Nübüvvet Medresesinin Genç Âlimleri

Nübüvvet Medresesinin Genç Âlimleri

Söz&Kalem Dergisi | Yusuf Serik   

İslâm’da ilmin öğrenilip öğretilmesi, Kur’an-ı Kerim’in ilk mübelliği ve mübeyyini Nebî (sav) ve sahabilerin öncülüğünde başlamıştır. Mekke’de Erkam b. Ebi’l-Erkam’ın (ra) evinin bir ilim ve davet mekânına çevrilmesi, ardından Medine’ye hicret edildikten sonra ilk iş olarak Mescid-i Nebevî’nin inşa edilmesi, daha sonra mescidin bir bölümünde sahabilerin eğitim gördüğü Ashab-ı Suffa’nın tesis edilmesi, İslâm’da ilmin önemine dair verilebilecek en güzel örneklerdendir. Hatta Resûlullah’ın, Suffe’yi tesis ettikten sonra, “Suffetü’n-Nisâ” adıyla sadece hanım sahabilere has, haftanın bir günü eğitim faaliyetleri de yaptığı rivayet edilir. Bu, Peygamberimizin, hanımların eğitimine de ne kadar önem verdiğini gösteren müşahhas örneklerdendir.

    Ashab-ı Kiram özelinde İslâm tarihinin sayfalarına şöyle bir göz attığımızda göreceğiz ki, İslâmî tebliğin, ilmin ve cihadın öncüleri her zaman gençler olmuştur. Resûlullah (sav) rehberliğindeki genç sahabiler; inanç, amel, ahlâk ve ilmi mezc ederek daha önce tarihin şahit olmadığı bir değişime ve dönüşüme imza atmıştı. Bu hususları kendinde mezc eden sahabiler; İslâm’ı, çok kısa bir sürede Endülüs’ten Hindistan’a, Anadolu’dan Arabistan’ın en ücra köşelerine kadar ulaştırarak, şirk içerisinde debelenen insanları âb-ı hayat olan tevhid pınarı ile buluşturmuştur.

    Bir muallim olarak gönderilen Nebî (sav)’in takip ettiği eğitim modeli, Kur’anî ve Nebevîdir. Uluhiyyette, rububiyyette ve ubudiyyette tevhidi kapsayan sağlam bir tevhid akidesinin inşası, namaz merkezli ibadet bilincinin inşası ve cahiliyyeden arınmış aklî ve ruhî eğitim, Nebî (sav)’in Risaletin Mekke döneminde üzerinde en çok durduğu hususlardı. Resûl-i Ekrem’in rehberliğinde sadece vahiyle beslenen genç sahabiler; kısa sürede büyük bir değişim yaşamış, cahiliyyenin kirinden arınmış ve nihayetinde Allah’ın kendilerinden razı olduğu en hayırlı nesil olmuştur. Hiç şüphesiz tarih, daha önce böylesi bir değişime şahit olmamıştı. Peygamberimiz ve ashabı, bizlere gecesi gündüzü kadar aydınlık bir yol bırakmıştır. Bu anlamda onların hayatlarını okumalı, anlamalı ve örnek almalıyız.

    Resûl-i Ekrem (sav)’in ashabı arasında birçok sahabi ilme yönelip Tefsir, Hadis ve Fıkıh gibi ilimlerde temayüz etmiş; Mekke, Medine, Kûfe, Şam ve Basra gibi şehirlerde ilmî ekoller oluşturmuşlardır. Bu sahabiler arasından sahip oldukları keskin zekâları ve ilme olan derin vukufiyetleri ile diğer sahabiler arasında ön plana çıkan, tarihte “Abâdile” (Abdullahlar) diye meşhur olmuş Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Amr ve Abdullah b. Zübeyr’in (r. anhuma) her biri birer rehber niteliğinde olan hayatlarına kısaca değineceğiz. Henüz çok genç yaşta ilmî olarak zirvelere çıkan bu dört sahabinin de genç olmaları, ilme olan derin iştiyakları, Nebî (sav)’den çokça hadis rivayet etmeleri ve ondan dua almaları gibi ortak noktaları bulunmaktadır.

    Abâdile’nin çeşitli görüş, düşünce ve fetvaları özellikle tefsir, hadis ve fıkıh kitaplarında yer almıştır. İttifak ettikleri görüşe “kavlü’l-abâdile”, amelî ittifaklarına da “fi‘lü’l-abâdile” veya “mezhebü’l-abâdile” adı verilmiştir.¹

Tercümanü’l-Kur’an: Abdullah b. Abbas (ra)

    Hicretten üç yıl kadar önce Mekke’de doğan Abdullah b. Abbas, Mekke’nin önde gelen ailelerinden biri olan Haşimoğulları’ndan Peygamberimizin amcası Abbas (ra)’ın oğludur. Annesi Hz. Hatice’den hemen sonra Müslüman olan Ümmü’l-Fazl’dır.

    Abdullah b. Abbas (ra); Hulefâ-i Râşidin döneminde çeşitli görevlerde bulunmuş, Hz. Osman’ın hilafeti döneminde hac emiri, Hz. Ali’nin hilafeti döneminde ise Basra valisi olarak görev yapmıştır.

    Nebî (sav), İbn Abbas için “Allah’ım, ona Kitab’ı öğret ve onu dinde fakih (mütehassıs) kıl.” (Buhârî) diye dua etmiştir. Temyiz yaşından sonra Hane-i saadette bulunup pek çok şeyi bizzat Resûlullah’tan işitmiştir.²

    İbn Abbas (ra); Tefsir ve Fıkıh ilmine, Arap dili ve belâğatına, ayetlerin esbab-ı nüzulüne ve eski Arap şiirine olan derin vukufiyeti sebebiyle “Tercümanü’l-Kur’an” olarak anılagelmiştir. En çok hadis rivayet eden 7 sahabiden (muksirûn) biri olan İbn Abbas (ra), 70 yaşında iken 68/688 yılında Taif’te vefat etmiştir.

 

Zühd ve Takva Sahibi Bir Âlim: Abdullah b. Ömer (ra)

    Nübüvvetin üçüncü yılında Mekke’de doğan Abdullah b. Ömer (ra), Müminlerin Emiri Ömer b. Hattab (ra)’ın oğludur. İbn Ömer (ra), aynı zamanda Resûlullah’ın eşi Hz. Hafsa’nın kardeşi olması hasebiyle Nebî (sav)’in kayınbiraderidir.

    Resûlullah (sav) ile birlikte birçok gazveye katılan İbn Ömer, Bizans ve Sâsânî İmparatorluklarına karşı yapılan Irak ve Suriye seferlerine ve Mısır’ın fethine katılmıştır.

    Bilhassa Hadis ilminde öne çıkan Abdullah b. Ömer (ra), Resûlullah (sav)’den 2630 hadis rivayet ederek Hz. Ebû Hureyre’nin ardından en çok hadis rivayet eden ikinci sahabi olmuştur.

    Abdullah b. Ömer bir gün, gördüğü bir rüyayı Hz. Peygamber’e tâbir ettirmeyi arzu etmiş, ablası Hafsa’nın aracılığı ile rüyasını Resûl-i Ekrem’e arzetmiş, onun, “Abdullah ne iyi insan, bir de gece namazı kılsa!” (Buhârî) demesi üzerine, o günden itibaren gece namazını hiç terk etmemiştir. Resûl-i Ekrem’in vefatından sonra ona olan sevgisinden dolayı namaz kıldığı yerleri öğrenip oralarda namaz kılar, yürüdüğü yollarda yürür, gölgelendiği ağaçların altında oturur, kurumasınlar diye onları sulardı.³ İbn Ömer (ra), 73/693 yılında Mekke’de vefat etmiştir.

 

Gecelerin Ruhbanı, Gündüzlerin Atlısı: Abdullah b. Zübeyr (ra)

    Abdullah b. Zübeyr (ra), cennetle müjdelenen on sahabiden biri olan Zübeyr b. Avvâm (ra) ve Hz. Ebubekir’in kızı Hz. Esma’nın oğlu olarak hicretin ikinci yılında Medine’de dünyaya geldi. Nebî (sav) onun doğumuna çok sevinmiş, adını da o koymuştur.

    Hz. Osman’ın halifeliği döneminde Kur’an’ın istinsahı (çoğaltılması) üzere kurulan dört kişilik heyete o da dâhil edilmiştir. Mescide, namaza olan derin sevgisinden dolayı  “Mescid Güvercini” olarak anılmıştır. Sürekli oruç tutar, savaşta dahi olsa derin bir huşu ile namazını eda ederdi. O; gecelerin ruhbanı, gündüzlerin atlısı idi.

    Henüz çok genç yaşta babası Zübeyr b. Avvâm (ra) ile birlikte Bizans’a karşı düzenlenen Suriye seferlerine ve Yermuk Savaşı’na katılmıştır. Daha sonra zulüm üzere kurulu olan Emevî Devleti’ne karşı Mekke’de hilafetini ilan etmiştir. Yaklaşık on yıl kadar Müslümanların halifeliğini yaparak hiçbir zaman Emevî zulmüne boyun eğmemiştir. 73/692 yılında Haccac-ı Zalim tarafından kuşatılan Mekke’yi canı pahasına kahramanca savunarak pak ruhunu şehid olarak Allah’a teslim etmiştir.

 

Hadis Kitâbetinin Öncüsü: Abdullah b. Amr b. Âs (ra)

    Mısır fatihi Amr b. Âs’ın oğlu olan Abdullah b. Amr b. Âs (ra), hicretten yaklaşık yedi yıl kadar önce Mekke’de dünyaya gelmiştir. Okuma-yazmayı çok iyi bilen Abdullah b. Amr (ra), henüz Nebî (sav) hayattayken ondan hadis yazımı (kitâbeti) için izin almış sahabiler arasındaydı. Abdullah b. Amr, Resûlullah’tan duyduğu hadisleri kendi yazdığı “es-Sahifetü’s-Sâdıka”da toplamıştı. Resûlullah’tan en fazla hadis rivayet eden sahabi olan Ebû Hureyre (ra), Abdullah b. Amr (ra)’ın hadisleri yazması sebebiyle kendisinden daha fazla hadis bildiğini söylemiştir.

    Ömrünü hadis yazımı ve rivayetine adayan, bir dönem Kûfe ve Mısır valiliği de yapan Abdullah b. Amr b. Âs (ra), yetmiş iki yaşında 65/684 yılında Mısır’da vefat etmiştir.

Kaynakça

1- TDV İslâm Ansiklopedisi, “Abâdile”  2- Muhsin Demirci, Tefsir Tarihi, İFAV Yay.  3- TDV İslâm Ansiklopedisi, “Abdullah b. Ömer”

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ