Tabiplerde İlaç Yoktur Yarama

Tabiplerde İlaç Yoktur Yarama

Muhabbetin derinliklerine daldığımız  bir dost meclisinde, bir ağabeyin " Hocam sen tabip mi olacaksın, hekim mi?" sorusu beynimde adeta şimşek etkisi oluşturdu.  Zira o güne kadar tabip olmak ile hekim olmak aynı şeydi benim için. Ben tabip de olacaktım, hekim de. Sorusuna pek anlam veremediğimi söyledim ağabeye. Hikmet ile anlatmaya başladı iki kavramın farkını. Gelin görün ki sorulan sorunun etkisinden sıyrılamayan ben, hâla soruyu düşündüğümden yapılan açıklamayı tam mânâsı ile fehmedemedim. Alıcılarım tamamen soruya odaklanmış, cevabı dinlemekte acizdi. Ağabey bir şeyler mırıldanıyordu gibime geliyordu. "Anladın mı kardeşim? ikâzı ile irkilince, zihnimin derinliklerinden kurtulup ancak kendime gelebildim. Ve muhabbet konudan konuya atlayarak devam etti.

Sanırım karar vermeliydim. Hekim mi olacaktım/olmalıydım, tabip(doktor) mi?

....

Günlük hayatta kullandığımız birçok kavramın, kelimenin kökeninin nerden geldiğini bilmeyiz. Etimoloji dediğimiz bilim dalı bu alan ile ilgilenir ve meraklıları bu işe kafa yorar.

Doktor kelimesinin etimolojik kökeni Latince "docere" fiilinden gelir ve öğretmek demektir. Yani doktor aslında öğretmen demektir. Türkiye’de doktor olmanın şartı tıp okumak değildir. İhtisas yapmak istediğiniz herhangi bir alanda doktora eğitimini tamamlamanız, doktor unvanı almanız için kâfidir. Tıp eğitimi alanlar ise sadece tıp doktorudurlar.  Oysa fizik alanında doktora yapmış biri de fizik doktoru, matematikte ihtisaslaşmış biri de matematik doktoru olur.

Hekim kelimesinin kökeni ise "hkm"  kökünden gelir, aynı “hakim“, “hakem“, “hüküm” gibi.. Yani doğruyu bulan, karar veren anlamında. Hastası için neyin en iyi olduğuna karar veren..

Peki genel anlamda doktor deyince aklımıza gelen tıp doktorları, hekimlerden nasıl ayrılır?

Doktorlar, dört tarafı demir korkuluklarla çevrili zindan duvarlarının keskin soğukluğunda donuk bakışlara sahip olabiliyorlar bazen. Ve genel olarak toplum, bu durumdan muzdariptir. Çoğumuz, herhangi bir akrabamızın " Geçen gün doktora şikayetimi anlattım, yüzüme bile bakmadan reçete yazıp gönderdi" serzenişi ile karşılaşmıştır. Doktor olmak öğrenim ile ilgilidir. Bilgiler öğrenilir, depo edilir hafızaya, hasta gelince kullanılır ve iş biter.

Oysa hekim olmak hikmetli olmaktır. Hekim, hüküm sahibini bilip, hükmü uygulamada kilittir. Hekim, Hâkim ile hasta arasında aracıdır.

Hekimlikte, hikmetlilik esastır. Sorunu tespit ve tedavide işe ibret nazarı ile bakar. Yaradan'ı meseleden gayrı tutmaz. Derdin de dermanın da O'nda olduğu bilgisine hâkimdir hekim.

Hekim, hastaya kendi bedenine bakar gibi bakar. Hekim, empati yapma korkaklığından kaçınandır. Zira empati yapmaktan korkanlar, sorumluluk almaktan korkarlar. Ve Allah'ın sorumluluklarımızdan soracağını zihinlerinden beri tutmaya çalışırlar. Onlar için empati, sorum; sorum ise sorundur.

 Doktor için mesele ayın sonu iken, hekim için mesele davasının sonudur. Davasının sonu ise Alemlerin Rabbi olan Hâkim'e hamddır.

Doktorluk geçici çözümler sunarken, hekimlik ömür boyu tedavi sağlar. İnsanlığın kurtuluşu ise yama tedaviler ile mümkün değildir.   İşimiz ne olursa olsun, meselelere, insanlara, insanlığa hekim gözü ile bakabilmeli. Toplumun kendi midesine düşkün insanlara karnı toktur. Toplumun başkasının derdini, kendi derdiymiş gibi dertlenecek hekimlere ihtiyacı vardır. İnsanlar, karşıdakinin yüzüne bakmadan çözüm önerisi sunan, eli ile dokunmadan rahmet olmaya çalışan tok yemişlerden aciz olmuştur. Hücre duvarı soğukluğundaki tiplemeler, deva değil ancak dert olurlar. Deva olamayanın da davası yoktur. Hastalıklara, hastalık eklerler. Yanlış teşhis koyar, yanlış tedavi ederler. Yanlış reçete ölüme sebep olur. Toplum ölür, ölmese de müzmin sakat kalır. Veya entübe edilir,  komaya yatar.

İşte bütün bunlardan dolayı benliğini ayaklar altına alacak hekimlere ihtiyaç vardır. Tıp hekimleri değil sadece, toplum hekimleri...

Topluma deva olacak hikmet sahipleri. Dert yüklenecek dava erleri. Yüze gülecek, tebessüm edecek, tebessümünde tefekkür besleyecek hekimler...  Bir fakirin sofrasına, bir yetimin başına, bir acizin eline, bir sadra şifa, bir sakatın bedenine, bir sapmışın yoluna, bir gaddarın yüreğine, bir aşığın kalbine, bir zalimin zulmüne... Her bir ferde hikmet ile hükmedebilecek hekimlere muhtaçtır millet.

Unutmayın her hekim doktorluk yapabilir ama her doktor hekim olamaz!

Hüküm sahibine emanet olun. Sıhhatle kalın

Söz&Kalem - Hüseyin Gülsever

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ