Dünya Üzerindeki En Yüksek Sıcaklık Kayıtlara Geçti: 54,4 Derece

Dünya Üzerindeki En Yüksek Sıcaklık Kayıtlara Geçti: 54,4 Derece

Kanada’da sıcaklar kavuruyor: Ölü sayısı 719’a yükseldi. Tokyo'da sıcak çarpması nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 148'e yükseldi. Bu tür haberlere denk gelince insanların nasıl sıcaktan öldüğünü hepimiz merak ediyoruz değil mi?  Dünya kavurucu sıcakların etkisi altında ve dünya üzerindeki en yüksek sıcaklık Amerika’da kayıt altına alındı. Tabi sıcağa bağlı ölümler artmaya devam ediyor. Kuzey yarımküre rekor sıcaklıkların etkisi altında. Kanada ve Kuzey Kutup Dairesi’nde sıcaklık rekorları kırılırken sıcağa bağlı ölümler artıyor.

Sıcaklıkların ve ölümlerin bu denli artmasıyla acaba ‘yaşamak için fazla mı sıcak?’ sorusu aklımıza geliyor. 21. yüzyılda, yükselen sıcaklıklar milyonlarca insanı konfor alanlarının dışına çıkmaya zorlayacak. Hatta bazı bölgelerin tamamıyla boşaltılması bile öngörülüyor.

İnsan bedeni, iki temel yolla ısıyı yaymak üzere yaratılmıştır: Kan damarları genişler ve ısıyı deriye taşıyarak dışarı yayılmasını sağlar ya da deride ter oluşur ve buharlaşarak deriyi soğutur. Bu mekanizmalar yetersiz kaldığında ise sonuç ölümdür. Kulağa basit gibi geliyor ama aslında kademeli olarak ortaya çıkan bir süreç gelişmektedir. Sıcak çarpmasına uğramış kişinin içsel sıcaklığı yükseldikçe, kalp ve akciğerler genişleyen damarları dolu tutmak için daha çok çalışır. Bir noktada kalp artık yetişemez hâle gelir. Kan basıncı düşer ve baş dönmesine, tökezlemeye, geveleyerek konuşmaya neden olur. Tuz seviyesi azalır, kaslara kramp girer. Zihni bulanan, hatta hezeyana kapılan mağdurların çoğu acil yardıma ihtiyaçları olduğunun farkına varmaz.

Bazı mağdurlar 40 derecelik bir içsel sıcaklığa yenik düşerken, bazıları birkaç saat boyunca 42 dereceye dayanabilir. Küçük çocuklar ve yaşlılar açısından olayın seyri genelde daha kötüdür. Söz konusu 56 santigrat derecelik bir sıcaklık ise alarmlar çoktan çalmaya başlamışt demektir. Yağmurların az yağması veya düzensiz hale gelmesiyle beraber tarım sektörü de etkilenmektedir. Aşırı sıcaklıklar Ege bölgesinde Zeytin, Akdeniz bölgesinde Portakal ve Anadolu bölgesinde hububat gibi birçok üründe rekolte kaybı oluşturmakta, bitkilerin zarar görmesine sebebiyet vermektedir.

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz iklim değişikliğinin etkilerine ilişkin beklentiyi açıkladı. Kurnaz, 2100 yılında Antalya'nın aynen Kahire gibi olacağını söyledi. Şu an seralarda kullanılan ısıtma sistemleri yerine soğutma sistemleri gerekeceği ön görülüyor. Bugünkü şekillerde tarımsal üretimin, bu yüzyılın sonunda muhtemelen mümkün olmayacağını belirten Kurnaz, “Antalya, aynen Kahire nasılsa öyle olacak. Çukurova, Urfa, hepsi aynı şekilde olacak. Bu yüzyılın sonunda sıcaklıklar büyük ihtimalle 4-5 derece artmış olacak. Türkiye’nin özel bir şey yapmasına gerek yok, iklim değişikliğini önlemek için. Bütün dünyanın bir şey yapması gerekiyor.” şeklinde bir açıklama yaptı.

Kuzeybatı Pasifik ve Kanada’nın Britanya Kolumbiyası’ndaki ölümcül ısı dalgası, meteorologların yüksek basınçlı bir “ısı kubbesi” olarak tanımladıkları şeyden kaynaklanıyor. Uzmanlar, insan kaynaklı iklim değişikliğinin etkiyi daha da kötüleştirdiğini söylüyor.

 

Öte yandan geçtiğimiz yıl sıcaklık rekoru kıran Kuzey Kutup Dairesi de anormal sıcakların etkisi altında. Kuzey Kutup Dairesi’ndeki kara sıcaklığı, Sibirya’da kalıcı bir sıcak hava dalgası sırasında 48 dereceye ulaştı. Avrupa Birliği’nin Copernicus Atmosfer İzleme Servisi, yazın ilk gününde Rusya bölgesinde kara yüzeyi sıcaklığının geniş ölçüde 35 dereceyi aştığını söyledi. Sibirya, son yıllarda orman yangınları ve normalden daha yüksek sıcaklıklardan etkileniyor. Bilim insanları, geçen yıl uzak kuzeydoğu bölgesinin deneyimlediği sıcak hava dalgasının, insan yapımı iklim krizi olmadan etkili bir şekilde yaşanmasının imkansız olduğunu vurguluyorlar.

Türkiye için de durum çok farklı değil.

Artık iklim değişikliği diye bir olgunun varlığı veya buna insanın neden olup olmadığı değil, buna karşı ne yapmak gerektiği tartışılması gerekiyor. Peki bu değişiklik için neler yapmalıyız?

Petrol, karbon, doğalgaz gibi fosil yakıtları sınırlamak, yenilenebilir ve temiz enerji kaynaklarına ağırlık vermek. Bunun yanı sıra enerjinin etkin kullanımını sağlamak, önümüzdeki on yılda karbondioksit salınımını yüzde 45 oranında azaltmak gerekiyor.

Satın aldığımız her şeyde ya üretim yöntemi ya da ürünün taşınması vasıtasıyla oluşan bir karbon ayak izi vardır. Örneğin tekstil, küresel üretim kaynaklı CO2 salınımının yüzde 3'ünü oluşturuyor. Modadaki hızlı değişimin giysilerin kullanım ve dayanma süresini azaltması da bu oranın yüksekliğine katkıda bulunuyor.

Birçok yazımda dile getirdiğimiz ve kendime şiar edindiğim şu cümlelerle yazıyı sonlandırmak istiyorum. Tüketirken tükeniyoruz. Sorgulamayı, minimalist yaşamayı, alternatifler oluşturmayı, adil ve etik olmayı benimsemeyi öğrenmemiz ve öğretmemiz gerekiyor. Satın aldığımız her ürünle, yaptığımız her eylemle, kurduğumuz her cümleyle yaşamak istediğimiz dünyanın temellerini atıyoruz, bunun farkına vardığımızda dünyayı daha güzel bir yer haline getireceğiz.

 

Kaynaklar

1- www.nationalgeographic.com.tr/yasamak-icin-fazla-sicak/

2- https://www.bbc.com/turkce/vert-fut-46100128

3-https://www.wwf.org.tr/ne_yapiyoruz/iklim_degisikligi_ve_enerji/iklim_degisikligi/

4-https://www.istanbul.edu.tr/klimatoloji atmosfer ve sicaklik

Söz&Kalem | Muhammed Zeki Aygur

 

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ