Özkan Yaman’la Risale-i Nur Üzerine Röportaj

Özkan Yaman’la Risale-i Nur Üzerine Röportaj

Öncelikle röportaj için müteşekkiriz. Bize Üstad Bediüzzaman Said-i Nursi’nin mücadelesinde, gençlerin rolünden bahseder misiniz?

 Üstad’ın evvela hayatındaki hız, gençlik dinamizmini anlatır. Çok küçük yaşlardan başlayıp son nefesine kadar bir durgunluğun, yavaşlama veya pasifliğin olmadığı bir ömür biyografisi, Müslüman gençlere verilmiş en etkileyici mesaj olsa gerek. Gençlik dönemi diye de isimlendirebileceğimiz Eski Said dönemi gençlere adeta şunu söyler:

Evvela inandığınız değerler uğruna yüce mefkureleriniz (idealleriniz) olmalı, sonra ümmet ve milletiniz için âli bir himmetiniz (derdiniz) olmalı.

Sonra enerjinizi, heyecanınızı ideal ve himmetiniz için sürekli proaktif kılmalısınız. Sürükleyen, cezbeden, çağıran, peşinden koşulan bir kararlılık ve azim gözlerden kaçmamalı.

Hedefleriniz için padişaha gitmeniz gerekiyorsa gidebilmeli, aşiretlere varıp şuurlandırmanız gerekiyorsa varmalı hem bir cephede savaş varsa geri durmamalısınız.

İman, azığınız; ilim, rehberiniz ve şöhretiniz; şecaat, sıfatınız olmalı. Diliniz ve milletinize ait fıtri değerlerinizden vazgeçmeden ve dininizin hiçbir rüknünden taviz vermeden koşmalısınız. Azalarınız harama düşmekten öte derdinizden başka hiçbir şey görmemeli, duymamalı, konuşmamalı, dokunmamalı, koklamamalı, tatmamalıdır.

Üstad’ın İman ve Kur’an mücadelesini hep gençler ve ruhu genç olan yaşlılar omuzlamıştır. Bu gençlerden Ubeyd gibi bazıları Üstad’ın arkasında savaşa katılmış şehid olmuş, kimi de Hafız Ali gibi Üstad’a bedel canını vermekten sakınmamıştır. İnkarın ve zulmün en koyu döneminde deccalizme karşı iman kılıncını çeken Üstad her yerde ve her vakit çevresinde kendini Üstad’a ve davasına vakfetmiş Zübeyir gibi gençler bulmuştur.

Risale-i Nur’un yazılmasında ve yaygınlaştırılmasında gençlerin emeğinin çok olduğunu biliyoruz. Gençler şu anda Risale-i Nur’a karşı (kullanılan dil bakımından) mesafeli duruyor. Gençlere Risale-i Nur sevgisini aşılamak için neler yapılabilir?

Risale-i Nur, ekseriyetle iman hakikatlerinin ispatı olduğu için bazı yerlerde yavaş okumayı yani mütalaa ve müzakereyi gerektirir.

Ancak diğer eserlerle de kıyasladığınızda dilinin hem sade hem de tatlı olduğunu farkedersiniz. Risale-i Nur, elbetteki bir roman değildir veya basit bir üslup ile yazılmamıştır. 130 parça ve 6 bin sayfalık bir külliyattan bahsediyoruz. Bugün hangi temel eser vardır ki bir çaba ve gayret gerektirmesin. Hangi tefsir veya hadis külliyatı vardır ki bitirmeniz için sabır ve sebat gerektirmesin. Hem kelime ve terkiplerin ağırlığı yerine dil ve beyan tatlılığı desek ve bu şekilde değiştirsek herhalde Risale-i Nur’a karşı önyargılarımız büyük ölçüde kırılacaktır. Tabiri caizse gerçekte sindirimi zor olan bir kebap için kimse ağır bir yemek demez. Mesela 9. Sözde geçen şu ifadeye bakalım “..O Rahman-ı ZülKemâl’in, o Rahîm-i Zülcemâl’in bâr-gâh-ı huzurunda hayret-âlûd bir muhabbet, beka-âlûd bir mahviyet, izzet-âlûd bir tezellül

içinde “Allahü Ekber” deyip sücûda gitmek..” Bu ifadede mefhumun hepsini anlamıyor olabilirsiniz ancak kulağa ve dile hoş gelen bir insicamıyla beraber size bakın o kadar geniş bir manadan haber veriyor ki, Rahman’ı dolayısıyla rahmeti, huzuru, hayreti, muhabbeti, mahviyeti, bekayı, izzeti, tekbiri, secdeyi iki satırda size hatırlatıyor. Diğer anlaşılmayan kelimeler için de sözlüğe bakmak herhalde çok zahmetli bir iş olmasa gerek.

Risale-i Nur sevgisini aşılamak için evvela küçük sözler gibi temsil metoduyla işlenmiş bölümler örneklerle zenginleştirilerek izah edilmeli ve dinleyene okutulmalıdır. Yine günümüzdeki şüphelere cevap veren mesela 13. Lema gibi bölümler, kardeşliği işleyen İhlas ve Uhuvvet risalesi gibi bölümler öncelikle okunması ve okutulması gereken yerlerdir. Tabi bir eseri okutturan saik, o eserin müellifine olan güven, itibar ve samimi bağlılıktır. Dolayısıyla Üstad’ın hayatını anlatan eserler de öncelikle okunmalıdır.

Risale-i Nur’a yeni başlayacak kardeşlerimiz için nasıl bir metod tavsiye edersiniz?

Önyargıyı atmak için, ‘anlamıyorum, ağır, zor’ gibi kelimelerin şeytanın vesvesesi olduğunu unutmasınlar. Çünkü imanın düşmanı olan şeytan, imanı kuvvetlendiren bir eserin okunmaması için mutlaka çırpınacaktır. İkincisi, okurken ilk başta lügate bakmak gerekir ancak aynı kelimeler zaten sıkça kullanıldığı için okumaya sabırla devam edildiğinde artık diline ve kelimelere aşina olunacak ve zahmet rahmete kalbolacaktır. Bunun da unutulmaması lazım. Üçüncüsü de halvettir. Yani gazete okur gibi kısa süreli ve yüzeysel bir bakış açısıyla değil okunacak kitaba, en az bir seferde bir saat veya 20 sayfa gibi insanın zihninin ve dikkatinin yoğunlaşıp merkezi hal alacağı kadar bir süre ayırmak gereklidir ki kitapla arada ülfet ve ünsiyet gelişsin.

Üstad’ın en çok gençlere dava şuurunu aşıladığını Risale-i Nur’lardan okuyoruz. 21. yüzyıl gençliğinin “dava ve şuur” konusunda Üstad’dan alacağı neler vardır?

Özellikle gençlerin imanının sürekli ifsad, küfür ve günah oklarına maruz kaldığı açıktır, dolayısıyla imanın takviye ve tecdid edilmesi için Risale-i Nur mutlaka okunmalıdır. İmanı zayıf olanların davasının güçlenmesi beklenemez. Kaldı ki, bugün kuvvetli zannettiğiniz imanınızın yarın karşılaşacağınız bir imtihanda nasıl çürük ve temelsiz olduğunu anladığınızda iş işten geçmiş olabilir.

Hem özellikle; mesela Küçük Sözler, İhlas ve Uhuvvet risalesi, Hücumat-ı sitte risalesi, 23. Söz, Lemalar ferdi ve ictimai şuur için ilaç hükmünde bölümlerdir.

Buralardaki izahları başka bir eserde bu tarz bir güzellikte bulmak kolay değildir. Cepte, çantada taşınmalı telefonda sürekli okunmalıdır ki davamıza bağlılığımız zayıflamasın, şuurumuzu şüpheler söndürmesin.

Son olarak söz&kalem dergisi okurlarına neler tavsiye edersiniz?

Dergiyi zengin içeriğiyle başarılı buluyorum. Bugün ne okursanız sadece kendi geleceğiniz değil tüm toplumun geleceği ona göre inşa olacaktır. O yüzden sürekli genç kalmak ve kılmak için imanı, ümidi, şevki, ruhu, davayı, derdi genç tutacak alimlerin ve günümüzün, bölgemizin, kısaca bizim olan Üstad’ın eserlerini nefse, şeytana aldırmadan ve zor demeden kendilerini ilk başta biraz zorlayarak okusunlar, bir süre sonra zaten bırakamayacaklar.

Çalışmalarınızda başarılar dilerim…

Özkan YAMAN kimdir ?

Sivas’ın Gürün ilçesinde doğdu. Orta öğrenimini Malatya Akçadağ Öğretmen Lisesinde, üniversiteyi ise Konya Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesinde tamamladı.Konya ve Siirt’te öğretmenlik yaptı. İslami davadan 5 buçuk yıl Medrese-i Yusufiye’de kaldı. Yine 5 buçuk yıl Konya Mustazaf Der Şube Başkanlığı yaptı. Doğruhaber gazetesi ve Amed Haber gazetelerinde makaleleri yayınlanmaktadır. Risale-i Nur’da Kardeşlik Esasları isminde bir kitabı, Arapça Öğreniyorum isminde de görsel eseri bulunmaktadır. Üç yıldır Rehber TV’de aile konulu Saadet-i Dareyn, Nurdan Hüzmeler ve Arapça Öğreniyorum programlarını hazırlayıp sunan Özkan Yaman, dört çocuk babasıdır.

Son Yazılar
Bir cevap bırakın
Güvenlik Güvenlik sorusunu güncellemek için resime tıkla