Sosyal Medyada Bilinçlenelim

Sosyal Medyada Bilinçlenelim

Sanal kültürün hayatımıza kattığı ve sürekli şahit olmak zorunda kaldığımız bir durumdur ‘siber zorbalık’ bizde ki mevcut adıyla linç… Linç kelimesi asılında fiziksel olarak yok etmek anlamında kullanılıyor. Ancak dijital medyanın sanal dünyası onu da değiştirdi. Artık linç klavye ile oluyor. Özellikle sanal âlemdeki linç, kişinin başka bir kişi ya da kuruma karşı yapmış olduğu psikolojik yok etme arzusu olarak değerlendiriliyor. Burada asıl amaç kendinden farklı olanı cezalandırmak ve farklı olanı kabullenmemek. Genelde farklı görüş, din, dil, mezhep, düşünce yapısına sahip olanlar sanal ortamda linçle karşılaşmaktadır. Bunun en büyük nedeni kendinden başka olana tahammülsüzlüktür.


Küfür, hakaret, hedef gösterme şeklindeki örnekleri daha çok uzatabiliriz. Giderek yaygınlaşan linç kültürünün altında genellikle psikolojik nedenler yatıyor. Günlük hayatta kendisini iyi ifade edemeyen bireyler dijital kimliklerin arkasında genellikle müstear hesaplarla şiddet eğilimi gösterebiliyor. Yaşanan durumun en büyük sebebi ise bireyin iç dünyasında yaşadığı saldırganlığını dışarıya vuramamasından kaynaklanıyor.

Bazen linç organize olmuş gruplar tarafından psikolojik çökertme için kullanılabiliyor. Lehte propaganda için kullanılan bazı görsel ve videolar hükümetleri, orduları, kurumları, markaları bile zor duruma düşürebiliyor. Geçtiğimiz günlerde internetten alacağım bir ürün için en uygun siteyi ararken gözüm ürün hakkında yapılan yorumlara takıldı. İnsanlar ürün hakkında olumlu veya olumsuz birçok şey yazmıştı. Ancak günümüzde markalarla ilgili yapılan yorumlar genelde markaları yıpratmak ve gözden düşürmek için rakip firmalar tarafından yapılan bir linç hareketine dönüşmüş durumda. Elbette aldığımız ürün iyi değilse diğer insanları uyarmak için markanın sitesine yorum yapmak en doğal hakkımızdır. Ama bir insanın almadığı, daha önce çevresindeki kişilerden de görmediği bir ürün hakkında hiç zorlanmadan kötü yorum yapması ne kadar doğrudur. Ne kadar insanidir?

Sosyal medya linçinden en çok etkilenenler hiç şüphesiz tanınan, fenomen kişilerdir. İnsanlar nasılsa gerçek hayatta karşımıza çıkmayacak mantığıyla karşısındakini rahatlıkla linç edebiliyor. Bazen iş çığırından çıkıyor ve kim olursa olsun gerçekle ilgisi olmayan şeyler yazılabiliyor. Her gün her saniye yeni bir linç ile çalkalanan sosyal medya linç yuvasına dönmüş durumda. Kullanıcılar çoğu zaman olayın aslına vakıf olmadan birkaç yerde okudukları 280 karakterlik, kaynağı olmayan bir iki asılsız haberle karşılarındaki kişi ya da kurum hakkında alanında uzmanmış gibi eleştirilerde bulunabiliyor. İşin aslı ortaya çıktığında ise hiçbir şey olmamış gibi yazmaya, çizmeye devam ediyor yaşanan olaylar garipsenmiyor bile.

Sosyal medyada ki linç kültürüne örnek verecek olursak; herhangi bir konu hakkında yüzlerce kitap okumuş, araştırmalar yapmış, hayatını o konuya vakfetmiş bir ulemaya ya da profesöre konu hakkında hiç bilgisi olmayan, ismini kullanma cesareti bile gösteremeyen müstear isimli  kişiler tarafından rahatlıkla ‘‘yaw hocam sende ne biliyorsun ki?’’ cümlesi yazılabiliyor. Başka bir örnek verecek olursak, bazen bir kaleciye gol yediği için binlerce küfür ve hakaret yazılıyor, bazen de gol atan bir oyuncuya rakip taraftarlar tarafından aynı şekilde binlerce küfür ve hakaret yazılabiliyor. Aslında burada küfredenlerin amacı kendilerince hınçlarını çıkarmak, kendilerini rahatlatmak. Ancak ne olursa olsun hem etik hem de hukuki açıdan hiç kimsenin bir kişiye hakaret etme, aşağılama ve küçük düşürme hakkı yoktur. Daha kötüsü bu kötü kültürün toplumda gün geçtikçe normalleşmeye başlaması. Her bireyin istediği şekilde bir tıkla büyük kitlelere erişme hakkı, istediğine yorum yazma ve takip etme hakkının olması takip ettiği/etmediği kişilere kötü yorumlar yazma hakkı vermez, vermemeli…

 

Bazen şahit oluyoruz yapılan bir hata fark edilip ‘‘tüm takipçilerimden özür dilerim, yanlış yapmışım’’ şeklinde paylaşımlar yapılıyor. Kullanıcının, hakkında ağır ithamlarda bulunarak linç ettiği kişi hakkında yazdıklarının doğru olmadığını anlayınca yanlışından vazgeçerek özür dilemesi erdemli bir olaydır fakat göz ardı etmememiz gereken mühim bir şey var. Acaba yapılan o paylaşımı kaç kişi gördü? Konuşulan mesele sınıf ortamında olsa sınıfta kaç kişi olduğu sayılarak rahatlıkla öğrenilir ama bunun sosyal medyada ölçümü imkânsızdır. Linç edilen kişi affetse bile yapılan paylaşımı görüp okuyarak kafası karışan, yanlışlıkla linç ettiğimiz kişi hakkında kötü düşünmeye başlayan kaç kişi vardır? Haliyle yazacağımız konu bir insanın kişiliğini ve onurunu zedeleyebilecek bir durum ise bir şey yazmadan önce durup iki kez düşünmek gerekiyor. Biraz bekleyerek veya kısa bir araştırma sonucu öğrenebileceğimiz hakikatleri bedavacılığa kaçıp ismini bile yazmaya cesaret edemeyen birilerinden duyar duymaz paylaşmak bize pişmanlık ve vebal getirecektir.

 

Her şeyin hızla yaşandığı çağımızda yaşanan siber zorbalığa karşı ancak bilinç ile durabiliriz. Sosyal medya kullanıcısı her bireyin bilinçli olması gerekir. Linç kültürünün tek çaresi bilinçli bir birey olmak ve bilinçli bir nesil çabası içinde olmaktır. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in hadisleri her zaman her yerde bize ışık olduğu gibi sanal âlemde de yolumuzun ışığıdır. Efendimiz (s.a.v.) bir hadisi şerifte şöyle buyurmaktadır: “Müslüman diğer Müslümanların elinden ve dilinden tehlike görmediği insandır.’’ Bu hadisi şerif Müslümanın hayat standardı olmalıdır. Eğer başka bir insan bir Müslümanın dilinin söylediği, elinin yazdığı şeyden dolayı inciniyorsa, zarar görüyorsa Müslüman kişinin kendisini sorguya çekmesi gerekir. Zira Hz. Peygamberin hadisini tersten okuduğumuzda elinden ve dilinden Müslümanların zarar gördüğü kimsenin Müslüman olmadığı anlamı çıkıyor. Allah bizi o kimselerden olmaktan korusun duasıyla yazıya son verelim. Selam ve dua ile.

 

Söz&Kalem - Ali Tarhan

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ