ÜMMET İÇERİSİNDEKİ DİRİLİŞ DALGALARI: İSLAMİ HAREKETLER

Bu yazı dizisiyle; Orta Doğu başta olmak üzere İslam ülkelerinin hemen hemen tamamında kendi toplumlarında bir şekilde filizlenen İslami hareketler konu edinilecektir.

Bu hareketlerin faaliyetleri mercek altına alınacakve bu aksiyonların toplum üzerindeki etkileri çalışmaalanımıza dâhil olacaktır. Bu yazı dizimizde sosyolojikbir vakıa olan ve marjinalliğin aksine toplum ileçok sıkı ve derin bağlar kuran İslami hareketlerin, ortayaçıkışındaki psikolojik etkenler, sosyal faktörler incelenecek;hedeflerine ulaşmak için kullandıkları metotlar irdelenecek, ‘bir İslam toplumu oluşturma amacını’ gerçekleştirmedekibaşarı şansları tartışılacaktır. Yine başlangıçtabelirledikleri hedefler ile gelinen durum arasındakisapma, ölçülmeye çalışılacaktır.

Böyle bir çalışmaya bizi sevk eden etkenlerin başında;hiç şüphesiz İslami hareketlerin kendi toplumlarıüzerindeki etkileri ve toplum üzerinde bıraktıklarıderin izlerdir. Toplumlara şekil vermede, onları istediğiyöne kanalize etmede, bu hareketlerin gücü yadsınamaz.

Yine bu aksiyonların toplumdaki gençliği hareketegeçirmedeki gücü, sosyolojik bir vaka olmak ile beraberbiz gençliğin bu alana olan ilgisini de arttırmıştır. Zatenbu hareketleri inceleyen her araştırmacı görecektirki bu hareketlerin çekirdek kadrosunu hep gençler oluşturmuştur.İşte bu önemli mezkûr sebep, genç olmamızhasebiyle birlikte bizi bu araştırmayı yapmaya sevk eden

etkenlerden bir diğeridir.Yine biz gençleri bu alana yönelten bir diğer sebepise; Arap Baharı dediğimiz -belki de uzun yıllardır benzerinerastlanılmayan- halk ayaklanmalarıdır.

Tunus ilebaşlayan Mısır ile devam eden bu ayaklanmaların başaktörlerinin İslami hareketler olduğu ve hatta asıl aktörlerinde bu hareketler içerisindeki genç kadro olduğu gerçeği, bu alana olan ilgimizi arttırmıştır. Yine bu devrimateşinin ilk kıvılcımının bir genç tarafından çakılmışolması ve devrim meydanlarında ezici çoğunluğungençlerden müteşekkil olması bir gerçeklik olmakla beraberpek dikkat çekicidir.

Gerçekleşen ayaklanmaların ve akabinde gelen devrimlerin;bezdirilmiş, yoksul bırakılmış, hakları ellerindenalınmış mustaz’af halkın öfke patlaması yaşamasıyla kaçınılmaz bir hal aldığı, bu ayaklanmaların kendiliğindengeliştiği,İslami hareketlerin bu ayaklanmalarda etkisininolmadığı düşünülebilir. Aslında bu düşünceye sahip kişilerinçok derin sosyolojik bir yanılgı içerisinde olduğu

kanaatindeyiz. Entelektüel bir düşünceye sahip her insanınkabul edeceği bir gerçeklik vardır ki; oda şudur: Hiçbirdevrimin, halk hareketinin; gelişigüzel, belli bir merkezdenyönlendirilmeksizin başarıya ulaşma şansının olmayışıdır.

Bu hakikatin göz ardı edilmesi, maalesef İslamihareketlerin toplumları örgütlemedeki ve istenilen

hedefekanalize etmedeki etkisinin de görülmesine engelolmaktadır.Bu açıklamalardan sonra konumuza dönecek olursakşunu söyleyebiliriz ki, İslami hareketler olgusu özellikle20. yüzyılın ikinci çeyreğinde kendinden söz ettirmeyebaşlamıştır.1930’lu yıllar ile beraber İslamihareketler;‘İslami bir toplum oluşturma’ ya da ‘İslam ilkeleriile yönetilen bir yönetim tesis etme ‘ gibi gayelerle

yola çıktılar. Genel olarak hedefleri aynı olmakla beraber,bütün İslami hareketlerin mezkûr hedefe ulaşmakiçin aynı yöntem ve metodu kullandığı söylenemez. Aslında bu tabii bir durumdur.

İslami hareketlerin farklışartlarda, ülkelerde ve zamanlarda ortaya çıktığı gerçeğigöz önüne alınırsa, elbette ki bu farklılıklar, hedefeulaşmada farklı yöntem ve metotlar gerektirecektir. Amaunutulmamalıdır ki yola çıkış gayeleri; ‘İslami bir toplumtesis etmek’ olan bu hareketler, zamanın şartlarınacevap verecek şekilde yenilenen dinamik hareketlerdir.

İşte bu hareketlerin iç dinamikleri bilinmez ise; bu hareketlerdeğerlendirilirken yanlışa düşülmesi kaçınılmazolur. ’’Bu iç dinamikler; İslam’ın Kuran ve Sünnet’te dilegetirilmiş bulunan temel hüküm ve değerlerdir. Bunlar;toplumların İslam’dan uzaklaşması ölçüsünde ya da emperyalistişgal ve müdahaleler yolu ile İslam’ın siyasalhükümlerinin uygulamadan uzaklaştırılması da; inananların ‘malları ve canları’ ile çabalamaları gerektiğiniifade eden siyasal içerikli kavramlardır. Bu çabalar, ister1930’ların Mısır’ında olduğu gibi; İngiliz sömürgeciliğine,ister 1970’lerin İran’ında olduğu gibi; Şah diktatörlüğünekarşı, isterlerse 1980’lerde Afganistan’da, 1990’lardaÇeçenistan’da ya da 2000’lerde Irak’ta olduğu gibi yabancıişgalciye karşı başvurulmuş olsunlar, aynı dinsel köklerden

neşet etmişlerdir. Bu bakımdan anlamlı bir tutarlılıkve tekrarlılık arz eder’’ (Alev Erkilet-Orta Doğuda Modernleşme ve İslami Hareketler s:9/10)

Bu açıklamalardan sonra İslam’i hareketler ile ilgili birkaçhususa değinmeden geçmeyeceğiz.

1)İslami hareketler incelenirken bu hareketlerin kendilerinehas iç dinamikleri göz ardı edildiği takdirde, hareketlerianlamak zorlaşacaktır. İslami hareketler toplumsalhareketler olmakla beraber Tocqueville, Davies,Marx gibi batılı düşünürlerin mantalitesiyle bu hareketlereyaklaşırsak, bu hareketleri objektif bir bakış açısıylainceleyeceğimizi iddia edemeyiz. Çünkü bu hareketlerinkendine has yapılarını anlamak harici bir değerlendirmeyledeğil bilakis bu hareketler ile beraber iç dinamiklerinide ortaya çıkarabilecek dâhili bir değerlendirmeylemümkündür. Çünkü harici kriterler temel alınarak yapılacakbir değerlendirme, kesinlikle sağlıklı bir değerlendirme olamayacaktır. Bundandır ki bu hareketleri araştırırkenözgün bir yaklaşımı tercih etmek zorundayız.

2)İslami hareketlerin çıkış gayeleri bir olmak beraberkendilerine has özellikleri de mevcuttur. Dolayısıylabütün İslami hareketleri kendi şartları ve zamanlarıgöz önüne alınarak değerlendirmek gerekmektedir. Tekbir gözlükle ve bir yaklaşımla bütün hareketleri aynı kriterlerevurarak değerlendirmek sağlıklı bir sonuca varmamızaimkân vermeyecektir.1928’de kurulan İhvan-ıMüslim’in hareketini incelerken Mısır’ın o günkü şartlarınıgöz ardı edemeyeceğimiz gibi, Cezayir’de 1989’dakurulan İslami selamet cephesinin(FİS) siyasi başarısını irdelerken o günkü Cezayir toplumunun nabzını tutmadangeçemeyeceğiz. Yine gerek Hizbut-Tahrir olsun gerekde Hizbullah ve Hamas olsun her birinin ortaya çıkışmaceraları kendilerine özgüdür.

3) İslami hareketleri incelerken silahlı eylemleri tasvipedip bu eylemlere başvuran ya da bundan kaçınanİslami hareketler olarak sınıflandırdığımızda bunları 3gruba ayırmamız mümkündür.

  1. a) Silahlı eylemleri kesinlikle tasvip etmeyen hareketlerki buna Hizbut-Tahrir örnek verilebilir.
  2. b) Silahlı eylemleri tek ve doğru yöntem olarak kabuledenler. Mısır’daki Cihad grubu gibi.
  3. c) Silahlı mücadeleyi yeri geldiğinde, ihtiyaç olduğundabir seçenek olarak gören, ya da fiili bir işgale maruzkalındığında başvurulabilecek bir yöntem olarakgören hareketler ki buna İhvan örnek verilebilir. NitekimHasan El-Benna’nın, Filistin’in kurtuluşu için Filistin’ekendi talebelerini askeri eğitimden geçirip göndermesibuna örnektir.

4)İslami hareketler, içinde bulundukları toplumlaçok sıkı bağları olan hareketlerdir. Elbette istisnai bir durumolarak toplumdan kopuk olan bazı hareketler de mevcuttur.

Lakin bunların sayısı çok azdır. İslami hareketler,çoğu zaman toplumun büyük bir kısmı üzerinde etkioluşturabilmiş; yeri geldiğinde de toplumlarını hareketegeçirmişlerdir. Nitekim İran devriminin öncüsü İmamHumeyni’nin İslami hareketinin arkasında, milyonlarlaifade edilebilecek bir halk kitlesi vardı. Yine, İhvan’ın Mısırhalkı üzerindeki etkisi yadsınamaz. Hatta Arap Baharıdediğimiz halk devriminin özellikle Mısır ayağında; halkıörgütleyen ve harekete geçirenin İhvan hareketi olduğuhakkında neredeyse görüş birliği vardır.

Yine yapılacakseçimlerde -şayet özgür bir ortam sağlanırsa- İhvanın%50’nin üzerinde oy alacağını, İhvan’ı sevmeyen batılıaraştırmacılar bile dile getirmektedir. Filistin örneğinde;Hamas’ın girdiği ilk seçimde %65 gibi bir oy alması iddiamızıdestekler mahiyettedir. Cezayir’deki 1991 seçimlerinde

İslami Selamet Cephesi (FİS) adlı Hareketin %85 gibi çok yüksek bir oy alması,yine şu günlerde Tunus’taki Nahda hareketinin devrim sonrası yapılan ilk seçimlerde%40 gibi bir oy alması İslami hareketlerin marjinal bir yapıya sahip olduğu iddiasını savunanların tezlerini çürütmeye yeter de artar.

Yusuf Çelik – Ekim 2013

Son Yazılar
Bir cevap bırakın
Güvenlik Güvenlik sorusunu güncellemek için resime tıkla