İbadet Gölgesinde Tatil

İbadet Gölgesinde Tatil

"Elbette her zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten her zorluğun yanında bir kolaylık daha vardır. Öyleyse boş kalınca hemen kalk, (başka bir) işe koyul. Ve yalnız Rabbine giden yola yönel." (İnşirah 5-8)

Hayatın her alanında yapılan meşguliyeti ibadet kavramı içerisinde ele alan İslam dini için yegâne gaye kuşkusuz Allah’ın rızasına ermedir. Yalnız bu gaye kapsamında yapılan her faaliyet değer kazanır ve hayatın anlam arayışı içerisinde bulunan insanın kalbini mutmain kılar. Bu çerçevede zorluk ve kolaylık, çalışma ve dinlenme ve nihayetinde bir bütün olarak yaşam ve ölüm alemlerin Rabbine yönelten yollar olarak görülmelidir.

Çalışmaya ara verme, durdurma anlamlarına gelen tatil kavramına baktığımızda ise modern anlamda sanayii devriminden sonra ortaya çıktığı görülecektir. Çalışma alanlarının artması, gece ve gündüz kesintisiz çalışan fabrika tarzı işlerin çoğalması beraberinde bazı sorunları da doğurmuştur. Azami derecede bu sorunları en aza indirmek, işçilerin verim düzeylerini arttırmak ve kapitalist düzen içerisinde işçileri yatıştıracak bir araç bulma arayışı neticesinde tatil düşüncesi ortaya çıkmıştır. Bu düşüncede fabrika aralıksız çalışmaya devam edecek, fabrikadan alınan verim artacak ve işçiler yıl boyunca biriktirdikleri birikimlerini başka alanlarda tüketerek çarkın dönmesine vesile olacaklardır. Burada amaçsız yaşayan ve yalnızca çalışıp tüketen işçilere yıllık bir tatil amacının verilmesi durumu da söz konusudur. Ki bu durum, işçilerin hallerinden memnun kalmalarına ve asıl olan amacı düşünme ve arama çabalarına girişmemelerine sebebiyet vermektedir.

Günümüzdeki serüvenine baktığımızda ise tatil kavramı, yıl boyunca biriken yorgunluğu atma maksadıyla seyahat etme, dinlenme ve eğlenme olarak algılanmaktadır. Daha açık bir ifade ile tatil olgusu, günah bataklığı olan yerlere gitme, oralarda başı boş eğlenme ve nihayetinde amaçsız yaşamın devamlılığına bir ivme katma aracı olarak karşımıza çıkmaktadır. Gayri İslami düzen içerisinde yerine gelen tüm bu fiillerin (yıl boyu çalışma ve ardından başı boş eğlenme) fayda olarak insanı sömüren kapitalizm dışında kimseye fayda sağlamadığı da açık olarak görülmektedir.

İslami bir bakış açısıyla olaya baktığımızda ise, insanı eşrefi mahlukat olarak gören dinimizin insandan ölümüne değin, kendi imkanları nispetince çalışmasını ve kendisine, ailesine, topluma ve bir bütün olarak İslam ümmetine faydalı olan üretken bir birey olmasını beklediği açıktır. Ancak buradaki çalışma kapitalist düzende insanı bir meta olarak gören mekanik bir çalışma değildir. Burada işlere göre insanın ayarlanmadığı aksine insan fıtratına göre işlerin ayarlandığı bilinmelidir. Ve yine çalışma içerisinde insanın günlük (namaz vakitleri, kaylule vakti, gece vakti), haftalık (cuma vakti) ve yıllık (ramazan ve kurban bayramları) dinlenme vakitleri vardır. Bunun dışında da elbette çalışılan işin durumuna ve örf ve adetlere göre de tatil vakitleri tayin edilebilir. Ancak ibadi görevler ile aile ve topluma karşı görevlerde tatil diye bir durum söz konusu değildir. Ki burada belirtilen diğer tatil vakitlerinde de başı boş bir eğlenme değil insanın ruhi ve bedeni olarak kendisini doyurabileceği aktiviteler ve ortamlar içerisinde olması söz konusudur.

Başlangıçta belirtilen ayetten ve giriş paragrafından da anlaşılacağı üzere İslam dininin hayatın herhangi bir alanında boşluk kabul etmediği aşikardır. Allah’ın rızasını yaşamın anlamı olarak gören Müslüman, her anını ibadet bilinci ile geçiren kimsedir. Tatil kavramı da insanın Allah’a, ailesine ve bir bütün olarak İslami cemaate karşı sorumluluklarını aksatmayacak şekilde dinlenmesi, yeryüzünde dolaşarak geçmiş kavimlerin başına gelenlerden ibret alması ve şehrin kalabalığından ruhi olarak kendisini doyurabileceği sükûnetli yerlerde istirahat etmesini kapsamaktadır. Burada tefekkür etme, ilmi olarak kendini geliştirme ve üstünlüğün kaynağı olan takvasını arttırma kazanımlarını beraberinde gelecektir inşallah.

Burada üzerinde durulması gereken bir diğer önemli konu ise tatilin bize olan faydalarından daha çok çocuklarımıza katacağı kazanımlar üzerinde durmamızdır. Nihayetinde teknolojinin baskısı altında olan çocuklarımız ile bu vakitlerde daha çok beraber olmak, kaliteli zaman geçirmek ve tatilimizi onların ruhi gelişimlerine destek olacak şekilde planlamak durumundayız. Peki bu konuda neler yapılabilir?

•          Öncelikle çocuklarımızın zihinsel ve manevi gelişimleri adına gözlerinin emniyetlerine dikkat etmemiz gerekmektedir. Tatil yapacağımız alanların gayri ahlaki bir giyim ve yaşam tarzında olmaması oldukça önemlidir. Ki burada ve her yerde ahlakın kaynağı İslam’dır ve çocuklarımızın karakterlerinin şekillendiği bir yaşta kötü rol ve modeller ile karşılaşmaları ileriki yaşamları için telafisi zor hasarlar oluşturabilecektir. Ki bu durumun yalnızca tatil yerleri için değil izlenilen TV programları ve sosyal medya alanları için de geçerli olması gerektiği bir diğer önemli konu olarak karşımıza çıkacaktır.

•          Sıla-i rahimin tatil için en güzel aktivite olduğu ve çocuklarımız için önemli bir kazanım aracı olduğu unutulmamalıdır. Akraba ziyaretlerinde çocuklarımız oturma ve kalkma, sohbet etme, ziyaret kültürü edinme gibi çokça kazanım elde ederler.

•          Gittiğimiz tatil yerinde ailecek belli bir programın yapılması ve tatil sürecinde bu programın uygulanması faydalı bir dinlenmenin kapılarını bize açacaktır. Burada programın çocuklarımızı da işin içine katarak, görüşlerine değer verip programa ekleyerek ailecek hazırlanması işimizi kolaylaştıracağı gibi alınacak verimi de arttıracaktır.

•          Çocuklarımızı gözlemleme imkanımızın yoğun olacağı tatil dönemleri onların ilgi alanlarını keşfetmemiz, kabiliyetlerini görmemiz ve onlara ilgi duyabilecekleri alanlar sunmamız için de oldukça verimli zamanlardır. Spor, müzik, el becerileri vs. alanlarını çocuklarımızda keşfetme ve çocuklarımıza sunma olanağı yakalayabiliriz.

•          Doğa sevgisi ve çevre bilincinin edinimi içinde oldukça faydalı olan bu dönemlerde çocuklarımız ile fidan dikme, doğa için sorumluluk alma vb. aktiviteler yapabiliriz.

•          Güzergahımız üzerinde bulunan İslam adına mücadele etmiş, bu uğurda bedel ödemiş salih kimseleri ziyaret etme, onlara misafir olma ve hayat hikayelerini dinleme çocuklarımızın zihin dünyaları ve hayata bakış açıları için kaçırılmaması gereken güzel bir aktivite olacaktır. Bu yaşanmışlıkları çocuklarımız hatıralarında yaşatacak ve kendileri için örnek olarak görecekleridir.

Hayatın her anını ibadet şuuru ile geçiren ve bu şuuru gelecek kuşaklara aktaran kullardan olmamız duasıyla..

Söz&Kalem | Mehmet Hüseyin Titiz

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ