KARDEŞLIK BAĞINI NASIL MUHAFAZA ETMELIYIZ

KARDEŞLIK BAĞINI NASIL MUHAFAZA ETMELIYIZ

İnsanoğlu yapısı gereği sürekli yanında birilerinin desteğini, ona yardımcı olabilecek birilerinin olmasını ister. Bunlar da genelde aile, eş, dost, akraba vs. gibi kişilerden oluşur ve elbette ki kardeşten. Bu bahsini ettiğimiz kardeşlik aile bağı ile olan kardeşlik değil ama. Öyle bir kardeş ki sizi kardeş kılan tek şey İslam… Arada hiçbir menfaat gözetmeksizin sadece yüce Rabbin rızasını gözeterek elde edilen saf ve kuvvetli bağ…

İslam çerçevesi dâhilinde kardeş olanlar bu güzel bağı muhafaza etmeye gayret göstermelidirler. Çünkü bu değerli ve birbirine iman ile kenetlenmiş olan bağı, şeytan kabullenmeyecek ve bu bağı koparmak için elinden geleni yapacaktır. İşte asıl önemli nokta burası. Peki, biz bu bağı nasıl muhafaza etmeliyiz? Öncelikle şunu bilmemiz gerekir ki öz kardeşler arasında dahi tatsız olaylar yaşanır. Ancak en nihayetinde tekrar orta yolu bulup bir araya gelirler. Öyleyse şunu kabullenmemiz gerekir. Şeytanın koparmak için canla başla çalıştığı bu bağı bizim de büyük bir titizlikle muhafaza etmemiz gerekir. Bu bağı muhafaza etmek için şu üç şeyi sürekli kendimizde bulundurmamız şart: İman, sabır ve hüsnü zan. Bunlar bizim bağımızı muhafaza eden duvarımızı oluşturuyor. Ve iman bu duvarın kilit taşı.

Kardeşimizin yaptığı bazı hal ve hareketler bizim hoşumuza gitmeyebilir. Bu gayet doğal bir durumdur. Ama biz böyle bir durumda nasıl davranmalıyız? Burada ” sabır” taşımız rol alıyor. Böyle durumlarda sabretmeli ve eğer düzeltilmesi gereken bir durum ise güzel ve yumuşak bir dille nasihat etmeliyiz. Ama doğasında olan bir durum söz konusu ise zaten asıl kardeşlik bu durumlara rağmen kardeş kalabilmektir. Karşılıksız sevgi demiştik ya, işte bunu göz önünde bulundurmalıyız. ”Ben haklıyım ama” kelimesini bir tarafa atmalıyız. Haklı olsak dahi… Zira bunun çözümü bu olmayacaktır. Neden kilit taşımız iman dedik. Çünkü bunu kabullenmek sağlam bir iman gerektirir. Her baba yiğidin harcı değildir bu tavrı sergilemek. Dolayısıyla sabır, iman çerçevesinde ilk taşımızdır. Gelelim ikinci önemli taşımız olan ”hüsnü zan”. İnsan hayatında öyle durumlarla karşılaşır ki say say bitmez. Ama dikkat edersek bu durumlarda hiçbir zaman aklımıza iyi, olumlu bir şey gelmez. Bunun ise tek bir nedeni var. Oda şeytan. Kardeşimizle de bazen bunlara benzer açıklama gerektiren durumlar yaşarız. Şeytan da bunu hemen kendi lehine çevirmek için elinde ne kadar malzeme varsa kullanır. Bizim için imtihanda burada başlar. Ya şeytanın dediklerine uyup kötü zan üzerinden bir sonuca varacağız ya da imanın gerektirdiği hüsnü zan üzerinden bir sonuca varacağız. Buda sabır gibi imandan ayrı bir şekilde asla mümkün olmaz. Zira bunları bir araya getirebilecek tek ve yegâne unsur imandır.

Kardeşlik bağını muhafaza etmek kolay değildir. Sorumluluğu ve bir ağırlığı vardır. Bu sorumluluğu da ancak iman ehli Müslümanlar yerine getirebilir. İman bizim kilit taşımızdır. Sabır ve hüsnü zan ise buna kenetlenmiş diğer önemli taşlar. Kilit taşının önemi ise o yerinden oynadığı veya çıkarıldığı vakit diğer taşlarda bir bir düşerler. Bu nedenle imanımızı kuvvetlendirmeli ve kardeşlerimizle aramızdaki bağı sağlam tutmamız gerekir. Son olarak şu güzel sözü aklımızın bir yerine not edelim;

Güzel kardeşlik hep yüreğimizin karşılık bulduğu muhabbet deryamızdır. Mesafeler gönüllerin uzak olduğu diyarlardır. Bizim ise gönlümüz, derdimiz, davamız, hayatımız ve hayallerimiz aynı kalbin çarpıntısıdır. Selam ve dua ile…

 

Son Yazılar
Bir cevap bırakın
Güvenlik Güvenlik sorusunu güncellemek için resime tıkla