Dijital Çağda Müslüman Kimliğimiz

Dijital Çağda Müslüman Kimliğimiz

Kişiler arasındaki duygu düşüncelerin aktarımına iletişim denir. İletişimin ses, görsel ve yazıyla aktarımına ise medya denir. Medyanın tarihçesi insanlık tarihi kadar eskidir, insanların taş devrinde mağlara çizdiği resimler zamanın medyasıdır. Duman, ateş veya güvercinler kendi zamanlarının medya araçlarıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in yaşadığı döneme yani Asr-ı Saadet’e bakarsak, Peygamber Efendimiz ’in peygamberliğinin ilk yıllarında Safa tepesine çıkarak Mekkelileri davet etmesi, halkın bu çağrıya uyup tepenin etrafına toplanması bu çağrıyı bir haberleşme aracı yani medya aracı yapmaktadır. Kabe’nin duvarında yazılı olan şiirler zamanın medyasıdır. Peygamber Efendimiz ‘in devlet yöneticilerine gönderdiği elçiler zamanın medyasıdır. Dolaysıyla Peygamber Efendimiz (s.a.v.) çağın medyasını çok güzel bir şekilde kullanmış. Efendimiz, İslam davasını yaymak için zamanın medyasını kullanarak kitlelere İslam’ın mesajını yaymıştır. Ülkemizin yakın tarihinden medyaya örnek verecek olursak; 90'lı yıllarda medya patronu olan Aydın Doğan’ın hepimizin hafızalarına kazınan bir görüntüsü var. Bir medya patronu zamanın başbakanını bir pazar günü evinde ağırlıyor. Başbakan takım elbiseli, eli önünde, el pençe divan durmuş iken medya patronu ise başbakanı eşofmanla karşılıyor. Aynı şekilde ülkemizin kara tarihine geçen 28 Şubat sürecinde medyanın akıllara zarar haber ve manşetleri, Müslümanlara karşı bilenmiş kalemleri hepimiz hatırlarız. Anlatmış olduğum bu şeyler bize şu hakikati göstermektedir: Medya kimin elindeyse onlar sürekli güçlü olmuştur. Zira medya 4. Güç olma özelliği taşımaktadır ve kural herkesçe bilindiğinden ötürü bu güce sahip olmak için var gücüyle çalışmaktadır. Bu kapsamda medyaya sahip olan kişi, kurum ve devletler basın gücünü yeri geldiğinde savunma, yeri geldiğinde saldırı, yeri geldiğinde de propaganda amacıyla rahat bir şekilde kullanmış ve kullanmaktadırlar.

Günümüzün en önemli medya aracı, kitlelere seslenme aracı şüphesiz sosyal medya platformlarıdır. Geleneksel medya araçlarından farklı olarak yeni medya araçları; çok ucuz, kullanımı çok kolay ve erişimi çok daha rahattır. Sosyal medya devi Facebook’un 1.3 Milyar kullanıcısı olduğu göz önünde bulundurulursa, insanların büyük çoğunluğunun sosyal mecralarda aktif olduğu tablosu önümüze çıkmaktadır. Bu mecraları kullanan Müslümanlarında sosyal mecraları kullanırken hayatın her alanında olduğu sanal hayatta da İslami bir çizgisinin ve en önemlisi de dijital medya rehberinin olması elzemdir.

Yüce Allah Tekasur Suresi 8. ayette mealen; “Nihayet o gün nimetlerden sorguya çekileceksiniz.” buyurmaktadır. Evet, sosyal mecralar büyük bir nimet olsa da bilinçli olunmazsa insanların hem dünya hem de ahireti için büyük bir azap olacaktır. Bundan dolayı, Müslümanlar reel hayatta olduğu gibi sanal hayatta da İslami ölçü ve kurallara uymalıdır.

Müslüman bir birey sosyal medya kullanırken, seviyeli ve üsluplu bir dil kullanmalıdır. Zira unutulmamalıdır ki sanal mecralarda da kişinin temsil ettiği üst kimlik İslam’dır. Müslüman sosyal medya kullanıcısı, ihtilaflı konulara, kendisine ve temsil ettiği İslam davasına yakışmayan konulardan/fiillerden kaçmaya azami derecede özen göstermelidir. Müslümanın, Müslümanla sosyal mecrada tartıştığı konunun kendi aralarında olan bir konuşma değil, tüm dünyanın gördüğü bir konuşma tartışma olduğu hiçbir zaman unutulmamalıdır. Müslüman her zaman bilinçli hareket etmeli, sosyal medyadaki algı operasyonlarına kanmamalıdır. Bir haberin sahih olup olmadığını araştırmalı, haberin kaynağına bakmadan, doğruluğunu araştırmadan inanmamalı ve paylaşmamalıdır. İnancımıza hizmet etmeyecek bir söz dahi söylememeli, paylaşmamalıyız. İnancımıza katkı sunmayacak, onu besleyip büyütmeyecek tek bir resim karesini bile paylaşmamalıyız. Paylaşırsak bir sorumluluğu vardır. Her sorumluluğun büyük bir mükâfatı veyahut da büyük cezası yani vebali olduğunu da unutmamalıyız. İslami davanın faydasına olacak her konuda da tuş cimriliği yapılmamalıdır. Hak davayı yaymak için gayret gösterilmelidir.

Asr Suresi’nde asra yani zamana yemin ediliyor. Allah'ın Kuran'da sıkça yemin etmesinin sebebi konuya dikkat çekmek istemesidir.  Allah, Asr suresinde zamana yemin ederek zamanın önemine dikkat çekmiştir. Müslümanın boşa geçecek zamanı olamamalıdır. Sosyal medya kullanıcısı bir Müslüman sosyal medyanın en büyük zararlarından olan zaman israfına karşı uyanık olmalıdır. Efendimiz (s.a.v.) bir Hadis-i Şerifte; “İki nimet vardır ki insanların çoğu (onları değerlendirme hususunda) aldanmıştır: Sağlık ve boş zaman.” buyurmuştur. Sosyal medya kullanımında bilinçli olunmazsa iki nimeti değerlendirmede aldananlardan oluruz. Daha önceki yazılarımızdan sosyal medyayı aşırı kullanımın yol açtığı hastalıklardan bahsetmiştik. Aşırı sosyal medya kullanımı, dikkat edilmezse hem zamanı hem de sağlığı çalan bir hırsıza dönüşebilir.

Sosyal mecralar, tamamıyla güvenli alanlar değildir. Bu mecraları kullanırken bir şekilde verilerimizin, kendi güvenliğimizin, bilgilerimizin bu alanlarda depolandığını arşivlendiği bilmemiz gerekiyor. Dijital çağda hepimizin bir dijital çöplüğü var, her kullanıcının çöplüğünde ne kadar az çöpü olursa o kadar iyi olur. Toplumu oluşturanlar bireyler olduğu için, toplumun sağlığı için her bireyin kendi dijital çöplüğüne dikkat etmesi gerekir. Sürekli itidalli bir şekilde hareket etmemiz gerekir. Dijital mecraların faydasından çok zararı olduğu kesin, biz kullanıcılarında sürekli işin içinden az zararla nasıl çıkabiliriz muhasebesi içinde olmamız gerekir.

Son olarak; Müslüman bir birey sosyal mecraları kullanırken gerçek yaşamda nasıl kırmızı çizgileri, hassasiyetleri ve ahlakı varsa ve bunların aşılması durumunda ziyanda olacağını biliyorsa aynı şekilde sanal alemde de bu hassasiyetini ve ahlakını korumalı zira burada da yapacağı her hatadan mesul olduğunu ve ziyana uğrayacağını unutmamalıdır. Sosyal medyayı bir günah aracı, bataklık aracı olmaktan çıkarıp iyiliğe emredip kötülükten sakındırma aracına dönüştürmek vazifemiz olmalıdır. Sanal alemde de “kimse görmese dahi Allah görüyor” bilincinde olmamız gerekir. Nerede bulunursak bulunalım söylediklerimizden, yazdıklarımızdan, paylaştıklarımızdan tamamen sorumlu olduğumuzu, yaptığımız her şeyin melekler tarafından  kayıt altına alındığını ve tüm yaptıklarımızın mahşerde karşımıza çıkacağını bilmemiz gerekir. Yasin Suresi 65. ayette; “O gün ağızlarını mühürleriz yaptıklarını bize elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder.” buyurulmaktadır. Yani sanal alemde öncelikle Allah tarafından izlendiğimiz bilinci ile hareket etmemiz gerekiyor. Çünkü, dikkatli olmazsak ahirette ellerimiz; “Ya Rabbi! ben şahidim işte bu ellerle şu günahı aradı, şu günahı beğendi, şu günahı paylaştı.” şeklinde şahitlik edecektir. Gözlerimiz; “Ya Rabbi! ben şahidim bu gözlerle bu günahı seyretti, gözünü günahlardan ve haramlardan sakınmadı” şahitliğinde bulunacaktır.

Sosyal medyayı kullanırken dünyevi güvenlikten önce tabiri caizse uhrevi güvenliğimizi sağlamamız gerekiyor. Allah bizi mahşerde ellerinin ve gözlerinin aleyhinde değil lehinde beyanda bulunan kullarından eylesin. Allah bizi sosyal alemde de sırat-ı müstakim üzere olanlardan eylesin.

Bu meseleyi biraz abartmadın mı? Diye söylenenleriniz olabilir ama unutmayalım ki yaptığımız her şeyden ama her şeyden mesulüz ve yaptığımız her şey o büyük günde karşımıza çıkacaktır. Selam ve dua ile…

Söz&Kalem | Ali Tarhan

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ