Çağdaş Hurafeler

Çağdaş Hurafeler

Bizleri yoktan var eden yüce Allah (c.c.), peygamberleri aracılığıyla tüm insanlığa bir din, inanç, yaşam biçimi sunmuş ve bu doğrultuda bizden kendisine kulluk etmemizi istemiştir. Esasen Rabbimiz insana dünyaya geldiği andan itibaren inanma, tapınma duygusunu yüklemiştir. İnsanların bir kısmı Allah’ın elçileri olan peygamberlerin hak çağrısına kulak vermiş, fıtratında olan inanç duygusunu doğru bir şekilde yaşamış; çoğunluğu oluşturan insan toplulukları ise Resullerin mesajını bir kenara bırakarak yanlış inanışların, sahte ilahların peşinden gitmiştir.

Tarih boyunca yeryüzünün çeşitli noktalarında nice topluluklar dünyaya gelişlerinin nedenlerini bir inanca yormuş, buradan hareketle dünyadaki mutluluğun kaynağının inanç temelli yaşam biçiminde olduğuna kanaat getirmiştir. İnsanlığın içinde bulunduğu inanç arayışı vahiy eksenli olmadığında toplum yaşamında hurafe dediğimiz kör inanç, taassubiyet, bağnazlık gibi durumlar vuku bulmuştur. İnsanların inanma, kulluk etme güdüsünü istismar etmek üzerinden kimi fikir ve akımlar türemiş, din temelli olmayan ritüellere kutsal kılıflar giydirilmiştir. Böylece inancın özü ve ruhu yerine şekilcilik ve gösteriş ön plana çıkarılmıştır.

Şeytan ve dostları Allah’ın elçilerinin tebliğ ettiği hak dinlere inanan insanlar arasında hurafe ayinlerin yaygınlaşması adına uğraşlar vermiş, ne yazık ki bu yolda epeyce mesafe kat etmişlerdir. Hz. Musa’nın tebliğ ettiği Musevilik (Yahudilik) ve Hz. İsa’nın tebliğ ettiği İseviliğin (Hıristiyanlık) de zaman içerisinde sinsi bir şekilde içi boşaltılmış, gerçek dışı bilgiler sonradan eklenmiş, her iki dinde de hakikatte hiçbir karşılığı olmayan bazı ayinler kutsanmaya başlanmıştır. Bu iki semavi din hurafe bilgilerin merkeze konması itibariyle tahrif edilmiştir. Fahri Kâinat efendimizin tüm insanlığa kurtuluş yolu olarak gösterdiği yüce dinimiz İslam, Allah’ın yardımıyla hiçbir bozulma olmadan günümüze gelmiş ve kıyamete kadar da sarsılmadan insanlığın selamet yurduna varma rehberi olma niteliğini koruyacaktır. Şeytanın oğulları öncekiler gibi İslam’ın bu vizyonunu da ortadan kaldırmak için her daim çalışmaktadır.

İslam âleminin dünyanın zirvesinde olduğu ortaçağ döneminde Rönesans temelinde ortaya çıkan seküler akıl, gerçek dışı bilgileri ve şekilciliği dinin esasları gibi gösterme yönteminin de ötesine giderek dinin bizatihi kendisini hurafe olarak tanımlamıştır. Zaten önceden tahrif olmuş Hıristiyanlık ve Yahudiliği kısa sürede tekeline alan bu mantalite gözünü İslam alemine dikmiştir. İslam âlemindeki bilimsel ve teknik duraksamayı fırsat bilen Batı merkezli sözüm ona çağdaş akım, bu anlamda kısmen kat ettiği mesafeyi Müslüman halklara güçlü bir propagandayla pazarlamıştır. Çağdaş akımın bu propagandayı yaparken vurguladığı en önemli hususlardan birisi toplumlarım ilerlemesindeki en büyük engelin din olduğu düşüncesidir. Bu akıma göre din temelli yaşam insanlığın keşif ve ilerleme anlamında önünü tıkayan, insanı kısır bir noktaya iten olgulardan ibarettir. 19. asırla birlikte bu anlayışı benimseyen Batıcı bürokrat ve burjuva takımı İslam coğrafyalarındaki yönetim kademelerinde etkili olmaya başlamış, en nihayetinde gerek Osmanlı’nın son döneminde gerekse de sonradan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan günümüze hâkimiyetini sürdürmüştür.

Tasarladığı yeni dünya düzeninde din düşüncesini yok sayan çağdaş akım dışarıdan bakıldığında büyük bir yanılgı içine düşmüştür. İlk etapta şeytani planlarla hurafe inançları merkeze alarak dinin içini boşaltan, sonrasında din düşüncesini tamamıyla hurafe şeklinde tanımlayan bu seküler akım insanlığa yeni hurafeler sunmuştur. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi insan tapınma güdüsüyle yaratıldığından dolayı mutlaka o duygusunu tatmin etme ihtiyacı hissetmiştir. Yeni akımın beraberinde getirdiği liberal ve hedonist düzende din fikrine yer olmadığı için bu akımın peşinden gidenler birbirinden farklı tutkulara körü körüne bağlanmaya başlamıştır. Kimisi zevk ve haz duygusunu kutsarken, kimisi para ve sermayeyi, kimisi de bir toplum liderini ilahlaştırmıştır. Son iki yüz yıldır çağdaşlaşma adı altında dünyaya modern bir hayat öngören bu hareketin adını koymak gerekirse buna çağdaş hurafeler akımı demek yerinde olur sanırım.

Ülkemizdeki çağdaş hurafelerin en bariz örneği ise lider kültüdür. Ülkenin kuruluşunun henüz ilk yıllarında kurucu lider insanüstü vasıflarla nitelendirilmiş, ulu önder(!) ilan edilmiştir. Ülkenin hemen her şehrine onun heykelleri dikilmiş, onun adına kutsal kitap (Kamalizm) yazılmış, sözde şair ve edebiyatçılar tarafından ilahlık mertebesinde methiyeler düzülmüştür. Onun Batı’dan ithal ettiği ilkeler değişmez ve değiştirilemez özellikleriyle nitelendirilmiş, onun aleyhine olacak herhangi bir eleştiriye bile tahammül edilmemiş, akabinde onu koruma kanunları çıkarılmıştır. Onun hayat anlayışı bağlılığı bildiren yemin törenleri düzenlenmiş, 90 yıllık bir nesil her sabah onun heykeli önünde sıraya dizilerek onun yolundan gideceğine ant içirilmiştir. O dünyaya gözlerini yumduktan sonra onun rahat uyuması için 750 bin metrekarelik bir türbe inşa edilmiştir.

Bugün aziz İslam dininin bizlere öngördüğü yaşamı hurafe olarak niteleyenler tüm dünyaya yayılan bu tür çağdaş hurafeleri görmek zorundadırlar. Nitekim artık mızrak çuvala sığmamaktadır.

Allah’a emanet olun, selam ve dua ile.

Söz&Kalem - Yusuf Bingöl                                                                                                       

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ