Kaybolmuş Müslüman Gençlik

Kaybolmuş Müslüman Gençlik

Yozlaşmış ve normalleşmiş Müslüman gençliği çağımızın en büyük sorunlarından biridir zannımca. Çünkü İslam’ı tüm cihana yayacak ve bozulmaya yüz tutmuş dünyayı eski haline getirecek basiret ve dirayete sahip bir gençliğiz. Emperyalist ve Komünist fikirlerin elinde heba olan Müslüman gençliğini lise sıralarında daha iyi gözlemlemekteyim. Kuran dersinde başını örtmek istemeyen mi dersiniz yoksa öğle namazını kazaya bırakmanın bir mahsuru yoktur mu diyenleri. En kötüsü sırf İslam’a ısındırmak için yapılan yanlışlara göz yumanları mı?

     Yozlaşma ve normalleşmenin birçok nedeni bulunmaktadır. Ancak en önemli nedeni Kur’an ve sünnet çerçevesinde uzaklaşmaktır. Kur’an ve sünnet insanın kılavuzudur. Bu iki kaynağı kendisine şiar edinen genç her türlü dejenerasyondan kendine bir koruma kalkanı oluşturur. Ne yazık ki günümüz gençliği için bu durum tam tersidir.

     Camiye gidenler bilir, cami çıkışı Kur’an-ı Kerim ile sokaklarda geçerken saygıdan ayağı kalkan neslin Kur’an’a laf atanları koruyan evlatları var. 28 Şubat’ta başındaki örtüleri kutsal emanet bilip okullarıyla hayallerini terk eden neslin başörtüsünü bir bez parçası sanan evlatları var. Bizler ne zaman bu kadar yozlaştık? Ne zaman nesiller arasına bu kadar fark girdi? Bu işin sorumluluğu ailelerin omuzlarında. Çünkü aileler gençlerin ilk öğretmenleridir. Aile ne verirse genç onu alır. Günümüz aileleri ise yozlaşmadan nasibini almış üstüne bir de daha çağdaş gençler yetiştirmek için çaba sarf ediyorlar. Buda dinsiz bir neslin oluşmasına neden oluyor.

     Yozlaşmamızı ve normalleşmemizi isteyenler bu işi yavaş yavaş hiçbir şeyin farkına vardırmadan gerçekleştirdiler. Reklâm, sinema, edebiyat, mizah, müzik gibi kültürel araçlarda da hep aynı mesajlar verilmekte. Kitlelerin dini, ahlaki değerleri yok sayılarak sekülerizm, laisizm, ateizm, liberalizm vb. gibi sapkın ve batıl ideolojileri bilinçaltımıza yerleştirerek bizleri bu düşüncelere karşı normalleştirmekte ve dahi dejenerasyona uğramaktadırlar.

      Bu etkiler birçok sorunu beraberinde getirmektedir. En önemlisi haramın normalleşmesidir. Cenab-ı Hak Nur Suresi 30 ve 31. ayeti kerimelerinde erkek ve kadınların gözlerini haramdan sakınmalarını ve iffetlerini korumalarını, bil hassa kadınların örtünmesi gereken yerlerini örtmelerini buyurmuşken günümüzde bu durum o kadar normalleşti ki farziyetten çıkıp modanın kurbanı oldu. Erkeklerin gözlerini haramdan sakınmaları ise tamamen unutulup her şey kendilerine mübahmış gibi davranıldı. Sanki günümüzde haram sadece domuz eti yemekmiş gibi yaşanırken diğer haramlar yok sayıldı. Haramlar helalmiş gibi davranılarak asıl ehemmiyeti yitirildi.

     Sosyal medyanın etkisi ile gençler sanatçıları, şarkıcıları, fenomenleri vs. ahlaki değerlerden yoksun insanları rol model aldılar. Oysaki Selahaddin Eyyubi’yi, Cezeri’yi, Ömer Muhtar’ı, Aliya İzzetbegoviç’i, Malcom X’i, Zeynep Gazali’yi, Ümmü’l Derdâ’yı, Rufeyde bint Sad’ı, Rabia el- Adeviyye’yi, Esma bint-i Biltaci’yi rol model almamız gerekirdi.

     Ayrıca yozlaşma sonucu ile batılaşmış bir gençlik ortaya çıkmıştır. Bizden çaldıklarıyla kendi kültürünü oluşturan batıya gidip özendirilen bir gençlik bizim için nasıl bir gelecek oluşturacak. Batıya hayranlık zaman geçtikçe daha da artmakta ve yozlaşma büyük bir ivme kazanmaktadır.

     İnsanların bir zamanlar konuşmaya dahi utanarak çekindikleri bazı konuların, bugün toplumda çok rahat bir şekilde konuşulur olması, hatta alenen işlenir hale gelmesi, toplumda da herhangi bir tepkinin oluşmaması bu tehlikeyi daha da vahim hale getirmiştir. Tepki gösterenleri linç edip iftiralar atarak muhafazakâr toplumu tamamen etkisiz hale getirmek amaçlanıyor ki normalleştirdikleri, yozlaştırdıkları genç nesli etkilemesinler.

     Eskiden yirmi yaşındaki bir gencin konuşmaktan çekindiği konuyu şu anda on yaşındaki bir çocuğun rahat bir şekilde konuşması anne ve babasını geçin aile büyüklerine dahi saygı göstermeyen bir gençliğin ortaya çıkması günümüzdeki yaş sınırının düştüğünü bizlere göstermektedir.

     Zannımca normalleşme ve yozlaşmanın en önemli ve büyük etkisi ahlaki yozlaşmadır. Bunu üzülerek söylüyorum ki ahlaki yozlaşma çoktan başladı. Hatta çok hızlı bir şekilde ilerlemektedir. Ahlak insanın fıtratına olan tutum ve davranışlarıyken gençlerin ahlaki yozlaşmada olması fıtratından uzak kalması ve dahi büyük bir bataklığa düşmesi anlamına gelir. Ahlaki çökelmenin tam bir hızla ilerlemesinin en büyük etkisi diziler ve filmlerle birlikte sosyal medya ve dahi son dönemde popüler olan online yazılmış kitaplardır. Her yönden ahlaki bir çöküntü için uğraşılmaktadır. Bu düzene bir dur demeli ve mücadele etmeliyiz. İşin neresinden dönersek daha az bir yıkım ile karşılaşmış oluruz.

     Sonuç olarak yozlaşma ve normalleşmeden Müslüman gençliğini kurtarmak için Kur’an ve sünnete sıkıca sarılmalı sürekli imanımızı beslemeli ve kuvvetlendirmeliyiz. Her daim kendimizi geliştirecek videolar izlemeli, kitaplar okumalı, dinamik olmalı, yapılan saldırılara karşı kendimizi muhafaza etmeliyiz. Sosyal medya üzerinde boş ve gereksiz bilgiler yerine bizlere fayda sağlayacak bilgiler ile uğraşmalıyız. Beynimizi boş ve gereksiz bilgilerle doldurmaktan kaçınmalıyız. Her türlü yozlaşma ve normalleşmelerden uzak kalmalı lakin dinine yapılan bir saldırıda sesiz kalmamalıyız. Sesiz kalmamak derken yeri ve zamanında doğru sözcükler ile tarafımızı belli etmeliyiz. Böylece Müslüman gençliğimizi bu çöküntüden kurtarabiliriz.Rabbim bizleri her türlü şerden ve musibetten koruması temennisiyle, ahiriniz evvelinizden daha hayırlı olsun.

 

 Meva Nur Çalış – Lise 2

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ