NASIL BİR EĞİTİM MODELİ SEÇMELİYİZ-1

NASIL BİR EĞİTİM MODELİ SEÇMELİYİZ-1

Müfredatın yenilendiği bu günlerde herkesin konuştuğu nasıl bir eğitim sistemi seçmeliyiz. Türkiye’de uzun yıllardır doğru bir eğitim sistemi kurulamadı. Bir tarafta her sene eğitim sisteminde köklü değişiklikler yapan idareciler, bir tarafta ise deneme tahtasına dönmüş öğrenciler…

Eğitim sisteminin iyi olduğu ülkeler neyi doğru yapıyor? Finlandiya, Japonya, Singapur ve Güney Kore gibi ülkeler geçmiş senelerde kötü bir sisteme sahipken, olumlu bir dönüşüm ile birlikte oturmuş bir sisteme geçişi nasıl sağladılar? Bizim ülkemizde neden kalıcı bir sistem bulunamıyor.

Bu ülkeleri incelediğimizde bu ülkede yaşayan insanların dinlerine ve kültürlerine bağlı oldukları,1000 yıllık bir bilgiyi rahat bir şekilde okudukları, Dinlerine bağlı kişilerin rol-model olduğunu görüyoruz. Eğitim sistemlerinin dayandığı kaynaklarının kendi öz kaynakları olduğunu görüyoruz. Ülkemiz de kullandığımız kaynaklara baktığımız da ise kendi öz kaynaklarımız dışında her türlü kaynağı kullandığımız görülecektir.100 yıl önceki bir kaynağımız okunamamakta, eğitim metotları bilinmemekte, geçmişten kopuk, dinine, kültürüne düşman, hiçbir hedefi olmayan günlük sevklerin peşinde koşan bir nesil yetiştirildiğini görmekteyiz. Yeni nesil cinnet geçirmekte, uyuşturucu, alkol bataklığına düşmüş vaziyettedir. Toplumda güvensizlik en üst seviyeye çıkmış, insanlar kısa yoldan zengin olmanın peşindedir. Bu da bize gösteriyor ki eğitim sistemimiz hedeflediğimiz bireyi yetiştirmede eksik kalmaktadır.

Yaklaşık %95’in Müslüman olduğu ülkemizde en iyi  eğitim modeli Kur’an’a ve sünnette dayanan bir model olmalıdır. Bunu söylerken Fenni ilimler olmasın demiyoruz. Dünyadan, fenden, ilimden kopuk sadece ahirete yönelten eğitim modelleri eksik olacaktır ve bizi dünyadan koparacaktır. Her ikisini dengede tutacak bir model olmalıdır. Eğitimde bir felsefeniz olmalıdır, sürekli değişen eğitim sistemi değişen sınav sitemleri insanlarda güvensizlik yaratacak, insanların eğitime bakışı olumsuz olduğunda da iyi bir eğitim vermeniz hayal ürünü olacaktır. Bu yüzden kalıcı bir eğitim felsefesi kullanmamız gerekir. Medeniyetler kuran İslam’da eğitim modeli seçmemizde yardımcı olacaktır. Bir kaç maddede İslam’ın eğitim sistemi nasıldı açıklamaya çalışacağız.

1-Model Olma

Eğitimimizde en büyük sıkıntılardan bir tanesi, Eğitimcilerimizin iyi bir model olamamasıdır.

 -Eğitimcilerimizin veya rol model aldığımız kişilerin ahlaken kötü durumda olması.

-Topluma kendini kabul etmiş sanatçıların, şarkıcıların, siyasilerin söyledikleriyle yaptıklarının bir olmaması veya kötü alışkanlıklarıyla topluma sunulması.

-Sigaranın zararlarını anlatan doktorların bizzat kendilerinin sigara, alkol vb. alışkanlıklarının olması.

Yukarda ki örneklere baktığımızda ülkemizde toplumun kendine rol-model alabileceği kimsenin olmaması veya rol-model olarak sunulan kişilerin İslam’dan, kültürümüzden, değerlerimizden uzak olması bu bilinçli yapılan bir proje miydi yoksa toplumun değişen dünyaya ayak uydurmak istemesi mi?

Rivayetlere baktığımızda İslam peygamberinin insanlara nasıl bir yöntem uyguladığına bir bakalım.

Rasûlullah (s.a.v) bir şeyi emrettiğinde bunu evvelâ kendisi tatbik eder, ardından insanlar bunu örnek alır ve O’ndan gördükleri gibi yaparlardı. İşte Efendimiz’in (s.a.v.) talim metodları…

Hiç şüphe yok ki, bizzat yaparak ve tatbik ederek öğretmek, söylemeye ve anlatmaya göre daha çok tesir eder. Bu yöntem konunun anlaşılıp öğrenilmesinde daha tesirlidir. Örnek almayı daha çabuk sağlar. Hatıra gelebilecek farklı ihtimalleri ortadan kaldırır. Ayrıca davranışı uygulayarak öğretmek, doğal bir öğretme metodudur.

Allah Reûlü’nün en mühim ve en büyük eğitim  metodu da bu idi. Bu husûsiyet O’nun, getirdiği dinde doğru olduğunun en büyük delilidir. Çünkü bir emir getirmiş, bunu evvelâ kendisi tutmuş; bir şeyden nehyetmiş, bundan evvelâ kendisi uzaklaşmış; nasihatta bulunmuş, kendisi de hissedâr olmuş; korkutmuş, kendisi ilk korkan olmuş; ümidlendirmiş, ümid edenlerin önderi olmuş.

Efendimiz,  İslam’ı ilk anlatmaya başladığında muhataplarını ikna etmek üzere birinci delil olarak “örnek hayatını” göstermiştir. Safâ Tepesi’nde yüksek bir kayanın üzerinden Kureyşlilere seslenerek;

“–Ey Kureyşliler! Ben size, şu dağın eteğinde veya şu vadide düşman atlıları var; hemen size saldıracak, mallarınızı gasbedecek desem, bana inanır mısınız?” diye sordu. Onlar da hiç düşünmeden:

“–Evet inanırız! Çünkü şimdiye kadar seni hep doğru olarak bulduk. Yalan söylediğini hiç duymadık!” dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v), kendisinin Allah tarafından gönderilen uyarıcı bir peygamber olduğunu ilan etti. Sözlerine inanıp Allah’ın arzu ettiği gibi bir hayat yaşayanların ahirette son derece güzel mükafatlara nail olacaklarını, inkarcıların da pek şiddetli bir azapla karşılaşacaklarını, dolayısıyla bu dünyadayken o ebedî hayat için çok iyi hazırlanmak gerektiğini heyecanla anlattı. Ancak insanları yanlış inançlarından çevirmek çok zordu. (Bkz. Buhârî, Tefsîr, 26/2; Ahmed, I, 159, 111)

Dikkat edersek önce kendisi hakkında sorular soruyor, sorulardan sonra bir sonuca vardırarak öğretiyor. Yüzyılımızda yeni bulunan ve buluş yoluyla öğrenme olarak adlandırılan bu metod yaklaşık 1500 yıl önce Efendimiz tarafından uygulanmıştır.

 

Muhsin YILDIRIM

Son Yazılar
Bir cevap bırakın
Güvenlik Güvenlik sorusunu güncellemek için resime tıkla