Yapım Tekniği Sürdürülebilir Mimarlıkta Nasıl Bir Rol Oynar?

Yapım Tekniği Sürdürülebilir Mimarlıkta  Nasıl Bir Rol Oynar?

Sürdürülebilir mimarlığın temel amaçlarından bir kaçı çevre ve enerji sorunlarının azaltılması ve habitatın korunması ile ilgilidir. Yapılar yaşamları boyunca doğal enerji kaynaklarını kullanmakta, insan ve tüm canlı türlerinin yaşamı için gerekli olan suya, havaya ve toprağa olumsuz etkilerde bulunarak ekosistem içindeki doğal döngüyü geri dönüşü olmayacak biçimde etkilemekte ve çevreye zarar vermektedir.1 Bu bağlamda sürdürülebilirlik yapıyı; ekolojik, ekonomik sosyal ve kültürel bazda ele alır. Yapı ve tasarımda genellikle temel alınmayan ekolojik faktörler; insan faktörüne endeksli olduğundan; önem gösterilmeyen sağlık, doğa ve çevre etkileşimini olumsuz yönde etkiler. Çünkü Türkiye’de tüketilen enerjinin %75’ini kömür, petrol ve doğalgaz gibi yenilenemeyen enerji kaynakları oluşturmaktadır. Bu tüketim zamanla ileriye dönük verimsizliğinin nedeni olmaktadır. Buna binaen bina yapımında tüketilen enerjinin %50 ‘si ve suyun % 42’si bina yapımında veya kullanım sürecinde harcanmaktadır.2 Bu nedenle sürdürülebilir mimarlık kapsamında, yapım tekniğini, enerji korunumu -dönüşümü ve bunlara bağlı olarak malzeme bilgisi bu alanda değerlendirilmektedir. Elbetteki bu üç unsurun birbiri içerisindeki etkileşimleri mevcuttur. Yani malzemenin cinsi yapıyı etkilerken zamana bağlı olaraktan da enerjiyi ve bunu binâ eden yapım tekniğini de etkiler.

Yapım Tekniği: Enerji- Malzeme

Yapım tekniği; enerji, malzeme ve günümüzdeki teknolojinin yanı sıra çevresel faktörlerin tasarım ve detaylara olan etkileri ile başlar. Bu da yapım tekniğinin, yapı tasarımına uygun enerjiyi ve süreci belirlemesine olanak sağlar. Çevresel faktörlerin mimari tasarım sürecinde ki etkisi iklim, yön ve hâkim rüzgâr gibi değişken fiziksel çevre verileridir. Fakat enerjiyi etkin ve verimli kullanmak ve geliştirilmesine yönelik kararlar almak mimari tasarım olanağını artırır. Aynı zamanda yapının çevresel koşullarındaki etkisinin düşünerek yapıya uygun ısıtma-soğutma-havalandırma ve doğal aydınlatma ile ilgili ön koşulların belirlenmesi; yapı performansını artıran ve enerji korunumunu belirleyen ölçütlerin de aşamalarını belirlenmesine ve uygulanma sahasının hazırlanmasına olanak sağlar.

Yapı kabuğu ve yapı formunun konumu, topoğrafya, iklim, manzara, hâkim rüzgâr gibi fiziksel çevreyi verilere uygun olarak organize etmek, enerjinin bakım ve onarım maliyetlerini etkilemekle beraber yapıyla ilişkili olaraktan hastalıkların, atık ve kirliliğin azaltılmasına ve atıkların değerlendirilmesine de olanak sağlamaktır. Buna binaen sürdürülebilir, geri dönüştürülebilir ve çevreye duyarlı yapı malzemelerinin kullanımı yapı ürünlerinin verimliliğini etki ederken, ileriye dönük ise insan ve sağlık faktörünün iyileşmesine de etki etmektedir. Çünkü konforun, yapı bileşenlerinin dayanıklılığı (donatı, tuğla, beton, kolon, detay noktalar, döşeme ve temel yapıları vb.) ve esnekliğin attırılması (Olası hasarlara karşı erken haber verme) sağlanarak sağlıklı mekânların üretimi gerçekleştirebilir.

Yapım tekniğinde enerjinin faktör olduğu bir durumda malzeme önemli bir etken iken; bunu geliştiren ve ilerleten teknolojik ilerlemedir. Doğal ve yapay malzemelerin değişkenliği bunu etkileyen faktörler arasındadır. Kerpiç, tuğla, ahşap ve taş gibi malzemelerin kullanımı çevre koşullarına göre şekillenmektedir. Fakat bunun biraz ilerisine gitmek istersek; teknolojik bağlamda prefabrik üretime de ele alabiliriz. Bu şekilde hızlı üretim doğal veya bilinen yapım tekniğinin yanı sıra farklı formları oluşturan ve gün ışığını-rüzgâr yönünü belirleyen faktörlere de etki edilmesi sağlanabilir. Yapım tekniğinin gelişmesiyle beraber kerpice, tuğlaya ve bundan sonra ki yapay üretimlerin oluşturduğu beton, betonarme ve çelik gibi malzemeler ile yapıda istenilen verim elde edilmeye çalışılmıştır. Fakat bunların mekân kurgusu daha önce belirtiğimiz gibi çevresel faktörlerin etkisi ile nem, ışık, ses-su-ısı yalıtımı ve korunumuyla gerçekleştirilebilir.

Sürdürülebilirlik; kendi kendini besleyen ve ilerleten yapıların kapsadığı bir alandır. Yapım tekniğinin geliştiği evrelerde enerji üzerinden su ve elektrik tasarrufu sağlamak sürdürülebilir gelişme evresidir. Geniş ölçekten veya özel bir ölçekten bakıldığında tasarlanan yapılarda güneş panelleri yerleştirmek ve gün ışığını en çok alan cephelere fotovoltaik paneller ile bir enerji dönüşümü gerçekleştirmek sürdürülebilirliğin teknolojik ilerleme evresini göstermektedir. Buna binaen iç mekânın klimatik bir etki göstermemesi için güneş kırıcılar ile bunu azaltma yönüne de gidilmesi sonraki alternatifleri de oluşturmaktadır.

Sürdürülebilirliğin başka bir ilerleyiş biçimi ise buna eklemlenen atık suyun geri dönüşümüdür. Atık suyun geri dönüşümü çevresel veya yapı etki alanını kapsar. Yani maliyet ve yenilenebilir enerji kaynaklı olarak küçük çaptaki şehirlere de etki edebilir büyük çaptaki şehirlere de etki edebilir. Bu durumun en basit ilkesi çevresel faktörleri (kayalık alan, kuraklık, yeşil alan vb.) uygun kullanmaktır. Atık su dönüşümü daha küçük çaptaki yapılarda olması da olası bir durumdur. Çünkü kontrol alanın azaltılması etki alanını kolaylaştırır. Buna binaen kısıtlı alandaki atık su için gerekli imkânların sağlanması büyük ölçekteki kanalizasyonlara minimal etki yapılmasına olanak sağlar. Bu şekilde atık suyun dönüşümünde en basit olanak, sulama işinde gereksiz su tüketimini de önüne geçilmiş olur.

Yapım tekniğini oluşturan faktörlerden; yapı kabuğu, formu ve çevresel verilerin konumu ve tasarımdaki dış havayı iç mekâna yönlendirecek ve gelen rüzgârı cephede yönlendirebilecek sistemlerin oluşumudur. Çünkü kabuk konum ile beraber organize edilmesi yapıyı fiziksel olarak korumayı, tasarımı, toplumu ele alış biçimleri; sağlık ve konfor bağlamında ki insanı ele alış biçimi gibidir.

Yapım tekniğini doğrudan etki etmesi gereken bir başka faktör ise ekolojik habitatların oluşumu ve bu bağlamda güneş enerjisinin optimum derecesinde faydalanma aşamasıdır. Habitatı oluşturan etkenlerden biri ise malzemedir. Yapıdaki malzemeye karar vermek yenilenebilir enerjinin kullanımı ve korunumun yanı sıra az bakım ve onarımının getirmesine de olanak sağlamasıdır. Bu durum ilerideki tasarruf yapılarının önünü açmaktadır.

Yapım tekniğinin konuşulmayan başka bir tarafı ise detaydır. Çünkü detayların uygun yapılmadığı müddetçe biz ne enerjiden ne malzemenin devamlılığından ve bunun akabinde ne de sürdürülebilir mimarlıktan bahsedebiliriz. Çünkü mimarlık detayların oluşturduğu bir kavramlar bütünüdür. Başka bir açıdan da özelden genele doğru olan bir yöneliştir. Bunu örneklendirirsek; pencere ve cam gibi yapı elemanlarının yapıya entegre biçimi, aynı nitelikteki malzemelerin bir arada kullanımı(Ahşap cevizin ahşap ceviz ile onarımı, ahşap kalıplarının ahşap vidalar ile entegre etmek, kendi yöresine ait taşın kendi yöresine ait veya buna benzer bir taşla onarımı veya değiştirilmesidir.) yapı tekniğinin detay kısmana girmektedir. Aynı zamanda yapay ışık kaynaklarının mekâna verdiği mekânsallık kurgusu da yapıya etki etmektedir.

Sürdürülebilir mimarlıkta yapım tekniğini genel olarak fiziksel etkiler üzerinden açıklamaya çalıştık fakat bunların en önemli etkisi insan ve insanın da kabul gördüğü sağlık ve konfor üzerinde ki oluşum biçimleridir.

 

Kaynakça:

  • 2 Politeknik Dergisi -Journal of Polytechnic- Cilt:14 Sayı: 2 s. 121-134, 2011

 

Ahmet ŞİMŞEK

Son Yazılar
Bir cevap bırakın
Güvenlik Güvenlik sorusunu güncellemek için resime tıkla