O HALDE YÜRÜ KARDEŞİM

O HALDE YÜRÜ KARDEŞİM

Tarih 12 Aralık 2016, yer Halep. Rusya ve İran’ın işbirliğinde Suriye devlet başkan Beşşar Esed’in bombardımanına tutulan 100 bin Suriyeli 6 kilometrekarelik alana sıkışıp kaldı. Bir saatte 500’den fazla bomba yağdı başlarına, cesetler sokaklarda, insanlar açıkta kaldı. Kimyasal silahlarla, varil bombalarıyla katledildi insanlar.

Üstelik bu, yapılan katliamların ilki de değil. Öyle görünüyor ki son da olmayacak.

Bugün Suriye ordusunun kimyasal silahlarla yaptığı katliamlar, bize 34 yıl önce Hama’da yapılan katliamları anımsatıyor.

Tam 34 yıl önce, 2 Şubat 1982’de Suriye devlet başkanı Hafız Esed’in kardeşi Rıfat Esed’in komutasındaki 12 bin asker, günlerce kuşatma altına almıştı Hama’yı. 21 günün sonunda 70 bin insan katledildi, 800 bin Hamalı mülteci oldu.

Dün Hama’da Hafız Esed’in katlettiği insanların evlatlarını, bugün Halep’te oğlu Beşşar Esed katlediyor. Değişen ne o zaman? Değişen tek şey “zaman”…

Aradan 34 yıl geçmesine rağmen hala çocuklar ölüyor ve dünya neden üç maymunu oynuyor?

Bedeni kıyıya vuran Aylanlar, “sizi Allah’a şikayet edeceğim” diye ağlayan masum çocuklar, Ümranlar kalbimizi titretmiyor mu?

Halep’te insanlar ölüyor. Burada kar yağarken orada ölüm yağıyor insanların üzerine. Annesinin söylediği ninnilerle üzeri battaniyeyle örtülüp uyuması gereken çocuklar ölümün ninnisiyle uyutulup üzerleri kefenle örtülüyor.

Halep ölüyor, Halep’te insanlık ölüyor.

Duyuyor muyuz Halep’in sessiz çığlıklarını? Hissediyor muyuz acılarını yüreğimizde?

“Şam’da bir Müslümanın ayağına bir diken batsa benim ayağım kanar. Horasan’da bir Müslümanın ayağına bir taş çarpsa benim ayağım sızlar.” Diyen Ebu’l-Hasan Harakanilere çok mu uzağız?

Mazlumun canı yandığında âhı bize dokunmuyor mu?

Hani “unutursak kalbimiz kurusun” diyorduk; Unutmayacaktık Aylan’ı, Ümran’ı, kıyıya vuran bedenlerini, masum bakışlarını?

Unutmuyoruz(!) canı yanan masumları, duyuyoruz(!) çığlıklarını da ama hala üç maymunu oynayan dünyaya ayak uyduruveriyoruz.

Küfür tek milletken biz hala bir olamadık, diri olamadık. “Mü’min aynı delikten iki defa sokulmaz, ısırılmaz”ken biz defalarca aynı yerden ısırıldık.

Dün Hama yaşandı, bugün Halep yaşanıyor.

Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de insanlara defalarca “Siz hiç düşünmez misiniz?”, “Hala aklınızı kullanmıyor musunuz?” diye seslenir. Aklını, kullanmayanların akıbeti ortada. Biz aklımızı kullanmadıkça da daha nice Hamalar, Halepler yaşanacak; nice şehirler tarumar edilip masumlar katledilecek gibi görünüyor.

Dün Hama’dan ders çıkarmadık, bugün Halep’ten ders çıkarıp bu zulmü durduracağız.

Peki, bu zulmü nasıl durduracağız?

Yürüyeceğiz.

Hiç durmadan, “Allah’ın ipine sımsıkı sarılarak” yürüyeceğiz.

Ümitsizliğe kapılmadan; Sadece zalimin karşısında durarak değil, mazlumun da yanında olarak yürüyeceğiz.

Çünkü yürümemizi gerektiren sebepler, korkmamızı gerektiren sebeplerden daha fazla.

Böyle diyordu Aliya, Bosna Savaşı sırada: “Evet ben de korkuyorum. Ama yürümemi gerektiren sebepler korkmamı gerektiren sebeplerden daha fazla.”

O hâlde yürü kardeşim! Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin.

Vesselam…

Ayşe Nur AKDAĞ

Son Yazılar
Bir cevap bırakın
Güvenlik Güvenlik sorusunu güncellemek için resime tıkla