İSAR

İSAR

Allah’ın Kerim (çok cömert, istemeden veren) adıyla.

Salat ve selam insanların en cömerdi, Allah’ın biricik habibi, Hz. Resulallah (s.a.v.) ve onun yolunu sürdüren ashabının, tabiinin üzerine olsun.

İSAR

İsar… Cömertliğin en üst derecesi ve hatta ondan daha büyük bir fazilet ve davranış.

İsar, kendisinin ihtiyacı olduğu halde başkasını kendi nefsine tercih etme duygusu.

İsar’ın Türkçe karşılığı “Diğergamlık” olarak geçer.

Diğergam yani, senden başka gam (keder) sahibi kardeşini, senin keder ve sıkıntı sahibi olmana rağmen elinde var olanı ona vermen ve bununla beraber içinde hiçbir kuşku duymadan, tamamen Allah rızası için, halisane duyguyla kardeşinle paylaşmandır.

İsar sahibi müminleri Allah’u Teâla Kur’an-ı Kerim’de överek şöyle buyurmuştur. ‘’Muhacirlerden önce, Medine’yi yurt ve iman evi edinenler, kendilerine hicret edip gelenlere saygı beslerler. Onlara verilen şeylerden dolayı nefislerinde bir kuşku duymazlar. Kendileri ihtiyaç içende olsalar bile (işar) ile başkalarını kendi öz canlarına tercih ederler. Her kim de nefsinin hırsından korunursa işte kurtuluşa erenler onlardır.’’ (Haşr Suresi 9)

Günümüzün kapitalist dünyasında, nefsinin hırsından korunup İsar ahlakıyla ahlaklanan gençlerin olması ne kadar değerlidir.

Kimi insanların yediğini eritebilmesi için yürüdüğü, kimilerinin de bir parça yiyecek bulmak için kilometrelerce yol yürüdüğü, tuhaf bir dünyada yaşıyoruz.

‘’Dünya genelinde yayımlanan veriler, açlığın ve şişmanlığın arasında bulunan korkunç uçurumu, gözler önüne sermekte.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) yayımladığı rapora göre, Dünya genelinde kronik açlıkla karşı karşıya kalanların sayısı 2014 yılında 775,4 milyon iken, 2016 yılında 815 milyona yükseldi. Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan kıtlık ve çatışmalar gibi problemlerden dolayı yaşanan açlık felaketi 2017 yılında da artarak devam edeceği ifade ediliyor.

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde bulunan Obezite ve şişmanlığa bağlı hastalıklar, gün geçtikte yükselmektedir.’’

Bencilliğin, her taraftan Müslüman gençliğimizi (kız-erkek) farkı gözetmeden kuşattığı göz önünde alındığında, Ashab-ı Kiramı örnek alarak, aralarında olan münasebetlerinde bencilliği ellerinin tersi ile iten ve İsar ahlakı ile kardeşlerini kendi nefislerine tercih edecek kadar olgunluğa ermiş gençliğe ne kadar da ihtiyacımız var.

Asr-ı Saadette İsar ile ilgili yaşanan onca hadise var ki, insanın imrenmemesi elde değil. Bu sahnelerden bir kaçına gelin hep beraber şahit olup, nefsimize hisse çıkaralım.

Savaş alanında dönüp dolaşan bir tas su…

Ashab-ı Kiramdan Huzehfe (r.a.) anlatıyor.

‘’ Yermük savaşında yaralılar arasında amcamın oğlunu arıyordum. Yanımda biraz su vardı. Onu buldum, su ister misin deyince, isterim dedi.

Tam suyu vereceğim sırada biraz ilerden bir yaralı ‘’su’’ diye inledi. Amcamın oğlu suyu ona götürmem için işaret etti. Gittim baktım ki, Hişam bin As. Suyu ona vereceğim zaman biraz ilerden bir başka yaralı; ‘’su’’ diye feryat etti. Hişam bin As da suyu ona götürmem için işaret etti.

Bu sefer suyu ona vermek için onun yanına gittim. Yanına varıncaya kadar vefat etti. Hişam’ın yanına geri döndüm O da vefat etmiş! Amcamın oğlunun yanına koştum, onu da vefat etmiş buldum. Su elimde kaldı. Allah’u Teâlâ hepsine Rahmet etsin.’’

Ebu Hureyre’den gelen rivayet.

Allah’ın kendilerinden razı olduğu aile…

‘’Bir gün Hz. Peygamber’in huzuruna bir adam geldi ve açlıktan takatinin kesildiğini söyledi. Resulullah, (s.a.v.) hanımlarına bu adama bir şeyler vermesi için haber gönderdi. Hanımları evlerinde su dışında bir şey olmadığını söyleyince Resul’i Ekrem;

‘’- Bu gece bu adamı kim misafir edecek?’’ Dedi. Bunun üzerine Ensar’dan biri; (Ebu Talha olduğu rivayet edilmektedir)

-Ya Resulallah ben misafir ederim, dedi. O adamı evinde götürdü. Evde hanımına yiyecek bir şey bulunup bulunmadığını sordu. Karısı da yalnızca çocukların yiyeceği kadar bir şey bulunduğunu söyledi. O da;

-Öyleyse çocukları bir şeyle avut, sofraya gelmek isterlerse uyut. Misafirimiz eve gelince ışığı söndür, ona kendimiz de yiyormuş gibi gösterelim, dedi. Sofraya oturdular. Misafir karnını doyurdu. Kendileri karanlıkta yiyormuş gibi tasın içine kaşıklarını boş bir şekilde daldırıp daldırıp çıkardılar. Aç olarak yattılar. Sabah olunca ev sahibi Resulullah’ın yanına gitti. Resulullah (s.a.v.) Ona,

‘’-Bu gece misafirinize yaptığınızı sen mi anlatırsın, yoksa ben mi anlatayım deyince, O kişi Allah ve Resulu en iyisini bilir’’ dedi. Allah Resulü; ‘’Bu gece misafirinize karşı yaptığınız davranıştan, Allah razı oldu’’ dedi. Bu olay üzerine Allah’u Teâla Haşr suresinin 9. Ayeti Kerimesini indirdi.

Yaptığınız bir davranıştan dolayı Allah’ın (c.c.) sizden razı olması ve bu olay üzerine Ayet-i Kerime indirmesi ne büyük saadet, ne büyük izzet, şeref.

Rabbim, bizleri, çocuklarımızı ve bütün müminleri İsar sahiplerinden eylesin.

Allah’a emanet olunuz…

 

Yusuf SARUHAN

Son Yazılar
Bir cevap bırakın
Güvenlik Güvenlik sorusunu güncellemek için resime tıkla