Dijital Emzik

Dijital Emzik

Emzik nedir? Emzik özellikle ağlayan, huysuzlaşan bebekleri susturmak, sakinleştirmek maksadıyla kullanılan kauçuktan yapılmış bir alettir. Daha kısa bir tabirle ‘susturucu’ veya ‘sakinleştirici’ de diyebiliriz. Hatırlamasak ta hemen hemen hepimiz emziği kullanmışızdır. Bazılarımız için ise emziğin acı bir hatırası da yok değildir. Acı hatıraları olanlar çaktırmasalar da emziği bıraksınlar diye anneleri tarafından emziğine acı biber sürülüp bu şekilde emzikten kurtulmuşlardır ama neyse detaya inmeyelim J

Emziğin teknolojik ne özelliği var ki teknoloji sayfasında işliyorsun dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız aslında sonuçta kauçuktan yapılmış basit bir alet, ne teknolojik özelliği olabilir ki?  Ama bizim bahsini edeceğimiz emzik başka bir emzik, biz sayfamıza da uysun diye dijital emzikten bahsedeceğiz. Evli, çocuk sahibi olan okurlarımızı ve evlen(e)memiş eş-siz okurlarımızı ilgilendireceğini düşündüğüm bir konuyu açmak istiyorum. Eş-siz arkadaşlarımızın da kardeşi, yeğeni, komşusu vs. vardır diye düşünüyorum.

Ebeveynlerin; kitap okurken, alt komşu ikindi çayına geldiğinde veya çocuk yemek yerken, gece uyandığında çocuk sussun diyerek eline verdiği telefon yâda tablet zamanla dijital emzik özelliği kazanıyor. Öncelikle şunu belirtelim ki oyun her çocuğun fıtratında vardır. Bir çocuğu oyundan alıkoymak ona yapılacak en büyük zulümdür. Eğer çocuğun etrafında oynayacak arkadaşı veya kardeşi yoksa o çocuğun ilgi alanına telefonun girmesi gayet doğaldır. Önemli olan her şeyin kontrollü ve bilinçli olmasıdır. İki yaşına kadar ebeveyn çocuğunu kesinlikle telefon, televizyon yada bilgisayarla tanıştırmamalıdır. Ebeveynin bu konuda taviz vermemesi gerekir. İki yaşından sonrada kullandırmaması makbul olanı olmakla birlikte günde 30 dakikayı geçmeyecek şekilde internet kullanımı kafidir. İlköğretimin ilk 4 yılında ödev haricinde oyun ve eğlence için günlük 45 dakika zaman ayrılmalıdır. Sonraki yıllarda hafta sonu daha esnek olmakla birlikte günde 1 saat kullanım uygundur. Ergenlik çağına erişince artık sadece uygun bir dille yönlendirmelidir. Aksi durumda geleneksel emzikte kullanılan acı biber yöntemine benzer yöntemlerle ebeveynler çocuğu dijital emzikten ayırmaya çalışıyor ve bunun için farklı metotlar denemek zorunda kalabiliyorlar.

Ben şahsen çocukların dijitale bağımlı olduğunu düşünmüyorum. İstisnaları bir kenara bırakırsak genel tabloda çocukların bağımlı olmadığı kanaatini taşıyorum. Ebeveynler hızlıca büyüyen ve gelişen apartman, site hayatıyla adeta zindan hayatı yaşayan çocuklara çeşitli alternatifler sunamayınca ve çocuk sportif aktivitelere gidemeyince çocuklarda haliyle zamanlarını mecburen sanal ortamlara girerek gidermek zorunda kalıyorlar. Bir akrabam ‘çocuğum köye gidince telefonu unutuyor’ demişti. Çünkü köyde hareketlilik var çocuğun hareket alanı genişliyor. Eğer bir bağımlılık varsa o bağımlılık büyüklerin bağımlılığıdır. Babaların çoğunun çocuğundan daha çok telefonla vakit geçirdiğine şahit oluyoruz. Eskiden evin büyükleri bir nevi yazılım yükleyicilerdi yani çocuklarının ahlak ve davranışlarının nasıl olması gerektiğini onlar öğretirdi. Şimdi ise çocuklara yazılımı tablet, internet ve Youtuberler yüklüyor. Fıtrat gereği meraklı olan çocuklar sorduğu soruya anne veya babadan cevap alamayınca kafasındaki sorulara cevap bulabilmek için içeriğinin doğru mu yoksa yanlış mı olduğu idrakine varamadığı internet mecrasında video açıp izliyor. Bundan olsa gerek şimdinin çocukları büyüdüğünde Youtuber olmak istiyor. Eskiden çocuklar büyüyünce öğretmen olmak isterlerdi. Çünkü ilk olarak gördükleri karakter ve örneklem okuldaki öğretmeniydi. Şimdi ise öğretmen ve doktorluktan önce daha bebeklik çağında görmeye başladığı ve hayranlık duyduğu karakter gibi Youtuber olmak istiyor.

 

Çocukların beyni boş olduğundan çabuk öğrendiklerini ve kendilerine değer katan herkesi sevdiklerini unutmamak gerekir. Bu konuda ilmin kapısı ve ümmete örnek bir baba olan Hz. Ali (Radiyallahu Anh)’nin çok güzel iki sözü var. Birincisi “Doğru soru ilmin yarısıdır” diyor. Çocuklarımıza doğru sorular sorarak cevaplar arayalım. Ne yaptığını hiç zorlamadan kendisi söyleyecektir zaten. İkincisi sözü ise, “Çocuklarınızla 7 yaşına kadar oynayın, 15 yaşına kadar arkadaş olun, 15 yaşından sonra istişare edin” diyor. Çocuğun etrafında oyun oynayabileceği arkadaş yok, babaya veya anneye soru soruyor cevap yok, 15 yaşına geldiğinde istişare deseniz zaten o hiç yok. Sizce bu çocuk ne yapsın? Haliyle  internette oyun oynuyor, Youtuber ile arkadaş oluyor, forumlarda sorularına cevap arıyor. Doğru bir yönlendirme olmadığından zamanla ayağı kayıp gidebiliyor Allah korusun. Hz. Ali’nin çağlar öncesinden bize aktardığı bu hakikatler günümüzü ve geleceğimizi aydınlatacak hakikatlerdir.

Annenin, babanın, abinin v.s. ne yapması gerekir sorusuna gelecek olursak. Her şeyden önce çocuğun oyun ihtiyacını gidermek için bir arkadaşa ihtiyacı vardır. Çocuk yeri geldiğinde koşmalı, bağırmalı, çağırmalı hatta düşüp dizini kanatmalıdır. Ebeveyn çocuğuyla arkadaş olmalı, onların sosyalleşmesi ve akranlarıyla bir araya gelecek aktiviteler için çaba sarf etmelidir. Çocuk daha küçük yaşlardan yetenek ve ilgi alanlarına göre spor dallarına yönlendirilmelidir.  Çocuğun internet ortamı kontrol edilmeli ve kontrol edildiği ona belli ettirilmelidir. Kullanılan uygulamaların güvenli olmasına dikkat edilmelidir. Kullanılan cihazda güvenli internet ortamlarının olmasına dikkat edilmelidir. En önemlisi de anne ve baba çocuklarının yanında dijital bağımlısı olmadan, bağımlı gibi görünmeden kullanmayı bilmelidir. Böylece yaşanan hareketliliği kolaylıkla yönlendirebilir.

Yazıma çocukların bağımlı olmadığını tekrar hatırlatarak son vermek istiyorum. Yeter ki çocuk sussun diye çocukların ağzına dijital emzik tıkılmasın. 

 

Söz&Kalem - Ali Tarhan

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ