KULUN ALLAH’A AŞKI

KULUN ALLAH’A AŞKI

Aşk, kulun yaratıcısına onu görüyormuş gibi samimiyetle ibadet etmesi ve teslimiyetiyle başlar. Dünyevi istek ve arzulardan sıyrılıp, maddeden vazgeçip manaya sımsıkı sarılarak; Allah-u Teâlâ’nın emrettiği ilahi yolda dosdoğru bir şekilde yol almaktır. Peki, kulun rabbine olan bağlılığının ve samimiyetinin ölçüsü olan teslimiyeti nasıl yaşaması gerekir?

Birincisi kendisine hayat metodu ve bir ölçü olarak Kur-an’ı örnek almalıdır. İkincisi ise onun resulü olan Hz. peygamberin hayat nizamını kendi hayatına geçirmelidir.

Eğer Allah-u Teâlâ’ya gerçek bir aşkla bağlanmak ve gerçek bir aşk duygusu yaşamak istiyorsak onun resulünü de aynı aşk ve aynı duygularla sevmemiz ve benimsememiz gerekiyor. Çünkü Allah-u Teâlâ Kur-an’ ı Kerim’de:” Eğer Allah’ı seviyorsanız bana(resulüne) uyun ki Allah da sizi sevsin.”                   (Al-i İmran/31) buyurmaktadır. Allah’a aşkın yolu aynı zamanda onun resulü olan Hz. Peygamberin hayatını öğrenip hayatımıza nakşetmekten ve o yaşantıyı insanlara da aksettirmekten geçiyor. İşte tüm bu uğraşlar ve mücadele, bir yerde kulun Allah’a olan aşkının bir ispatı ve ölçüsü olabiliyor. Bunun karşılığında bizim de kendimizi gözden geçirip, yaşantımızın muhasebesini yaparak Allah-u Tealaya karşı olan duruşumuz ve teslimiyetimiz ne kadar samimi ve ne kadar doğrudur gözden geçirmemiz gerekiyor.

Tüm bu hususlar için hayatımızın her alanında bir ölçü olmalı. Çünkü Allah’ın emrettiği hususlardan bir tanesi de, Müslümanın hayatında büyük öneme sahip olan ölçülü bir yaşam tarzıdır. Çünkü ölçüsü olmayan bir yaşam tarzında yozlaşma ve dağınıklık kaçınılmazdır. Böyle bir yaşantıyı ve aşkı elde edebilmek için de elbette ki sahih bir imana sahip olmamız lazımdır.

Düşüncelerimizi harekete geçirecek ve aktif yaşantımızda rol oynayacak, bizi; Allah’ın emrettiği çizgide tutacak, onun resulünün hayat nizamını benimsetecek aktif bir imana sahip olmamız gerekiyor. İman ise bir nevi; insanın, Allah-u Tealaya teslim olduğu kadar bir insanda bulunup bizi bu yolda bir mevkiye getirecek ve bize Allah’ın aşkını yaşatacak olan duygunun adıdır. Velhasıl,  gerçek bir mümin hayatının her alanında başarılı olmak istiyorsa sık sık imanını gözden geçirmeli ve Allah’ın aşkına mazhar olmak istiyorsa ilk önce o aşkı yaşamak istemelidir. O aşka giden yol da elbette ki İslami yaşantısındaki samimiyetine ve isteğine bağlıdır.

Yaşantımızda rabbimizin emrettiklerine ne kadar dikkat ediyoruz? Allah resulünün yaşantısı ve onun emirleri hayatımızda ne kadar yer edinmekte?

Zihnimizde sık sık bu soruların yer alması aynı zamanda Allah-u Tealaya olan aşkımızı diri tutacaktır. Aynı zamanda bizim İslami yaşantımızın da Allah’ın emrettiği bir yaşantıya denk gelmesini sağlayacaktır. Ve böyle bir yaşantıya sahip olduğumuzda Allah’ın bizi sevmesi gerçekleşecektir. Yani bizi zaten seven bir rabbimiz var ve onun bize olan bu sevgisi ayan olacak.

Rabbimiz ile olan bağımızın sürekli olması için onun sevdiklerini her şeyden daha çok sevmemiz gerekir. Hem dilde ikrar hem kalpte tasdik ederek teslimiyet ve imanla, Allah’ın kulunda görmek istediği kriterleri kendimizde meydana getirebiliriz. Böyle bir yaşantı dahilinde beşeri hayatın zevk-ü sefasından sıyrılıp ilahi aleme teslimiyeti gerçekleştirmiş olacağız.

Aşk odur ki yaratanı yaratılmıştan daha çok sevmektir ve aşk odur ki aşkın sahibine sadakatle boyun eğmektir.

MUSTAFA ÖZELÇİ

Son Yazılar
Bir cevap bırakın
Güvenlik Güvenlik sorusunu güncellemek için resime tıkla