ÜNİVERSİTEYE YENİ BAŞLAYAN KARDEŞİME

ÜNİVERSİTEYE YENİ BAŞLAYAN KARDEŞİME

Biliyorum; heyecanlı ve son derece mutlusun. Haklısın, zira kendine belirlediğin “Üniversiteli Olmak” hedefine ulaşmak için emeğini, yüreğini verdin. Başkaları mâlâyâni işlerle zihnini ve gönlünü meşgul ederken, sen hedefe kilitlenmiş, istikametini belirlemiş ve yarın hayrete düşmemek için bugün gayrete düşmüştün. Şimdi daha iyi anlıyorsun değil mi; “Gece karanlıkta kalmamak için, gündüz kandili hazırlamak gerekirmiş.”
Bu günlerde, coşku ve heyecandan müteşekkil yaşadığın bütün zaman dilimlerinde, belki de yaşamının bütün ırmaklarının zirvede olduğunu düşünüyorsun.
Bir anda “En çok beklenen, en beklenmedik anda gelendir.” misali, karamsarlığının üstüne doğru hızlı ve coşkun akan bir ümit selinin gelip, hayatın dermanı çekilmiş kollarına su vermesi gibi ‘Şehrin içinde, hayatın ortasında’ bir sevgi yumağı gibi seni kapsamış…
İnsanlık ailesinin maddeten ve mânen belki de en derin travmalarını yaşadığı bir çağın genç bireyi olarak; imtihan yollarının en ağırlarından birisi olan üniversite hayatının henüz başındasın. Çıktığın bu yol, başından sonuna çetin ve derin zorluklarla ve ruhu imha eden unsurlarla çepeçevre kuşatılmış olabilir. Bununla birlikte bu yol; sana ve sevdiklerine iki dünya mutluluğunu ve şerefini yaşatacak, aklını ve ruhunu ihyâ edecek, Allah katında melekleri bile kıskandıracak muhteşem bir yol da olabilir. “Herkesin anlatılmaya değer bir hikâyesi vardır.” diyerek, hiç istemesen de, sana anlatılan samimi, gerçek hikâyeleri, verdikleri nasihatleri, sabırla dinlemekten asla vazgeçme!
Çoğu kez, ruhunu parçalara ayıran geçici bir sıkıntının anlık esiri olsan da uyku ile uyanıklık, düş ile gerçek, yalan ile doğru arasında duyduğun bir cümle hayatının ışıksız kalmış köşelerini aydınlatmaya neden olabilir.
Unutmaman gerekir ki? Yaşadığın bu süreçte kulaklarına ve kalbine bazı fısıltılar, gözlerine bazı ışıltılar gelebilir. Aklına ve idrakine gem vurmak isteyen, sen düşünme ben senin yerine düşünürüm diyen, seni faydalandırdığı şeylerin faturasını, tüm hayatın boyunca boynuna asmak isteyenler olabilir. Elinden Allah’ın kitabını alıp, sen bunu anlamazsın al şu kitabı oku diyen, okulun başında başlattığı mensubiyeti, okulun sonunda mecburiyete ve mahkûmiyete devşirmek isteyen, seni Allah’a değil kendine çağıran insanlarla karşılaşabilirsin. Senin cebine ve bloke ettiği aklına talip olup; hür iradene, soru ve sorgulamalarına düşman olan, dost görünümlü sinsi insanlar önüne çıkabilir. Birileri seni cennete çağırırken bu insanlar seni cinnete çağırabilirler. Sen uyanık olacaksın! Kim sana, yaşadığın ana isyan etmeni öğütleyen, şükrünü unutturan anlamsız masallar anlatıyor, sonra da cümlelerine serpiştirdiği zehirli harflerini yanına alıp ateş yollarında yürümeye devam ediyorsa, bu kaybolmuş kişiden biran önce kurtulup kendi yoluna gitmeyi de sakın düşünme! Bir insanı kurtaranın, bütün insanlığı kurtardığını öğütleyenlerin nasihatlerini, kendini bilmez insanların gereksiz cümlelerinin yerine kendi heybene yükleyebilirsen, elbette ki “Seni öldürmeye gelen, sende hayat bulacaktır.

”Biliyorsun “boş vermek hiçbir şeydir ve hiçbir şey boş vermek kadar anlamsız değildir. ”İlim olmayan toplantılar ve geziler, hayr ve davet olmayan arkadaşlıklar, hem dünyada ve hem de ahrette senin için hüsran olacaktır. Zamanını kimin için harcadığına ve bu zamanda neyi kimin için
yaptığına iyi bak. Zamanı Allah için mi, yoksa hevanla, hevesinle ya da zamanın ve ilmin kıymetini bilmeyen arkadaşlarınla mı harcıyorsun? Zaman Allah uğrunda harcandığı zaman ibadettir ve bunun dışında bir şey için harcandığında ise, israf ve nefse zulümdü. Yarın bu zulümden ötürü hesaba çekileceksin. Unutma! Asla umutsuz olma! Hayatının bir gün güzel olacağını elbette ki düşün! Ama bunun hiçbir şey yapmaksızın, sorumluluk almaksızın, çaba harcamaksızın olmayacağını kesinlikle unutma. Sonuçta bedelini ödemeden kazanılan bütün özgürlüklerin aslında seni daha çok esir ettiğini hiçbir zaman aklından çıkarma. Çünkü özgürlük, bedeli gerçekten çok ağır olan bir mücevherdir. Bu yüzden zihin özgürlüğü kolay kolay kimsede bulunmaz.
 “Oku!” emrini bilmişken ve ilk duyduğunda hayretle irkilmişken kitaplardan bu kadar uzak durma!
Elin kaleme, düşüncelerin kelimelere tutundukça yazmaktan vazgeçme!
Bir şeyleri düzeltecek kadar bilgi ve tecrübeye sahipken, boş vermeyi seçme! Hoşgörülü olmak dururken, tahammülsüz olmayı kendine yakıştırma! Artık hayata atıldın, ipler senin elinde, bunu bütün hayatına yaymalısın. Kendiişlerini kendin hallet. En kısa sürede bir öğrenci evine çık; kendi hayatını idame ettirmeyi ve başka insanlarla beraber yaşamayı öğren. Bir yetişkin gibi davran; işlerin, insanların, davaların sorumluluğunu yüklen. Hayatta karşılaştığın problemleri başkalarının çözmesini bekleme. Okuldaki eğitimin yetersiz olduğunu mu düşünüyorsun, bunu değiştirmek için bir şeyler yap. Sokakta gördüğün mülteciler vicdanını mı sızlatıyor, harekete geç. Bu dünyayı farklı bir yer yapacak olan sensin, çoğunlukla yalnız başına olacaksın, ama bir şeye gerçekten inandığında samimi dava arkadaşları bulacağına da emin olabilirsin.

                          

Karanlığa itiraz ederken, yıldızları seyretmeyi ihmal etme!

 

Enes ÇETİN

Son Yazılar
Bir cevap bırakın
Güvenlik Güvenlik sorusunu güncellemek için resime tıkla