Psikolojik Sorunların Çözümünde İslam Modeli: STRES

Psikolojik Sorunların Çözümünde İslam Modeli: STRES

Bismillahirrahmanirrahim

Değerli Söz ve Kalem dergisi okuyucuları, yazımızın bu ayki bölümünde stresi konuşacağız.

Bu kez farklı bir başlangıç yapalım, empati kurarak yazımıza başlayalım.

Şimdi bir sorunla karşı karşıya kaldığınızı düşünelim.  Sorun üstesinden gelinmeyecek kadar zor değil, fakat kolay hemen, kolayca çözebileceğimiz bir şey de değil. O anda hissederiz?

Zor sorunlar karşısında, üstesinden gelemeyeceğimizi düşündüğümüz an çoğu kez titremeye başlıyoruz, terliyoruz, nefesimiz kesiliyor ve sağlıklı düşünme yetimizi bir an kaybediyoruz.  Elbette bu tür bir durum, bizi sadece fiziksel ve biyolojik olarak ketlemiyor. Aynı zamanda bağışıklık sistemimizi, sindirim sistemimizi ve sinir sistemimizi de etkiliyor.

STRES nedir?

Bireyin kendini huzursuz veya baskı altında hissettiğinde verdiği fiziksel, zihinsel, duygusal ve davranışsal tepkiler bütünüdür.  Bu sözlükteki tanım. Fakat stres hepimiz için aynı anlamı ifade etmeye bilir. Peki, stresin bizdeki tanımı nedir, neden stres tanımı kişiden kişiye değişiyor?

Stresli yaşam olaylarının tümü aynı kaynaktan beslenmez. Her meslek grubundan, her statüden insanın beslendiği kaynak farklıdır. Bizler basit olarak stresi tabii ve gayr-i tabii olarak ikiye ayırabiliriz.

Peki, ne demek tabii ve gayr-i tabii stres?

Eğer stres tepkisi herkes için stres oluşturabilecek bir durumdan sonra ortaya çıkmışsa bu tabii bir strestir.  Düşünün (üniversiteli bir öğrenci için) kötü geçen bir vize sınavından sonra dersten geçmek için finalde yüksek bir not alması gerekiyorsa (tabii bunun için çok çalışması gerek) yaşayacağı böyle bir stres tabii bir strestir.

Fakat stres her zaman bu kadar masum olmayabilir. Bazı insanlarda hiçbir neden yokken stres ortaya çıkabilir. Mesela kimimiz için sadece ve sadece stres kelimesinin içerisinden geçtiği bir cümle stres hormonlarını tetiklenmesi için yeterlidir. Bu, limon denince ağzımızın sulanması gibi bir şeydir. Fakat bu iki durum, sonuçları itibariyle birbirinden çok farklıdır.

Stres genelde tek dolaşmaz,  birçok fizyolojik ve psikolojik sorunu da beraberinde getirir. Reflü, migren, kalp spazmı vb. fizyolojik birçok rahatsızlık stres temelli olabilmektedir. Bununla beraber kaygı bozukluğu, depresyon ve sanrısal bozuklukların gelişiminde de stres bir risk faktörü olabilmektedir.

Araştırmalar orta-düşük düzeyli stresin başarıyı pozitif yönde etkilediğini göstermiştir. Optimum düzeyde stres kişiyi tetikte tutmakta, olası tehlikelere karşı hazır olda olmayı sağlamaktadır.

Maksimum düzeyde stres ise (kontrol edilmediğinde) hem fizyolojik hem de psikolojik tahribatlara yol açabilmektedir.

İnanç –Stres ilişkisi

Stres yönetiminde İslam nasıl bir role sahip?

Daha takvalı olunca strese daha az mı giriyoruz?

Bunu anlamak için günlük hayatımızda bizi strese sokan belli başlı faktörleri gözden geçirmemizde fayda var.

İnsanlar genellikle neden strese giriyor?

Mesela daha başarılı olmak ve işinde yükselmek için diğerleriyle bir yarış ve rekabet içerisine olan biri, işlerinde rekabet yerine işbirliğini seçen (cemaat olan) birine göre, elbette daha fazla risk altındadır. Rekabet eden bir insan ne kadar çalışırsa çalışsın performansını yeterli bulmaz ve çıtayı yükseltmeye çalışır. Kendi kapasitesinin üstünde bir beklenti içerisinde olan bir insan mesela. Elbette bu durum bir krize yol açacaktır. Beklentiler, gerçekler ve stres!

Bir diğer şekilde ise yaşadıklarını kabullenemeyen, yaşadıklarını ve yaşayacaklarını kafaya takan, zihninde büyüttükçe büyüten biri…

Evet, gerçekten inanç strese karşı bir bariyer görevi görüyor. Stresin hızını, şiddetini azaltıyor. Meseleler karşısında daha derin düşünmemizi sağlayarak bizi rahatlatıyor.

İslam barış ve selamet anlamına geldiği için yapısı itibariyle kolaylıklarla dolu bir dindir. Bu gün strese yol açan faktörleri kuran penceresinden yeniden anlamlandırdığımızda birer risk faktörü olmaktan çıktıklarını görmekteyiz.

Çok bilinen 3 farklı stres kaynağı vardır.

Bunlar:

Fiziki çevreden kaynaklı  (Hava kapalılığı, hava kirliliği, Sıcaklık-Soğukluk, radyasyon,  gürültü ve kalabalık vb.),işten kaynaklı ( Zamanla yarışma, ağır iş yükü, iş ortamında alınan büyük sorumluluklar, rollerdeki sık değişim ve belirsizlikler, kararsızlık, iş tanımlarındaki eksiklikler, gece işi, yoğun iş vb.),psikososyal özelliklerden kaynaklı  ( İşten çıkarılma/işini kaybetme ya da iş değişikliği, hamilelik/doğum, evlilik veya boşanma, iş hayatına başlama, ergenlik dönemi, ciddi hastalıklar/yaralanmalar, okula başlama, okuldan mezun olma, iş bulamama, evde işlerin aksaması ve karşılaşılan aksilikler. Menopoz/andropoz, trafikte sıkışmak aile bireylerinden birinin kaybı,  başka bir şehre ya da ülkeye taşınmak, akademik başarısızlık,  okul değişikliği, taşınma, savaş halinde ya da doğal afet sırasında ölüm riski vb.)

Fiziki çevreden kaynaklı streste strese yol açan sebepler bizden kaynaklı olmayan sebeplerdir.  Üzerinde kontrol sağlayabilmemiz pek mümkün olmasa da koruyucu tedbirlerle önlem alabilmekteyiz.

Şehir hayatı, fiziki çevreden kaynaklı stres için tetikleyici bir role sahiptir. Doğadan, topraktan ve doğal hayattan uzaklaşan insan, kendini şehrin kalabalığında kaybetmiş, stresin kucağına itilmiş insandır.

Betonlaşan dünyada insanlar yüce Allahın yarattığı şeylerle daha az muhatap olmakta, suni şehir ortamında, kendi kimliğini özünü yitirmektedir.

Son dönemde popülarite kazanan yoga/meditasyon, kişinin kalabalıklardan uzaklaşıp kendi iç dünyasına dönmesini ve doğayla bütünleşerek üzerindeki negatif yükü atmasını yardımcı olmaktadır.

Bu tür yöntemlerin faydası ve kalıcılığı tartışılsa da Hinduizm’den gelen bu tür dini ritüeller bin yıllardır yapıla gelmekte ve inananlara (sözde) şifa dağıtmaktadır.  Farklı dinlerde buna benzer birçok dini ritüelle karşılaşmak mümkündür.

Peki, İslamda hangi ibadet yoga veya meditasyona denk gelmektedir ya da gerçekten böyle bir ibadet var mıdır?

 

Gece Namazı (Teheccüd) 

Ey örtüsüne bürünen, Az bir kısmı hariç olmak üzere, geceleyin kalk: (Gecenin) Yarısı kadar. Ya da ondan biraz eksilt.  Veya üzerine ilave et. Ve Kur’an’ı belli bir düzen içinde (tertil üzere) oku…(Müzzemmil 1-4)

Meditasyon hali bizlere daha çok uzlet halini hatırlatmaktadır. Kendini dünyalıklardan uzaklaştırmış, kendi iç âlemine çekilmiş birinin meditasyona benzer bir durum içerisine girdiği söylenilebilir fakat uzlet hali amaç ve yapılış itibariyle meditasyondan bütünüyle farklıdır.

Uzlet halindeki biri âlemden uzaklaşmaz, âlemle bütünleşir. Uzlettin temel hedefi tam bir tefekkür ve tekâmüldür. Bu durum sadece evliyalara, şeyhlere has değildir. Ramazan ayı içerisindeki itikâf, . Bununla beraber gece ibadeti (teheccüd) kişinin kendiyle baş başa kaldığı, Allah’ı çokça zikrettiği, tefekkür ettiği gün içerisindeki zaman dilimidir.

Diğer faktörleri göz ardı etmesek de stresin bu yüzyılımızda en bariz nedenini psikososyal etkenler oluşturmaktadır. Nedir bu psikososyal etkenler?

Psikososyal etkenler çok çeşitlidir. Bir dönem içerisinde bizi strese sokacak birden fazla sorunla mücadele etmek zorunda kalabiliriz. Örneğin ilk gençlik döneminde (18-24 yaş) bir birey işsizlik, sosyal uyuşmazlık, belirsizlik vb. strese yol açabilecek sorunların tümünü aynı anda yaşayabilir. Bunun aksine geç yetişkinlik dönemindeki  (55 -70 yaş) bir birey çok daha farklı psikososyal kaynaklı sorunlar yaşayabilir. Hakeza aynı yaş grubundaki bir bayan ve erkeği strese sokabilecek psikososyal stres kaynağı farklı olabilir. Biri için önemsiz olan bir durum (veya olay) bir başkası için stres düzeyinde önem taşıyabilir.

Bugün daha çok stresin psikososyal boyutuyla mücadele ediyoruz.  Bizi genellikle doğrudan etkileyen bu 1. Derece yakın olaylar bizi önce strese sokuyor (eğer baş edemezsek), sonrada kaygı ve depresyonun eşiğine getiriyor.

Stres, insan, İslam…

Kuranı Kerim Stres’i Nasıl Tanımlamaktadır?

Stres’i apaçık bir şekilde görebileceğimiz ayet sayısı pek azdır. Zaten stres daha öncesinde bir belirsizlik hali, felaketleştirmenin akabinde kaygıyla beraber veya kaygıdan sonra ortaya çıkan bir durum olduğu için genellikle kaygıyla bir arada olduğu görülür.

Tevbe 118. Ayette stres içerisinde 3 kişinin bekleyişleri şu şekilde tasvir edilir.

Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları da kendilerini sıktıkça sıkmış, böylece Allah’(ın azabın)dan yine O’na sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı.”

Burada belirsizlik ve kaygı bir bekleyiş içerisindeki bu üç kişide bir stres halini ortaya çıkardığı söylenebilir.

Yine aynı surede (Tevbe 25) Huneyn günü anlatılırken önceki ayete benzer şekilde bir ruh hali tasvir edilmektedir.

Andolsun, Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yardım etmiştir. Hani, çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, fakat (bu çokluk) size hiçbir yarar sağlamamış, yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Nihayet (bozularak) gerisin geriye dönüp kaçmıştınız.

Bu ve benzeri ayetler bildiğimiz veya çokça yaşadığımız stres halini yansıtsa da İslam terminolojisinde stresin tam tanımı bu değildir.

Kuran sayısız konunun işlendiği ve her gün biraz daha gençleşen, gelişen bir kitaptır. Bununla beraber Allaha iman eden bir Müslüman diğer insanlara nispeten farklı bir ruh-beden dünyasına sahiptir. Müslüman da olsa beşeri yönüyle, stresli olaylar karşısında karşında strese girebilmekteyse de, çok kez inancı gereği diğer insanlarınkinden bambaşka dert ve endişeler taşımaktadır. Sonuç olarak, farklı şeylere kızabilmekte, strese girebilmektedir. Bir Müslüman’ı strese sokan meselelerin büyüklüğü gibi, onu teskin edecek ve bütün ümitsizlikleri, korkuları, belirsizlikleri ortadan kaldıracak şeylerde bir o kadar büyüktür.

Bakara 155. Ayeti kerimesi bu durumu güzel bir şekilde ortaya koymaktadır.

Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele

Ayette geçen korku, açlık, mal, can, ürünlerden kısma bizleri strese sokabilecek, psikolojik travmalara yol açabilecek, gündelik yaşamda karşılaşmamız olası farklı stres kaynaklarına dikkat çekmektedir.

Ayetin devamında yaşanması olası bu zor, sıkıntılı olaylar karşısında ortaya konulacak tavır ve bu tavrın mükâfatı açıklanmaktadır.

Ey iman edenler! Sabır ve namazla Allah’dan yardım isteyin. Muhakkak Allah sabredenlerle beraberdir (2/153).

Onlar başlarına bir musibet geldiği zaman: “Biz Allah’a aidiz ve sonunda O’na döneceğiz.” derler. İşte onlar var ya, Rablerinden, mağfiretler ve rahmet onlaradır. İşte hidayete erenler de onlardır (2/156-157).

Bu anlamda bir Müslüman’ın yaşayacağı sıkıntı, bu sıkıntının akabinde ortaya koyacağı tavır diğer insanlarınkinden farklıdır.

Sonuç

Peki, bir Müslüman olarak stres karşısında tavrımız tam olarak nasıl olmalıdır?

Stres karşısında büyük resme odaklanmamız gerekmektedir. İnsanın büyük vazifesi, hareket alanın genişliği, kapasitesi sivrisinek nispetinde küçük fakat mide bulandırabilecek meselelere odaklanmamalı, bir bardak sudan fırtına kopartıp kendimizi ve ehlimizi bunun içerisine çekmekten kaçınmalıyız.

Görmek istediğimize değil görmemiz gereken şeye odaklanmalıyız.  Bizi strese sokan şey veya gerçekte bir kuruntudan mı ibaret yoksa gerçek bir karşılığı var mı?

Bu tip olaylar karşısında tahammül sınırımız nasıl? Gerçekten bütün imkânlarımızla stresin üstesinden gelmeye çalışıyor muyuz yoksa zihnen zaten mağlup muyuz?

Bütün bu sorulara cevap vermemiz gerekmektedir.

Stres anında yapılabilecek belki en zor şeylerden biri, durup sakin kafayla düşünmektir. Muhakkak ki bu hiç kolay değildir. Çünkü stres sağlıklı düşünmeyi engellemektedir.

Stres tedavisinde yine en iyi yöntem savunma mekanizmasını güçlendirmektedir. Psikolojik sorunlarla mücadelede islamın bize tavsiye ettiği modeller, modern psikolojiyle mukayese edildiği zaman zirve bir noktadır. Bu temel sebeplerinden biri modern psikolojini stresi bugün dahi bireysel, şahsi bir sorun olarak ele almasıdır. Yani stres bir grubun sorunu değil sadece ferdin sorunudur. Diğer bir önemli neden modern psikolojide stres kaynakları tanımlanırken çerçevenin oldukça dar tutulması sorunudur.  İnsanın iç âleminden uzak adeta ruhsuz bir anlayışa sahip olan modern psikoloji anlayışı bu gün dahi ruhu maddeye kurban etmekten çekinmemektedir. Modern psikoloji bugün ancak,  ruhun kapı eşiği olarak kabul edebileceğimiz bilişsel yapımızla tanışabilmiştir. Bu durum ancak flört aşamasındadır. Eğer modern psikoloji kalıp yargılarından kurtulmaz ve bu çizgide devam ederse -üzücü olan- en az bir yüz yıl daha yerinde saymaya mahkûm olacağı bu kapının etrafında dolanıp durmaya devam edeceğidir. Merakını yitiren ve zamanla klasik bir döngünün girdabında dönüp duran bir psikoloji anlayışının insanlığa kazandıracağı çok şey yoktur.

 

Ramazan DİRİ

Son Yazılar
Bir cevap bırakın
Güvenlik Güvenlik sorusunu güncellemek için resime tıkla