Cehaletten Allah’a Sığınırım!

Cehaletten Allah’a Sığınırım!

İnsanı diğer tüm varlıklardan ayıran en temel özelliklerinden biri de bil-fiil öğrenebilme kabiliyetine sahip olmasıdır. İnsanda öğrenme beş duyu organla gerçekleşebilen bir durumdur. Bundan ötürüdür ki, dünyada mükellef olan tek varlık İnsandır. İnsanın bu kabiliyetinin varlığından ötürü Allah-u Teala ona üç temel görev tevdi etmiştir. Bunlar: “Hilafet, İmaret ve İbadet” olmak üzere üç vazifedir. Bu üç vazifeyi ifa etmek için ilim sahibi olmak şarttır. Çünkü ilimsiz hilafet zulme, ilimsiz imaret düzensizliğe ve ilimsiz ibadet ise delalete sürükler.

Biz, “OKU” ümmetiyiz. Okuyarak var olmuş, öncü olmuş bir ümmetiz. Biz okuyanı ve okumayanı bir tutmayan, okuyanı adaleti tesis eden peygamber ve meleklerle beraber gören, cehaletten Allah’a sığınan, okuyanın mertebesinin Allah tarafından yükseltildiğine inanan, okuyan kişinin Allah’ın kendisine hayır dilediği kişi olarak gören, yolunun kolaylaştırıldığı ve denizdeki balıkların bile kendisine rahmet okuduğu inanca ve düşünceye sahip bir medeniyetiz. Okumak, Allah’ın insanı diğer varlıklardan ayırdığı en temel özelliğidir. Ayeti kerimede şöyle buyurur: “Hiç bilenle, bilmeyen bir olur mu”? (Zümer-9)

Biz, ilk emri Allah’ın adına okuma olan bir ümmetiz. Bura da iki temel mesele vardır ki onlar da şudur: biri okumak, diğeri ise Allah adına okumaktır. Okumanın, Allah adına olmayla ilgili bir kaydı, şartı vardır. İslam, ilk emri cehalete, ikinci emri de oturmaya savaş açmıştır. Çünkü ilim bir sorumluluktur. Eğer o mesuliyet yerine getirilmez ise “kitap yüklü merkep” olmaktan başka bir şey değildir. Okumak farklılaşmaktır. Okumak herkes yatıyorken uyanık, yaşıyorken yaşamın bilincinden olmaktır.

Ondan ötürü Allah-u Teala ayeti kerime de şöyle buyuruyor: “Allah, malları ve canlarıyla cihat (mücadele) edenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kıldı.” (Nisa-95) Okuyan kişi oturamaz, daima ayaktadır. Cahil kişi de ayakta olamaz, olsa bile bir şey aktaramaz. Okumayı, sadece kitap okumaktan ibaret olarak görmemeliyiz. Okumak, bilginin kaynağına sahip olmaktır. Onun için peygamber efendimiz “Ümmi” dir. Ümmi demek; okuma yazma bilmiyor demek değil, bilakis bilginin kaynağına sahip olan demektir ki, bilginin kaynağı olan Kur’an-ı Kerime sahip olan ilk kişi peygamber efendimizdir.

İlim, o kadar kıymetlidir ki, Allah’u Teala’nın peygamber efendimizden fazlalaşmasını istediği tek şey ilimdir. Ayeti kerimede şöyle buyrulur: “Rabbim! İlmimi arttır” de. (Taha-114) İlim okumak bir Müslüman için olmazsa olmazdır. Enes bin Mâlik (r.a)’ten rivayet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “İlim talep etmek her Müslüman üzerine farzdır.” (İbn Mâce, 224) İlim talep edince Allah adına olmalıdır. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Tevrat ile yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir.” (Cumâ-5)

Abdullah İbn Ömer radîyallâhu anhumâ’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Her kim, Allah’tan başka bir şey için ilim talep ederse veya o ilimle Allah’tan başka bir maksat edinirse cehennemdeki yerine hazırlansın.” (Tirmizî, 2655). Ka’b bin Mâlik radîyallâhu anh’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Allah, (sırf) âlimlerle tartışıp boy ölçüşmek veya sefihlerle (aklı ve dini kıt kimselerle) mücadele etmek ya da insanların dikkatini üzerine çekmek için ilim öğrenen kimseyi cehenneme sokacaktır.” (Tirmizî, 2654) Câbir radîyallâhu anh’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Allah’tan faydalı ilim isteyin. Faydasız ilimden de Allah’a sığının.” (İbn Mâce, 3843)

İlmimizle ne yaptığımız ahirette bizden sorulacak. İbn Mes’ûd radîyallâhu anh’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Kıyamet günü insanoğlu şu beş şeyden sorguya çekilmedikçe Rabbinin huzurundan ayrılamaz: Ömrünü nerede geçirdiğinden, gençliğini nerede tükettiğinden, malını nerden kazandığından, nereye harcadığından ve ilmiyle nasıl amel ettiğinden.” (Tirmizî, 2416)

İlim, nur ve aydınlık; cehalet ise nar ve karanlıktır. İlim, insanı karanlıktan aydınlığa çıkaran bir meşaledir. İlim, nur ve aydınlık olduğu gibi bir sorumluluktur. Çünkü ilim sahibi olmak cehaleti kaldırmak gibi bir sorumluluk yükler. İlmi, sahibi olmak, alim olmak demektir. Alim olmak Allah’tan en çok korkan, derecesi en yüksek olan, peygamber varisi olmaktır. Ey Allah’ım! Bizler ilmiyle amil kullarından eyle. Âmin!

Söz&Kalem | Ahmet Karaduman

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ