Hayatımıza Yeni Giren Bir Kavram: Yapay Et

Hayatımıza Yeni Giren Bir Kavram: Yapay Et

Bill Gates gibi popüler insanların veya çeşitli akımların savunup sürekli dile getirip gündem yaptığı bir takım düşünceler-kavramlar yeni yeni hayatımıza girerek daha çok konuşulmaya başlanmaktadır. Son zamanlarda gündeme sokulan ve üzerinde çokça konuşuln konulardan biri de laboratuvar ortamında üretilen ‘yapay et’ meselesidir. Dilerseniz bizde eleştirel bir bakış açısıyla yapay et nedir? Nasıl elde edilmektedir? gibi soruları beraber cevaplamaya çalışalım. Dünyada karbondioksit gazlarının yüzde 60'ını kullandığımız araçlar, yüzde 15'ini sanayi, yüzde 14'ünü ise büyükbaş hayvanlar yapıyor. Biz bütün gaz sorununu çözdük bir tek hayvanlar mı kaldı?

Kısaca değinmek gerekirse yapay et üretiminin mantığı şöyledir; öncelikle yapay et için üretilmek istenilen hayvanın (keçi, sığır, tavuk, domuz gibi) uygun bir dokusundan (embriyonik miyoblastın veya iskelet kas hücresi) parça alınması ile başlar. Sonra alınan bu parça biyoreaktör bünyesinde ve kontrollü şartlarda (ısı, ışık, temizlik vb gibi) besi ortamına bırakılmaktadır. Daha sonra besi ortamının içinde ise ihtiyaç duyulan hormonların, yapay besin maddelerinin ve/veya bitkisel kökenli besin maddelerin usulüne uygun şekilde besi ortamına verilmesi ve yapay etin büyümeye başlaması ile devam etmektedir. Yani hayvan dokusundan başlangıç aşamasından alınan parça âdeta bir kök hücresi gibi birleşerek miyotüpleri, miyotüpler de farklılaşarak miyolifleri oluşturur. Bu miyolif olarak isimlendirilen yapılar işlenebilir ve et ürünü olarak tüketilebilir. Yapay et genel olarak renksiz olarak elde edilmektedir. Yapay etin rengini ve aromasını alabilmesi için çeşitli kimyasal renklendiriciler eklenebilir.[1]

Peki, bu düşünceyi dile getirenlere görüş ve iddiaları nelerdir? Yapay eti gündeme getirenler, modern hayvancılık tekniklerinin ve et sektörünün bir takım zararlı yan etkileri bulunduğunu ifade etmektedir. Bu yan etkilere modern hayvancılıkta sera gaz salınımının yüksek olması, yeşil alanların azalması, modern tarımla beslenen hayvanların etlerinde pestisit kalıntısı ve ağır metal gibi zararlı maddelerin bulunması sayılabilir. Patojenlerin artmasının en büyük sebeplerinden biri; modern hayvancılık ve tarımda kullanılan kimyasallar olarak sayılabilir. Hâlihazırda kamuoyuna sunulan bilgilere göre, yapay et sektöründe patojen kaynaklı herhangi bir hastalığa sebebiyet vermeyeceği varsayılmaktadır. Çünkü üretilen yapay et sadece temiz ve herhangi canlı olmayan laboratuvar ortamlarında üretilebilmektedir.

Yapay et üretimiyle beraber etik kaygılar ortaya çıkmaktadır.  Çünkü aynı yöntemle insan kas dokusundan da ilerleyen dönemlerde et üretilebilir. Peki, bunun için nasıl önlemler alınacak? Çok az kök hücreden büyük miktarda et üretimi, aynı zamanda hücrelerin aşırı çoğalması anlamına geliyor. Bu da direkt olarak akla kanser oluşumu riskini getiriyor. Laboratuvarda üretilen etlerle ilgili hala birçok bilinmez var. Örneğin, yıllık talep artınca üretimi de artırmak için ne kadar fazla enerjiye ihtiyaç duyulacağı ve bu enerjinin nasıl elde edileceği kesinlik kazanmış değil. Ama endüstrideki büyüme göz önüne alındığında yakın zamanda bu konuları daha derinlemesine inceleyen yeni araştırmalar da ortaya çıkabilir.[2]

Yapay etin seri üretiminin önündeki en büyük engeller; yüksek maliyet, büyük miktarların kısa zamanda üretilememesi, tüketicilerin tepkileri ve Müslümanlar başta olmak üzere Yahudi ve Hinduların dini hassasiyetlerinin bulunması olarak sıralanabilir. Bu önerilen yapay et sektörü gelecekte gıda güvenliği ve fiyat konusunda avantajlı duruma gelmemesi halinde hiçbir zaman ticarileşemeyeceği de olasılıklar arasındadır.

Geleneksel et endüstrisi, farklılaşan tüketici istekleri, insan nüfusu, sera gazı emisyonları, orman alanların tahribatı ve hayvan refahı kaygıları gibi farklı etkenlerle karşı karşıyadır. Bu etkenlerin en büyüklerinden birisi ekonomik olarak daha fazla para kazanma isteğidir. GDO’lu bitkilerde olduğu gibi biyoteknolojik yöntemlerin ticarette kullanılmasının sebeplerinden bazıları küresel açlık ve gıda yetmezliği gibi sorunların çözülmesi olarak gösterilmektedir.

Küresel ölçekte GDO’lu ürün ekimi 191.7 milyon hektara ulaşmıştır. Buna rağmen ne “açlık” çözüme kavuşmuştur ne de çiftçiler ekonomik olarak rahat etmiştir. Buna karşı; GDO’lu tohumları üreten biyoteknoloji firmaları zenginleşmişlerdir. Günümüzde bu örnekler olduğu için yapay et meselesine eleştirel bakılması göz ardı edilemez.

Fakat şu ana kadar herhangi bir büyük miktarda yapay et üretilemediğinden büyük miktarda üretildiği zaman herhangi bir patojen oluşup-oluşmayacağı tam bilinmemektedir. Yapay et üretimi sırasında kullanılan ve ihtiyaç duyulan sentetik ürünlerin gıda güvenliği ve canlı sağlığı bakımından ne kadar güvenilir oldukları ise bilinmemektedir.

Yapay et üretimi sırasında sağlığa zararı ispatlanmış maddelerin kullanımı ürün kalitesini artırımı, ürün veriminin fazlalaştırılması, aroma vermesi ve önemli ekonomik faydalarının olması yapay eti masun ve dini bakımdan caiz yap(a)maz. Zira Cenab-ı Hak, temiz, tayyip, helal, sağlıklı gıdaların tüketilmesini emretmekte ve canlıya zararlı, faydasız veya zararı faydasından daha fazla bulunanlara izin vermemektedir. Unutulmamalıdır ki Rezzâk olan Allah, yarattığı her canlının rızkına da kefil olmuştur.

Bazı biyoteknolojik ürünlerinde olduğu gibi bünyesinde insan ve canlı sağlığına zararlı kimyasalların varlığı kesin olan gıdaların tüketilmesinin İslami açıdan uygun olmayacağı açıktır. Sonsöz; Özellikle “yapay et”in durumu disiplinler arası (Tarımsal Biyoteknolog, Ziraat Mühendisi, Veteriner, Biyolog, Doktor, fakih vb) uzman kişilerce değerlendirilmelidir. Bu değerlendirmeler tüketicilere yol göstericisi olması açısından büyük bir öneme sahip olacaktır.

Bu tür etlerin protein kaynağının Müslüman olmayan ülkelerde domuz ve köpek gibi helal olmayan veya temiz olmayan etlerden üretilme riskini barındırdığı için akıllara yapay et helal mi? sorusunu getirmektedir.[3]

Yapay et, henüz daha yeni yeni hayatımıza girdiği için bunun için net bir şey söylemek doğru olmayabilir. Bu hususta İslam hukukunun görüşünün paylaşıldığı yeterli ve doyurucu sayıda çalışma bulunmamaktadır. Konuyla ilgili literatür yeni oluşmaktadır. Bu konuda fıkıhta iki temel kıstas vardır; kültürlenecek kök hücrelerin, eti helal ve İslami usullere göre kesilmiş hayvanlardan alınması ve bu hücrelerin gelişimi için kullanılacak besi yeri ortamının helal kriterlerine uygunluğunun karşılanmasıdır.

En iyisini Allah bilir. Bir başka yazıda görüşmek üzere...

Söz&Kalem | Muhammed Zeki Aygur

 

[1] https://www.gidaraporu.com/yapay-et_g.htm?fbclid=IwAR0R9XZVHc6ElTavFOMZmvN-uj8JAZRRxEXl7-AqocPJQzf2Mq0wi6NTcnU

[2] https://www.dunyahalleri.com/yapay-et-ne-goturecek-ne-getirecek/

[3] http://www.halalcertificationturkey.com/tr/2021/01/27/laboratuarlarda-uretilen-et-yapay-et-kavramina-elestirel-bir-bakis/

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ