Kütüphanemizden - Temmuz

Kütüphanemizden - Temmuz

 

İslam literatüründe hürriyetin bambaşka bir anlamı vardır. Hürriyet, başıboşluk demek değildir. Sorumsuzluk demek değildir. İnsanın, sadece başkasının köleliğinden, başkasının emir ve direktiflerine göre yaşamasından kurtulması demek de değildir. Uykusunu rahatlıkla feda edebilen, yeme içme gibi en tabi arzularına zaman zaman gem vurabilen bir insan, kendi hürriyeti adına çok daha aktif hareket edebilir.

Kalbin Erbaini / Mehmet Görmez

 

Gönül bir misafirhaneye benzer. Oraya uğrayanlar gamlar da, sevinç ve mutluluklar da birer misafir hükmündedir. Hiçbiri daimi ve kalıcı değildir. Bu yüzden hadiseler karşısında aşırı sevinç de, aşırı hüzün de insanın itidalini gereksiz yere bozar.

İnsan Denilen Muamma / Osman Nuri Topbaş

 

Bize kötülüğe kötülükle karşılık vermemizi istese, Tanrı bize böyle bir kanun gönderirdi, ama o başka türlüsünü gönderdi. Sen kötülüğü yok etmek istiyorsun, ama o senin içinde büyüyor. İnsan öldürmek kolay, ama kan ruhuna da sıçrar. İnsan öldürenin ruhu kanar. Kötü bir insanı öldürünce kötülüğü de yok ettiğini sanırsın, sonra bir bakarsın ki yok ettiğini sandığın kötülükten daha beteri senin içinde büyüyor. Musibete boyun eğersen, gün gelir musibet de sana boyun eğer.

İnsan Neyle Yaşar / Lev Nikolayeviç Tolstoy

 

Yığın psikolojisinin toplum üzerindeki etkisini daha iyi kavrayabilmek amacıyla belli bir apartman için gerekli inşaat malzemelerini bir yere yığalım. Tuğla, çimento, demir, ahşap ve tonlarca kum gibi inşaat malzemesini plansız ve amaçsız bir şeklide yığalım. Yüz yıl da geçse bu yığından bina yapamayız. Halbuki normal inşaat yöntemini kullansak bir ay içinde en azından bir dairenin kaba inşaatını bitirirdik. Toplum içinde yığmacı düşünceyle değil yapıcı ve inşa edici düşünceyle hareket etmemiz gerekir. Çünkü yığmacılık toplum için çok zararlı bir olaydır.

Düşünceler / Malik Bin Nebi

 

Allah, sonsuzluk; ebediyat, mutlaktan ibarettir. Bundan dolayı insanın Allah'a doğru, Allah'a yönelik hareketi veya yolculuğu; diğer bir mana ve tabirle, insanın ebedi olarak, mütemadiyen, durmaksızın, sonsuz tekamüle ve sonsuz Aşkın'a doğru hareketidir. Asla durma yoktur. Bu, "olmak"ın ve insanın manasıdır.

İnsanın Dört Zindanı / Ali Şeriati

 

Şüphesiz ki ölüm, korktuğumuz şeylerden daha küçüktür. Zira önümüzde şehirlerimiz yağmalanması ve harabeye çevrilmesi, camilerimizin kiliseye dönüştürülmesi, evlerimizin yıkılması, kadınlarımızın ve kızlarımızın ırzlarının çiğnenmesi vardır. Önümüzde aşırı bir zulüm, vahşi bir fanatiklik, kırbaçlar ve zincire vurulmalar vardır. Önümüzde zindanlar, idam sehpaları ve yakılarak öldürülmeler vardır. Bunlar karşılaşacağımız zulüm ve felaketler olacak. En azından şu an şerefli bir ölümden korkan o basit ruhların göreceği durumlar olacak..

Son Endülüslü / Ahmed Emin

 

Ey kardeşim! Bilmelisin ki; makbul olan zikir, lisandan önce kalple yapılan zikirdir. Kul, Allah'ı kalbiyle andığı zaman, bu onun tüm organlarına yansır. Böylece lisanıyla zikir ederek sadece hayır olanı konuşur. Gözüyle Allah'ı zikrederek harama bakmaz, kulağıyla zikir ederek Allah'ı kızdıracak şeyleri dinlemez. Eli ve ayağı ile Allah'ı zikir ederek haram ve günaha doğru hareket etmez. Aklı ile Allah'ı zikir ederek haram şeyleri düşünmez. Kalbe ise ancak iyi olan şeyler girer.

Davetçinin Yol Azığı / Mustafa Meşhur

 

Şehir dünya görüşü ile birlikte yaşanan bir mekandır. Yesrib'in Medine'ye dönüşmesi de buna işaret eder. Medine dinin yaşandığı mekan demektir. Yesrib'in Medine'ye dönüşmesi mekana dinin kendi damgasını vurmasıyla ilgilidir.

Dünyaya Müslümanca Bakmak / Abdurrahman Arslan

 

Şeriat, gerçeğin ta kendisidir ve insanlık maddî ve mânevî mutluluğunu ancak onunla yaşayabilir. Eğer Peygamber tarafından bizlere tebliğ edilmeseydi, onun bir benzerini düşünebilmek, insan zekâsı için mümkün olamazdı. Bu sebeple insanlık için en kıymetli bir varlık olan Şeriat, tam ve mükemmel bir hürmet ve bağlılığa hak kazanıyorsa, başka bir şeyden değil, işte bu sebeplerdendir.

Buhranlarımız ve Son Eserleri / Said Halim Paşa

 

Peygamberim, Rabbinin bu apaçık âyetlerini dinlemeyen, senin apaçık dâvetine icabet etmeyen bu zalimleri bırak, bu dünyada yiyip, içip eğlensinler. Bırak biraz demlensinler, faydalansınlar bakalım. Boş emeller peşine takılıp oyalansınlar bakalım. Allah vahyinden habersiz, Allah dininden habersiz kendi hevâ ve hevesleri istikâmetinde yaşadıkları bir dünya hayatının boşluğunda bocalayıp dursunlar. Yeme içme, giyim kuşam, at araba, çek senet, borç dert, güç saltanat, altın gümüş hesapları içine gömülüp âhiretten, hesaptan, kitaptan habersiz sarhoşça bir hayatın içine gömülüp kendilerini kaybetsinler. Onlar yakında bilecekler nasıl boş bir hayatın içinde olduklarını. Bu hayatın boş bir hayat olmadığını, Allah’ın bu hayatı, bu varlığı laf olsun diye yaratmadığını, oyun eğlence olsun diye yaratmadığını yakında anlayacaklar.

Besairul Kuran Tefsiri / Ali Küçük

Söz&Kalem

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ