Bağımlılık Sonrası Ömür Boyu Mücadele Etmektense Bağımlılığının Yollarını Tıkayıp Engellemek Daha İyi Olacaktır

Bağımlılık Sonrası Ömür Boyu Mücadele Etmektense Bağımlılığının Yollarını Tıkayıp Engellemek Daha İyi Olacaktır

Eskiden bağımlılık derken aklımıza sadece uyuşturucu veya alkol bağımlılığı gelirdi. Ancak günümüz dünyasında bağımlılık çok çeşitli alt başlıklara ayrılmış durumda. İlerleyen teknoloji ve artan imkânlar insanların dertlerine derman olmak yerine her alanda insanlık için yeni belalar ve dertler ortaya çıkarmaktadır. Uyuşturucu ve alkol bağımlılığı her geçen gün artarken insanlara dayatılan batılı yaşam formu yeni bağımlılık türleri ortaya çıkarmaktadır. Teknoloji bağımlılığı, yeme-içme bağımlılığı, cinsellik bağımlılığı, alışveriş bağımlılığı ve daha sayamadığımız birçok bağımlılık insanlığın yakasına yapışmış durumda. Bağımlı insan üretimden, nitelikten ve kaliteden koparılmış; kendisi, ailesi ve toplumu için yük alan değil yük olan konumuna evrilmiş insandır. Her alanda ihtiyaç duyduğumuz nitelikli insan profilini oluşturacak gençlerin bağımlılık girdabına sıkışıp kalması, işlevsiz hale gelmesi bizleri ciddi anlamda düşündürmesi ve ivedilik ile harekete geçirmesi gereken bir meseledir. Ülkemizde en az 10 milyon insanın madde ve davranış bağımlısı olduğu ve bu sayının diğer bağımlılık türleri ile birlikte her geçen gün hızla arttığı gerçeği bilinen bir gerçekken resmi kurumların ve sivil toplum kuruluşlarının bu alana duyarsız kalmaları kabul edilebilecek bir durum değildir.

Sorun ortadayken yapmamız gereken bu soruna karşı ciddi önleyici tedbirler almak ve bu tedbirleri hızlı bir şekilde ortaya koymaktır. Aynı şekilde bu soruna karşı ortaya konması gereken tavır her kesimden insanın kedisini sorumlu hissederek gerek bireysel gerekse de resmi veya sivil toplum kuruluşları ile birlikte hareket edip sorunun çözümü konusunda katkı sahibi olmaya çalışmasıdır. Türkiye’deki bağımlılık sorununu, bağımlılığın boyutlarını, gençlerin bu tehlikelerden korunma yollarını gibi birçok konuyu bu alanda saha çalışmaları yapan, konuyla alakalı Ocak ayında “Madde Bağımlılığı ve Bağımlılıklarla Mücadelede Sivil Toplumun Rolü” başlıklı bir rapor hazırlayan İHH Mütevelli Heyeti üyesi Osman Atalay ile konuştuk.

 

1) Öncelikle bağımlılığı tarif etmek gerekirse bağımlılık için ne dersiniz?

Bağımlılık; bir insanın zarar görmesine rağmen madde kullanımına devam etmesi, kullandığı maddeyi (bir davranışı eylemi) uzun süre bırakamaması, sürekli madde arayışı içinde olması, kullandığı maddeyi giderek arttırması halidir. Kısacası bağımlılık, tedavi edilmesi gereken ciddi bir beyin hastalığıdır

 

2) Madde bağımlılığı ile alakalı yapmış olduğunuz saha çalışmasını Ocak ayında “Madde Bağımlılığı ve Bağımlılıklarla Mücadelede Sivil Toplumun Rolü” başlığı ile raporlaştırıp yayınladınız. Raporda en dikkat çekici şey madde bağımlılığının ciddi oranda arttığıydı. Madde bağımlılıkları konusunda, ülke olarak ne durumdayız? Bize biraz raporun sonuçlarından bahsedebilir misiniz?

 

Türkiye uyuşturucu ve diğer bağımlılık türleri ile 2014 yılından bu yana ciddi bir uğraş ve mücadele veriyor. Ancak bunca uğraş ve mücadeleye rağmen halen istenilen başarıyı elde etmiş değil. 2018 yılında Sağlık Bakanlığı öncülüğünde ilgili 10 bakanlık, illerde valiler, ilçelerde kaymakamlar düzeyinde 5 bağımlılık türü ile alakalı ciddi bir mücadele seferberliği ilan edildi. Tütün, alkol, uyuşturucu, kumar ve teknoloji bağımlılıkları ile her kademede mücadele edilmesi için ilgili resmi kurumlar ve sivil toplum kuruluşları ile toplantılar ve seminerler yapılması kararı alındı.

Aynı şekilde bu yılın Şubat ayında da ikinci defa madde ve diğer bağımlılıklara karşı seferberlik ilanı yapıldı. Fakat tüm bu seferberlik çalışmalarıma rağmen Türkiye’de madde kullanımı, bağımlıların sayısı, tedavi de başarı oranı, tedavi sonrası sosyal rehabilitasyon sorunları gibi konularda halen elimizde sağlıklı bir verinin olmadığını görüyoruz.

Yaptığımız araştırmalar ve saha çalışmaların da vardığımız en önemli sonuçlardan biri; Türkiye’nin uyuşturucu ile mücadelede devlet ve sivil toplum kurumları arasında ciddi bir koordinasyon, ekipman ve mücadele stratejisinde eksikliklerin ve yapısal sorunların olduğuydu. Zira böylesi önemli bir konuda radikal bir değişimle mücadele metoduna karar verilmedikçe mevcut yöntemlerle başarılı olma şansı maalesef çok zayıf görülüyor.

Karşımızda yıllık cirosu ortamla 1.2 trilyon dolar olan, 7 kollu acımasız dev bir ejderha var. Haliyle bu büyük küresel rant mafyasına karşı öncelikle çok ciddi ve cesur bir mücadele fikrini oluşturmak gerekir.

Türkiye’de yaklaşık 10 milyon insan madde ve davranış bağımlısıdır. Bununla birlikte Cinayetlerin  %60’ı, Saldırıların     %40’ı, Tecavüzlerin   %33’ü  alkol ve madde kullanımı ile ilgilidir. Böylesi bir tabloyu ciddiye almamak, buna karşı radikal çözümler geliştirmemek neslimizin heba olmasına neden olacaktır.

 

3) Gençlerin bağımlılıkların kurbanı olmasında yatan toplumsal nedenler nelerdir? Gençleri uyuşturucu ve diğer bağımlıklara iten sebepler ne olabilir?

 

2017 itibariyle ülkemizde 15-24 yaş gurubuna mensup yaklaşık 13 milyon gencimiz bulunuyor. Bu yaş gurubu duygusal olarak en hassas olan yaş grubu. 2018 yılında Gençlere Türkiye’nin en önemli ilk 3 sorunu nedir dendiğinde;

-Ekonomi

-İşsizlik

-Terör

Gençlerin en önemli ilk 3 sorunu nedir dendiğinde;

-İş sahası eksikliği,

-Eğitimde yaşanan sorunlar

-Madde bağımlılığı. Şeklinde cevap vermişler.

 

Gençleri madde ve diğer bağımlılık türlerine iten en önemli iki faktör ergenlik dönemi yaşadığı duygusal, fiziksel ve davranışsal değişimler ile arkadaş çevresidir. Yapılan araştırmalarda gençlerin uyuşturucuya başlama nedenleri arasında arkadaş faktörü %48, merak sonucu başlama faktörü ise %23 oranında. Tabi geçleri buna iten eğitim, işsizlik ve kaotik aile ortamları gibi etkenlerde temel sorunlar olarak her zaman karşımızda duracaktır. Bu temel sorunlar ve gençlerin özellikle ergenlik döneminde yaşadığı travmalar neticesinde gençler maddeyi tabiri caizse bir terapi yöntemi, bir baş etme becerisi olarak kullanmaya itiyor. Yani şu doğru bir yaklaşım değil: gençler keyfine içiyorlar. Kimse keyfine kendini öldürmeye çalışmaz. Burada sormamız gereken asıl soru “sana ne oldu da, seni kim incitti de sen bu dünyada varken yok olmayı, kendine bilerek bu denli zarar vermeyi tercih ediyorsun” sorusudur. Ehli vicdan sahiplerinin bu soruyu sorması gerekiyor.

 

4) Sivil topluma düşen görev nedir burada? Gençlerimizin başta uyuşturucu olmak üzere diğer tüm bağımlılık türlerinden korunması için toplum olarak bizler neler yapabiliriz?

 

Türkiye’de 110 bin civarında dernek, vakıf, meslek odaları ve sendikalar gibi farklı sivil toplum örgütlenmeleri var. Tabi 83 milyon nüfuslu bir ülke için bu sayı çok düşük bir sayı. Ancak mevcut sivil toplum kuruluşları da gençliğin temel sorunlarıyla çok fazla ilgilenmemektedir. Türkiye’deki mevcut STK’lar çok fazla siyasete angaje olmuş vaziyetteler, STK’lar daha çok popüler uğraşları tercih ediyorlar bu nedenle temel sosyal sorunlar göz ardı edilmektedir.

Türkiye de yaklaşık 10 milyon insanımız alkol, uyuşturucu hap ve sanal kumar bağımlısıdır. Özellikle son beş yılda tüm dünya ve ülkemizde teknoloji bağımlılığına paralel olarak kumar bağımlılığı ciddi riskler oluşturmaktadır.

STK’lar, üniversiteler, öğretmen ve din görevlileri kurumsal ve bireysel olarak gerek gerçek hayatta gerekse de sosyal medya platformları üzerinden toplumu bilgilendirmeli; şehirlerin riskli mahallelerinde, dezavantajlı bölgelerde özellikle 14-19 yaş gurubunda ki gençlere dönük sürekli projeler gerçekleştirmelidir. Gençlerin bu tür olumsuz davranışlar içine girmeden tedbirler almalıdırlar. Eğer bağımlılığa giden süreçlerde bağımlılıktan önce bir destek ve terapi süreci kurulabilirse gençlerimiz yol yakınken buradan viraj alıp dönebilir. Bununla birlikte bilinç sahibi tüm gençlerimiz bu noktada kendisini sorumlu hissederek vazife almalı; gerek bireysel gerekse de STK’lar ile birlikte sokaklarında, mahallelerinde ve okullarında bilinç oluşturacak, çevrelerinde ki gençleri bu kötü ortamlardan koruyacak faaliyetler içerisine girmeleri gerekir. Unutulmaması gerekir ki bağımlılık bir beyin hastalığıdır ve tedavisi bir ömür sürebilir, kolay değildir. Bu nedenle bağımlıyı iyileştirmek yerine bağımlı olmadan önce onları engellemenin, bağımlılığa giden yolları tıkamanın yollarına bakmak daha etkili olacaktır.

 

5) Peki gençler kendini bu furyadan nasıl koruyacak, korunmak için neler yapmaları gerekiyor?

 

Gençler “hayır “kelimesini beyinlerine yerleştirmeli ve “Bir kez denemekten bir şey olmaz” söylemine dikkat etmeli. Madde bağımlılığını oluşturan en önemli etken gençlerin kendi gerçekliğini aşan söylemleridir. “Bir kereden bir şey olmaz”, “Ben asla bağımlı olmam”, “Ben kendime hakim olabilirim” gibi beylik sözler maalesef işe yaramıyor ve bunların sonucunda gençler kullandıkları maddenin veya yaptıkları davranışların bağımlısı haline geliyor.

Gençler; sosyal, kültürel, spor, sanat ve müzik gibi becerilerini geliştirmeli ve bu tip faydalı bir uğraş içerisinde olmamalılar. İnsan ve tabiatın doğası asla boşluk kabul etmiyor. Bilmeliyiz ki kendimiz iyi ve güzel işler ile meşgul etmezsek kötü ve çirkin işler bizi işgal eder. Gençler kendi iradelerine ailelerine bağımlı olmalıdır bu noktada kendilerine dayatılan olumsuz ve kötü teklifleri aileleriyle açıkça paylaşmalılar. Anne, baba ve çocuk ilişkisi diyaloğu açık olmalı, gençlerin hataları ebeveynleri tarafından tolere edilmelidir. Özellikle en hassas dönem olan ergenlik yaşlarında agresif ve sorgulayıcı yönleri anlayışla karşılanmalı karşılıklı iyi bir diyalog ile kendi içlerine kapanmalarına ve başka kimselere gitmelerine engel olunmalıdır. Gençlerde bu konuda ailelerine karşı sorumlu olduklarının, onlara iyi birer evlat olmaları gerektiğinin bilincinde olarak kendilerini kötü arkadaş çevresinden uzak tutmaları gerekir.

 

6) Madde bağımlılığından sonra gençler arasında en çok görünen bağımlılık türleri nelerdir?

 

Madde bağımlılığından sonra gençler arasında en çok görülen bağımlılık türleri; kumar, teknoloji bağımlılığı ve alkol bağımlılığıdır. Son yıllarda özellikle teknoloji bağımlılığının artmasıyla birlikte kumar bağımlığı da çok ciddi oranda artmaktadır.

İnternet sayesinde yaygınlaşan kumar, tehlikeli boyutlara ulaşmış vaziyettedir. Türkiye’de 2 milyon sanal kumar bağımlısı var. Dünyadaki 5 milyar dolarlık kumar gelirinin %2,5’i de Türkiye’den elde ediliyor.

Uluslararası dev kumar şirketleri 82 milyon nüfusu ve ciddi orandaki genç potansiyeli nedeniyle Türkiye’yi büyük bir pazar olarak görüyor. İsveçli sanal kumar şirketlerinin gelirlerinin 1/4’ü Türkiye’den elde ettiği biliniyor.

Yetişkin ve ergenlerimiz İDDAA gibi kumar oyunları ile futbol başta olmak üzere, basketbol, motor sporları, voleybol, hentbol, tenis, atletizm ve bilardo gibi çok farklı dallarda kumar oynanabiliyor. İnternetin gözde kumar sitelerinden birinin istatistiklerine göre, son yıllarda 18-25 yaş arasındaki oyuncu kitlesinde büyük bir artış gözlemleniyor.

Devlet Denetleme Kurulu’nun raporunda yer alan bir araştırmaya göre 18 yaşın altında bulunan gençler yoğun bir şekilde şans oyunlarına yöneliyor.Diğer bir araştırmaya göre ise yasal yaş sınırı (18) altında olan gençlerin %28,4’ü Sayısal Loto, %25,9’u Piyango, %25,9’u İDDA, %19,8’i Hemen Kazan oynuyor.

Yapılan araştırmalar, teknolojik cihazların başında geçirdiğimiz sürenin ne kadar sorunlu olduğunu gösteriyor. Telefon, bilgisayar, akıllı cihazlar ve oyun konsolları gibi dijital aygıtların, aşırı ve kontrolsüz kullanımı sonucunda ortaya çıkan yeni bir bağımlılık çeşidi ile teknoloji hastalığı ile karşı karşıyayız.

Teknoloji aletlerinin kullanımının %64’ü eğlenme ve zaman geçirme, %27’si haberleşme ve iletişim, %9’u ise Eğitim ve araştırma amaçlı. Teknoloji kullanımımızın 2/3’ü maalesef eğlence ve sanal ağlarda geçiyor

 

7) Eskiden bağımlılık derken akla ilk madde bağımlılıkları gelirdi, ancak bugünlerde bağımlılık derken birçok alt başlık oluşmuş durumda. Bu denli çoğu şeyin bağımlılık olarak adlandırılmasının altında yatan nedenler nelerdir?

Nüfusumuzun yüzde 92’si kentlere göç etmiş vaziyettedir ve bu nüfusun yüzde 60’ı yaklaşık 20 kente sıkışmış vaziyette. Kentlerdeki bu kalabalık hayat ve kargaşa beraberinde bireyde olumsuz bazı davranışlar ortaya çıkarmaktadır. Yaşadığımız çağın bize dayattığı yaşam formları, tüketim toplumuna evrilme, zevk ve haz peşinde koşma gibi etkenler yeme-içme, kumar, alışveriş, spor, teknoloji gibi birçok davranış bağımlılıkları meydana getirdi. Haliyle bireyleri bir şeylerin bağımlısı yapıp onları tüketim toplumun bir parçası haline getirmeye çalışan küresel kapitalist ekonomik sistem de bu sorunun en önemli parçasıdır. Tüm bu bağımlılık türlerinin ekonomik, kültürel, siyasi, ahlaki ve toplumsal bir sorunla ilişkili olduğunu da unutmamak gerekiyor.

 

8) Başta madde bağımlılığı olmak üzere diğer tüm bağımlılık türlerinin en çok gençlerde görülmesini neye bağlayabiliriz? Gençlerin kendilerini bulamama, anlam arayışlarını kaybetme gibi nedenlere bağlayabilir miyiz?

14-18 yaş ergenlik hali insan hormonlarının fiziksel ve ruhsal olarak değişimin, gelişimin gösterdiği bir durumu izah eder. Bu yaş genç bireyin kimlik oluşumunun en hassas dönemidir. Heyecanın, maceranın, cesaretin ve hemen hemen her şeyin sorgulandığı, iç dünyasının fırtınalar yaşadığı sarhoşluk sürecidir. Anlam arayışı çok derinlerden yüzeye kadar kendisini gösterir. Gençlerin bu zihinsel ve fiziksel enerji kontrolünün izlenmesi çok önemlidir. Eğer bu süreç kontrol edilmez ve gençler bu aksiyon dönemlerinden iyi ve güzel şeylere kanalize edilmezlerse maalesef ki olumsuz tutum ve davranışlara kayma olasılıkları diğer yaş gruplarına göre daha fazladır.

 

9) Hayatının en verimli dönemini bir şeylere bağımlı şekilde geçiren bir gencin kendisi ve yaşadığı toplum için ne tür kayıpları olacaktır?

Bağımlılık her şeyden önce bir beyin hastalığıdır. Ruhsal ve fiziksel olarak küçük ya da büyük kalıcı izleri, yaraları olur. Bireyin kişisel hayatına, aile, arkadaş ve toplumsal çevresine onarılması güç zararları olacaktır. Böylesi bir yıkıma ve zarar uğramış bir genç kendi hayatını heba edeceği gibi ailesine, çevresine ve topluma da ciddi zararlar verecektir. Kendisi, ailesi ve toplumu için çok daha faydalı işler içerisinde olabilecek potansiyelde olan bir gencin bir maddeye veya herhangi bir davranışa olan bağımlılığı nedeniyle işlevsiz hale gelmesi elbette ki bizler için büyük bir kayıp olarak görülmelidir.  Bağımlılık; nitelikli, yetenekli ve zeki gençlerimizi hayattan ve bizden koparan kötü bir illettir. Zamanı geri almak diye bir kavram yoktur.

 

10) Bağımlı insan iradesini istediği gibi yönlendirebilir mi, daha doğru bir ifade ile bağımlı insan özgür müdür?

Bağımlılık, bağlanmak, esir olmak ruh ve bedenen teslim olmaktır. İradeniz yoktur artık. Bağlandığınız kişi, davranış veya maddeye geçmiştir iradeniz, neye bağlandıysanız iradeniz oradadır. Bağımlılık özgürlüğün esaretidir. Bağımlılık bir yoğun bakım halidir.

 

Söz&Kalem | Selman Talayhan

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ