MÜSLÜMANIN AHLAKI

MÜSLÜMANIN AHLAKI

Ahlâk konusu öylesine unutulmuş ve terkedilmiş insani bir yönümüz oldu ki son yüzyılda özelde bizi insan yapan, genelde Müslüman olduğumuza delil olan, terkedilmiş insani özellikler kataloğunun son sayfasında yer alıyor olması bizi derinden üzüyor ve büyük bir silkelenme, ayağa kalkma zamanının geldiğini haber veren, uyanışın farziyet arz ettiğini belirtmek istiyoruz.

Ahlâk, insanın doğuştan sahip olduğu fıtratında yer alan, Allah’ın insana bağışladığı bir nimettir. Ahlâkın aslında her insanda var olduğu fakat çevre, din, düşünce tarzı vb. bu durumu olumlu veya olumsuz etkilediği aşikârdır. Ahlâkın her insanda var olduğuna değinecek olursak; bir insan ilk doğduğu andan itibaren iyi-kötü, doğru-yanlış ve adaletli-adaletsiz gibi durumlara karşı nasıl tepkiler vereceği deneylerle kanıtlanmış insanoğlunun iyiye ve adalete meyilli bir fıtrata sahip olduğu ispatlanmıştır. Bir insan ahlak dışı bir durum sergilediğinde o kişiye “ahlaksız” diyoruz. Ahlâkın zıt bir tanımı yoktur. Aslında o bireyde ahlak var ama kullanmıyor veya körelmiş ve işlevsizleşmiş olduğundan dolayı ahlaksız denir. Peki, bir durum neye göre ahlâki olur hangi ölçüye göre ahlâki olup olmadığı belirlenir? Ahlâkın; sınırları, çizgileri, çerçeve ve limiti Allah’ın belirlediği esaslara dayalıdır. Allah, Hz. Muhammed(s.a.v) aracılığıyla Kur’an’da ahlâk ile ilgili onlarca ayet indirmiştir. Müslüman birey yaşadığı ve/veya yaşayabileceği her durumu Kur’an’a sunmalıdır. Bizler ahlakımızı Kur’an’a arz etmeliyiz. Yaptığımız ve yapacağımız her şeyi Kur’an’ın süzgecinden geçirmeliyiz ve bu konunun sünnetteki yerini, önemini iyi bilmeliyiz. Bizim en büyük rehberimiz ve önderimiz Hz. Muhammed(s.a.v.)’tir. Allah Kalem sûresinin 4.ayetti kerimesinde peygamberimize hitaben “Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin” diye buyuruyor. Biz Müslümanlar için Hz. Muhammed dışında bir ahlak timsali ve örneği aranması kesinlikle düşünülemez. Amacımız bu konuyu izah etmekten ziyade yaşadığımız çağda karşımıza çıkan ahlâki yozlaşmaya sebep olan, hâyâsızlığın, zinanın, anne babaya itaatsizliğin normalleştiği, insana “Allah var yok banane” dedirten, insana dünya hayatının aslında geçici bir yer olduğunu unutturan, insanı şeytanın ve nefsin tuzaklarına sürdükçe süren, insanı hayvandan daha düşük seviyelere düşüren, insana değer ve şeref veren İslam’ın yerini dünyevi istek ve arzuların aldığı, tamamen dünyevi heveslerle donanmış hedef ve gayeler uğrunda monoton ama sürekli bir gayret ve çaba içine sokan, terk edilmediği taktirde zamanla insana ölümsüz olduğunu ve diğer dünya için azık hazırlama amacını unutturan ahlak dışı eylem söylem ve düşüncelere karşı alınması gereken önlemleri masaya yatırmaktır. Bu sayılan önlemlerin, hepimiz için birer ödev ve sorumluluk olduğunu belirtmek istiyoruz.

 

1)Müslüman birey yaradılış gayesini iyi kavramalı;

Müslüman birey bu dünyadaki temel amacını asla unutmamalıdır. Ben neden buradayım, dünyadaki amacım ne, öldükten sonra beni neler bekliyor gibi soruları her zaman kendine sormalı ve bu sorulardan daha önemli soruların olmadığını iyi bilmelidir.

Bu soruyu iki ayetle cevaplandırmak mümkündür: “O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır.” (Mülk Sûresi/2) “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat Sûresi/56)

İnsanın temel yaradılış gayesinin imtihan olduğundan ötürü bu dünyanın rahatlık yeri olmadığını, çaba ve gayretin yeri olduğu, daima Allah’ın gözetiminde olduğumuzu asla unutmamalıyız. Müslüman birey kendini her zaman muhasebeye çekmelidir ve gaflete düşmemek için, şeytanın ve nefsin şerrinden daima Allah’a sığınmalı ve O’ndan yardım dilemelidir.

2)Müslüman bireyin kendini iyi tanıması; 

Bildiğiniz üzere her insan farklı bir karakter ve kişiliğe sahiptir. Müslüman kardeşlerimiz evvela kendilerini iyi tanımalıdır. Takdirimiz odur ki bu durumun, kendini tanımayan bireyin ahlâk temelini atacağı bina için müthiş bir engel ve barikat olacağı kesindir.

3)Allah’ın İpine Sarılmak; 

Burada kastettiğimiz şeyin Kur’an olduğunu tahminimizce çoğunuz anlamışsınızdır. Evet, Müslüman birey kendini Kur’an’a adamalıdır. Kur’an’ı çok okumalı, her âyeti en ince noktasına kadar bilmek istemeli ve bu doğrultuda çaba göstermelidir. Kur’an ile aramıza öyle bir duvar örüldü ki Kur’an ile münasebetimiz Ramazan ayına ve cenazede merhuma okunmaya indirgendi. Bununla birlikte namazla aramıza da duvarlar örüldü ve kıldığımız namazlar ruhumuza ve benliğimize sirayet etmez oldu. Böylece hem namaz kılıp hemde rahatlıkla günaha dalabilir bir duruma geldik. Eğer Müslüman birey namaz kılıpta ahlak dışı eylemlerde bulunabiliyorsa veya harama dalabiliyorsa ve bu bir sorun değilmiş gibi algılanabiliyorsa sorun çok büyüktür demektir. Ankebût Sûresi 45. ayette Allah; “Kitaptan sana vahy olunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar” diye buyuruyor. Müslüman birey nasıl olurda bu ayetten habersiz olabilir ki?  Nasıl olurda bu ayete rağmen İslam’ın çizdiği ahlâk sınırlarını aşmakta ısrarcı olabilir? Sorun aslında kılınan namazda. Okunan ayetleri bilmiyor oluşumuz. Namazlarımızı huşu içinde kılmıyoruz, namazda okuduğumuz ayetleri belki de önemsemiyoruz. İşte bu sebepten dolayı, namazlarımızı üstümüzde bir yükmüş gibi görmekten dolayı, namazlarımız bize engel olmuyor ahlak dışı bir durum sergilediğimiz zaman. Namazlarımıza çekidüzen verdiğimiz zaman doğal olarak ahlâk dışı eylemlerden ve düşüncelerden kurtulmuş olacağız ve kıldığımız namazlar bu duruma engel olacaktır Allah’ın izniyle.

4)Müslüman birey hayatın her alanında ahlâklı olmak zorundadır; 

Müslüman bireyler olarak nerde olursak olalım, kiminle birlikte olursak olalım daima Allah’ın gözetiminde olduğumuzu ve yaptığımız en küçük şeyin bile hesabına çekileceğimizi asla unutmamalıyız. Giyiniş tarzımızdan tutun konuştuğumuz kişiyi dinlememize kadar, her ortamda ve durumda bir Müslüman bireye yakışacak şekilde davranmakla mükellef olduğumuz her zaman bilinmelidir ve bu doğrultuda hareket edilmelidir.

5)Müslüman birey yerinde saymamalı daima ilerlemelidir; 

Müslüman kardeşlerimizin de takdir edeceği gibi bir Müslüman her yerde Allah’ın Kur’an’da belirttiği Müslüman tipolojisini hayatının her alanına tatbik etmeli, her ne yaparsa yapsın bu durumu Kur’an’a sunmalı ve bu doğrultuda yaşamalıdır. Müslüman birey her ortamda ve durumda İslâm’ın bir temsilcisi olduğunu ve bu temsiliyeti hakkıyla yerine getirmek zorunda olduğunu unutmamalıdır. Müslüman bireyler sosyal hayatta ilerleyebildiği kadar ilerlemeli ilime ve bilime açık olmalı, araştırmalı ve gelebildiği en üst seviyeye gelmelidir. Burada ki amaç dünyevi arzular ve makam mevki değildir elbette. Müslüman kardeşlerimiz İslâm’ın birer temsilcisi olduğu için daha büyük kitlelere bu ahlâki farkındalığı ulaştırmayı ve özelde birey olarak genelde toplum olarak ahlaki yozlaşmanın arttığı ve bunun normalleştiği bu çağda mevzu bahis duruma bir set çekmeyi kendine hedef ve gaye olarak belirlemelidir.

6)Allah’ın boyasıyla boyanmak;

“Biz Allah’ın boyasıyla boyanmışızdır. Boyası Allah’ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz ona ibadet edenleriz (deyin)” Bakara Sûresi-138

Müslüman bireyler olarak temel gayemiz Allah’ın boyasıyla boyanmak ve Resulullah’ın ahlakını ahlaklanmak olmalıdır. Bundan büyük gaye ve amaç olabilir mi bu dünyada? Bu dünyanın sıkıcı buhranlarından, sonunu düşündüğümüz aylık maaştan, iş sahibi olma arzusundan, para, mal, mülk sevdasından, kariyer ve makam aşkından, karşı cinsle beraberlik planlarından, şehvet ve nefsin sinsi isteklerinin doyumsuzluğundan, duyguları tatmin etme hastalığından, kalbi hastalıkların virüs gibi tüm vücuda yayılmasından kurtulmanın en büyük yolu ve en etkili çözümü Allah’ın boyasıyla boyanmaya çalışmak, bunu hedef ve amaç edinmekten başka ne olabilir ki?

Rabb’im hepimizi O’nun boyasıyla boyanmayı hedefleyen ve bu uğurda çaba gösteren kullarından eylesin ve hepimize İslâm ahlakıyla yaşamını sürdürmeyi hedefleyen kullarından eylesin. Bizleri o büyük günde alnı ve yüzü ak olanlardan eylesin.

Selam ve duâ ile…

 

Muhammed GÜRCEĞİZ

Son Yazılar
Bir cevap bırakın
Güvenlik Güvenlik sorusunu güncellemek için resime tıkla