UYUŞTURULMUŞ VİCDANLAR VE MANEVİ İŞGAL

UYUŞTURULMUŞ VİCDANLAR VE MANEVİ İŞGAL

Hamd, vicdanlarımızı olması gerekene meylettirici bir modelde yaratan Allah azze ve celle’ nin üzerine olsun. Salat ve selam maneviyatını hergün kıldığı gece namazı ve yaptığı yetmiş defalık istiğfarlar ile sağlamlaştıran Resulullah’ın üzerine olsun.

  1. yüzyılda toplumsal değişimin seviyesini tespit edecek olursak birden fazla değişken faktör önümüze çıkmaktadır. Eğitim, sosyo-kültürel yapı, çevre ve teknolojik yönden ayrı ayrı ele alınması bu değişimi kavramamızda bize yardımcı olacaktır.

Toplumun eğitim düzeyi elde edilen bilgi ve belgelerin artmasından dolayı aynı oranda artmış veya en azından kişisel çabaya bağlı olarak artmış görünmektedir. Yalnız eğitim ve öğretim adına hazırlanmış bu bilgilerin arka planında ne tür yönlendirmelerin olduğu hiçbir şekilde ifade edilmemektedir. Bu ifade edilmeyiş kesinlikle bilginin tarafsızlık ilkesi çerçevesinde sunulduğu manasına gelmesin hatta tüm insanlığın aydınlanması adına yapılan fedakarca çalışmalar olarak hiç mi hiç anlaşılmasın.

Evet cahillik kötü bir şeydir ama bilgi edinimiyle beraber sinsilik adına veya yükselmek için birbirini ezmek adına kullanımı daha kötü bir şeydir. Varoluşsallığımıza anlam yüklemek adına bilgi edinimi olumlu bir adımdır ama temellendirmelerimizi karmaşa ve bilinememezlik üzerine yapmak işi yokuşa sürmektir. Yine aynı şekilde dünyadan güncellik namına ve kültürel anlamda haberdar olmak güzel bir şeydir ama öğrenimlerimizi üstünlük çabası içinde husumete götürecek tartışmalarda kullanmak bilgiyi belaya çevirmekten öteye gitmeyen zararlı uygulamalardır.

Yani günümüzde uluslararası çapta bilgi servisi kesinlikle hakikate ulaştırma amacı gütmemektedir. Sadece insanın fikir özgürlüğüne sahip biri olduğu havasını vermek içindir. Bu havayı vermek bile onlara çok gelecek ki kısa süre sonra metafiziksel olağandışılık çerçevesinde bir ”KAOS” gündemiyle zihinleri olamayacak şeylere yönlendirir ve yönlendirmekle de kalmaz aynı zamanda inandırır.

Bilgiyle olan bu değişimin kökünde,  insanların harekete geçme potansiyeli yüksek vicdanlarını, yapılması gereken bir şeylerle uğraşıyormuş gibi göstermek. Ne yazık ki birçok kişi bu tuzağa bilerek veya bilmeyerek düşmektedir, ortaya da kocaman uyuşturulmuş vicdanlar korosu çıkmaktadır. Tabi buraya kadar bahsettiklerimiz kendini bilinçli gören kişilerle alakalı. Şimdi de uyuşturulmuş vicdanları da içine alan bir manevi işgal operasyonuna değinelim.

Hissiyatını takva rüzgarlarının dokunuşuna teslim etmiş hassas fıtratların, hızı günde 300 insan cesedini yere seren binlercesinin aklını başından alan yüz binlercesinin vahşileşmesine neden olan bir kasırgayla olan mücadelesi. Evet irfani yöne karşı şeytani hazlar, tasavvufi ruha zıt azgınlaştırılmış şımarık cesetler.

Manevi işgal İslam topraklarına sistematik bir şekilde sokulmaya çalışılmış bunun karşısında en önemli tepkiler direnişçi Müslüman şahsiyetlerin kıyamıyla yanıtlanmıştır. Bu bastırılmıştır ama bizim için şiar niteliğini aldığı için hedefine ulaşmış kabul ediyoruz.

Ama kıyamların bastırlması ve haklı direnişlerin meşru olmayan yöntemlerle imhasıyla beraber içten çökertme yöntemlerine başvurulmuştur. Belli bir sürecin ürünü olan akıllı telefon, televizyon dizileri, internet, savaş oyunları üzerinden yapılan bağımlılık ile dört bir taraftan ümmet özünden koparılmaya çalışılıyor. Özgür yaşam, bireysel isteklerin her şeyden önemli kılınması, çıplaklığın meşrulaştırılması, itaatsizliğin haklılığı, inkarın rahatlaştırılması, komikliğin yaygınlaştırılması vs. temel politikaların harfiyyen tatbikiyle oturtulmuş bir düzen ile karşı karşıyayız. Bu savaş sinsi bir savaştır, toplumsal yozlaşmayı uzun bir zamana ve zemine yaymaktadır.

Müslüman fert bu korkunç durumun farkında olmalıdır. Sistematik anlamda manevi işgal çoktan başlamıştır ve uyuşturulmuş vicdanlarla gün geçtikçe farklı seviyelerde bu derinleştirilmektedir. Bunun karşısında durabilecek yiğitler vardır. İHYA-TECDİD-ISLAH metoduyla fert fert bu savaştan kurtarılmayı bekleyen milyonlarca insan vardır. Kuşkusuz mücadelemiz de uzun bir zamanda ve zeminde gerçekleşecektir.

‘Kesin bir bilgiyle inanacaklar için yeryüzünde ayetler vardır. Ve kendinizde de, hala görmüyor musunuz?'(zariyat20-21) Ayet oldukça açık bir şekilde ifade etmiştir ki Allah’a dayalı sistem bize her türlü çözümü etkili bir uyanışla ve manevi doyuma ulaştıracak tefekkür ortamıyla halkedilmiştir, kendimiz de buna dahil olmak üzere. Yok edici bir kasırga etkisine sahip böylesi bir tehdide karşı kasırgayı da içinde barındıran dünyanın içinde bulunduğu Güneş sisteminin de dahil olduğu milyonlarca galaksilerin kontrolü Allah’a aittir. Dayanağımızı ona göre belirlemeliyiz. Güç dengesinin azametli gayretlerle nasılda değişeceğine tarih şahitlik etmiştir biz neden etmeyelim?

Maneviyatın mutmainliği her nevi zikirle sağlanmalı öncelikle bunun gerekliliğine inanılmalı. Vicdanları İslam’ın vadettikleriyle diriltmeli. Ol diyerek yapan, zatı yüce Allah’a güvenimizin daim olması dileğiyle…

 

Yunus UFUK

Son Yazılar
Bir cevap bırakın
Güvenlik Güvenlik sorusunu güncellemek için resime tıkla