaktadır.

Milliyetçilik, ”maddi ve manevi açılardan millet ve ülkesinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutma anlayışı, ulusçuluk” olarak tanımlanmıştır. Milliyetçiliğin bu siyasal-teorik(ıstılah) anlamı dışında yurt sevgisi ve insanın yaşadığı topraklara bağlılığı şeklinde gündelik yaşamda duygusal ve olumlu bir anlamı da bulunmaktadır.

Milliyetçilik temelde iki ayrı tür olarak incelenebilir.

  • Kana dayalı (ius sanguinis), kafatasına dayalı seçkinci ve gerici etnik milliyetçiliktir.
  • Demokratik devletlerde görülen yaşanılan yere dayalı (ius soli), birleştirici, sivil ve yurttaşlık esasına dayalı etnik olmayan milliyetçiliktir.1

İslami çerçevede kabul gören “Müsbet Milletçilik” tir. Bunun en somut örneği “Asabiyet” kavramıdır. Biz birinci maddenin içeriğiyle yoğunlaşacağımız için madenin açılımına baktığımızda aslında halk dilinde “Kafa Tasçılık” olarak ta adlandırılmıştır. Maddenin açılımının duygusal anlamı ve halk dilinde karşılığının bize verdiği manadan çıkarılan sonuç ise kavramın etnik boyutunun dışında 1789 Fransız İhtilali sonrası dünyayı kuşatmış olmasıdır. İhtilal sonrası devletlerin homojen bir yapıda, milliyete dayalı devlet kurma hayalleri daha fazla artmıştır. Ancak diğer bir yandan heterojen nüfus bulundurma komünist rejimlerin yıkılmasıyla artmıştır.

Simpson gibi bazı akademisyenlere göre de komünist ülkelerin yıkılması sonucu ortaya çıkan birden çok milleti barındıran, heterojen nüfusu bulunan ülkelerde etnik çatışmaların ortaya çıkması ve etnik milliyetçiliğin yükselmesi doğaldır anlayışı bizi destekler niteliktedir.

Bazı ülkelerde farklı etnik gruplar bulunsa da devletin kuruluşunun mücadelesini veren gruba, topluluğa, millete karşı sanki sorumlulukmuş gibi devlet bağımsız olduktan sonra, devletin kurulması için mücadeleyi veren grubun, topluluğun, milletin ismi devletin ismini almıştır. Ters bir duruma bakıldığında Fransız İhtilali öncesi kökeni, bölge adı, çevre adı veya devlet adı olan topraklar, İhtilal sonrası hem devletin hem de milletin adını almıştır. Komünist rejimlerin de yıkılmasıyla heterojen nüfusların milliyet duyguları artmış ve milletleşmeyi başarmış olanlar bağımsız olunca milliyeti adı altında devlet kurmuştur.

Çok uzağa gitmeden coğrafyamıza bakıldığında durum bundan ibarettir. Ürdün, Suriye örneğinde çoğunluk olarak halkı Arap olan ancak halkı Arap olsa da Suriyeli veya Ürdünlü olarak isimlendirilmiş halk vardır. Balkan coğrafyasında da durum farksızdır. Kosova halkının bugün verilere bakıldığında %90’ını etnik Arnavutlar oluşturmaktadır, ancak halkı Kosovalı olarak nitelendirilmektedir.

Bir diğer örnek ise Bosna-Hersek, Yugoslavya’nın yıkılmasıyla Boşnaklar (Bosnalı Müslümanlar) verilen mücadele sonrası milletleşmeyi başarmıştır.   Başlı başına sorun olan etnik milliyetçilik kavramı, mezhep savaşları coğrafyamızı kasıp kavurmuştur. Ancak Balkanlarda durum biraz farklıdır. Daha çok milliyet üzerinden gidilmiştir.

Dini birlikteliği olmayan iki milletin “Sırp-Arnavut” mücadelesi Kosova örneğinde yerini almıştır. Bir taraftan kendini büyük göstermek ve milliyeti adına devlet hayali kuran Sırplar bulunurken diğer tarafta kendi milliyetine bağlanmak arzusu olan ancak statüsü gereği bağımsızlık yoluna giden Kosovalı Arnavutlar vardır. Bilindiği üzere Yugoslavya Kosova’nın da içinde bulunduğu iki özerk bölgeden (Kosova-Voyvodina) ve altı federe devletten (Sırbistan, Bosna Hersek, Hırvatistan, Slovenya, Karadağ, Makedonya) oluşmaktadır. Yugoslavya’nın karizmatik lideri Josep Tito’nun 1980 de ölümü Yugoslavya’nın çöküşünü hazırlamıştır.

Onun ölümü üzerine dönüşümlü başkan olan Sırplı Slobodan Miloseviç devletin başına geçmiştir. En büyük hayali “Büyük Sırbistan”ı kurmak olan Miloseviç zaman kaybetmeden girişimlerine başlamıştır. Kosova ovasında 40.000 Sırplının önünde yaptığı konuşma sıkıntının ayak sesini oluşturmuştur. Sorunları tetikleyen baş olay ise Miloseviç’in Kosova’nın özerkliğini elinden alıp Sırbistan’a bağlamak istemesi olmuştur. Tamamen etnik bir milliyetçi olan Miloseviç atılımlarını bu yöne çekmiş ve hayali için mücadeleyi başlatmıştır. Kosova halkı ise buna tepkisiz kalmamış hemen Arnavut milliyetçiliği üzerine karşı savunmaya geçmiştir. Kendilerince haklı bir davranış olan bu durum iki taraf için önce hoş gözükse de daha sonra etkisi tarihten silinemeyecek olayları yaşatmıştır.

Sonuçlarına bakıldığında etnik milliyetçiliğin artması;

  • Dinamik gençliğe bulaşmış
  • Karşılıklı protestolara
  • Okullarda bölünmelere
  • Hapis cezalarına
  • Hiç kuşkusuz bu olayların en doruk noktası olan karşılıklı ölümlere yol açmış ve yüzlerce insanın ölmesine sebep olmuştur.

Bir tarafta “Büyük Sırbistan” hayali bir tarafta tamamen bağımsız bir Kosova olma hayali’nin çatışması Kosova’nın hukuken 2008 de bağımsız bir devlet olmasına kadar sürmüştür. Bugün bağımsız bir Kosova olsa da günümüzde de bu iki toplumun çatışması devam etmektedir.

 

Sonuç olarak Etnik milliyetçilik kavramı (aslında sıkıntısı)  yıllarca bir arada yaşamış farklı iki toplumu birbirine düşman yapmıştır. Hatta öyle boyutlara ulaşmıştır ki (somut bir örnek verecek olursak) Kosovalı devlet adamlarının toplantıya gitmek üzere kullandıkları yolar Sırplılar tarafından kesilmektedir. Eğitim içinse durum farksızdır milli eğitim programlarına baktığımız zaman karşılıklı hakaret, aşağılama, küfür, tabiri caizse adam yerine koymamak vb. ifadeleri ders müfredatlarında bulunmaktadır.

Kazım KUL 

Son Yazılar
Bir cevap bırakın
Güvenlik Güvenlik sorusunu güncellemek için resime tıkla