SORGULAMA, BİLİNÇLENME VE TAZELEME ÇERÇEVESİNDE İMAN

SORGULAMA, BİLİNÇLENME VE TAZELEME ÇERÇEVESİNDE İMAN

Bismillahirrahmanirrahim.

İman inanmaktır, güvenmektir, teslimiyettir ve muhakkak Rabbe inanıp O’na ve O’ndan gelenlere güvenmek, emin olmaktır; kendini, Rabbinin emanetinde, O’na ulaşana dek emin tutmaktır. Ancak O’ndan eman dilemektir.

Evet, iman şüphe istemez fakat bilinç ister, sorguladıktan sonra teslimiyet ister ki ancak bu şekilde taklidi iman tahkiki bir imana dönüşebilir. Nitekim Üstad Said Nursi(r.a) bu konuyla ilgili çok değerli bir tespit yapmış ve “İman hem nurdur, hem kuvvettir. Hakiki imanı elde eden kâinata meydan okur.” demiştir. Çünkü tahkiki, bir başka deyişle hakiki, iman insanı kabre imanla sokar ki bu onun gücünün ebediyetine işaretidir; ebediyet, bir müminin en önemli imani dayanağıdır. Taklid zulmün ve küfrün karşısında direnemez, yıkılır fakat tahkiki iman ise karşısındaki zulüm ve küfrü yıkar.

Sorgulama, sorma işidir; akletmek ve öğrenmek gerektirir. Elbette iman, akıl ve vicdan birliğinin zemininde oluştuğu için bunlardan asla bağımsız değildir. Sorgu kaynağı dinin asli kaynaklarıdır, Kuran ve Sünnet’tir. Bunları algılamamıza yardımcı selefi salihindir. Sorgulamaksızın edilen iman kısırdır, eksiktir, taklididir ve yıkılmaya çok müsaittir; sağlamlaşmaya muhtaçtır, sorgulatılmalıdır, olgunlaştırılmalıdır, Allah Rızasının galibiyetine şahit olmalıdır. Ancak bu şekilde tahkike dönüşür.

Bilinç; algıların şuurlulaşmasıdır, maddi ve manevi imani sonuçları uyandırmaktır. Nitekim Rabbimiz “İnsanlar, denenip imtihandan geçirilmeden, sadece ‘İman ettik.’ demekle bırakılacaklarını mı sanıyorlar? . Andolsun ki biz, onlardan öncekilerini de sınamıştık. Allah, elbette doğru olanları ortaya çıkaracaktır; keza O, yalancıları da mutlaka ortaya çıkaracaktır.” (Ankebut- 2,3) buyurmuştur. İman her iddia gibi ispat ister. Bilinç, imanın ispatıdır, yaşama uyarlanmış halidir. Ayette vurgulandığı gibi bilinç uyandırmayan iman yalana işaret eder. Ve bilinç farzdır.

İman tazeleme, yerine yenisini koymak değildir. İmanı güçlendirmektir. Tembelleşen, taklidleşen imanı uyandırmaktır, ona hakkı haykırtmaktır. Bu kemalata atılan büyük bir adımdır. Bu işlem en güzel, insanın çevresini imanlılaştırması ve iki gününü bir etmemesi ile mümkündür.

Bu üçlem her Müslümanın olmazsa olmazıdır. Çünkü temeli olgun bir iman ile atılmayan din algısı yozlaştırır, bozar. Davetçi ise yönlendirip vesile olmak istediği iman algısını bu çerçevede kurmalıdır. Ve her daim bilinmelidir ki zafer inananlarındır.

Tahkiki imanı elde edenlerden olma ve bu bilinçle hep taze tutulan imana sahip olabilme duasıyla. Vesselam…

MUHAMMED ENES GÜNEN

Son Yazılar
Bir cevap bırakın
Güvenlik Güvenlik sorusunu güncellemek için resime tıkla