Terminoloji | Denge

Terminoloji | Denge

RECÂ

Sözlükte “ümit, emel, beklenti, istek” gibi anlamlara gelmektedir. Tasavvufta ise “kulun ilahi rahmetin genişliğine bakması, rabbinin lütfunu kendine yakın hissetmesi ve sonucun iyi olacağını düşünüp sevinmesi” şeklinde tanımlanmıştır. Kur’an’da Allah’ın rahmetinden ümit etme, O’na kavuşma ve bu bağlamda hazırlık yapma olarak nitelendirilmiştir. Allah Resulü sav; “Allah’ım! Rahmetini ümit ediyorum” diye dua ettiği rivayetlerde geçmektedir.

HAVF

Sözlükte “korkmak, kaygılanmak, endişe duymak” gibi anlamlara gelmektedir. Genellikle “hoşlanılmayan bir durumun başa gelmesinden veya arzulanan bir şeyin elde edilememesinden duyulan kaygı ve korku” şeklinde tanımlanmıştır. Gazzâlî “ileride kötü bir durumla karşılaşılacağı beklentisinin insanın ruhunda sebep olduğu elem ve huzursuzluk” şeklindeki tanımlamıştır. Tasavvufi eserlerde ise “isyanlardan ve günahlardan dolayı hayâ ve elem duymak” şeklinde Allah korkusu ve ahiret hayatıyla ilgili bir terim haline gelmiştir.

YEİS

Sözlükte “ümitsiz olma, ümit kesme” anlamındaki yeis (ye’s) genel olarak “ümitsizlik, bir beklentisi olmama durumu” anlamına gelmektedir.  Dinî terminolojide ise “kulun Allah’ın rahmet ve yardımından ümidini kesmesi” manasında kullanılmaktadır. Kunût kelimesinin eş anlamlısı ve recânın karşıtı şeklinde açıklanır. Şehâbeddin Mahmûd el-Âlûsî’ye göre ilâhî rahmetten ümit kesmeye yeis, ümitsizliğin yeisten ileri derecesine kunût, bir kimsenin inkârcıların azabına benzer bir azabı hak edecek derecede ümitsiz olması haline ise sû-i zan denir.

RAĞBET ve REHBET

Sözlükte rağbet “ümit ve arzu etme, isteme, yönelme, ihlâsla yalvarıp yakarma”, rehbet ise “korkma, endişe etme, çekinme” anlamlarına gelmektedir. Rehbet kökünden türeyen terehhüb korku sâikiyle Allah’a en mükemmel şekilde kulluk etmektir. Enbiya süresinde “Onlar hayırlı işlerde koşuşur, ümit ederek(regaben) ve kaygı duyarak (reheben) dua ederlerdi, bize karşı pek saygılı idiler” şeklinde geçmektedir.

TERGĪB ve TERHÎB

Sözlükte “istemek, özenmek” anlamındaki rağbet kökünden türeyen tergīb “bir kimseyi bir işi yapmaya özendirmek, teşvik etmek” demektir. “Korkmak, çekinmek, sakınmak” mânasındaki rehbet kökünden türeyen terhîb ise “bir kimseyi korkutmak, bir işi yapmaktan sakındırmak” anlamına gelir. Bu iki kelime dinî literatürde genelde birlikte kullanılır. Tergīb dinin iyi, doğru, güzel ve faziletli kabul ettiği şeylere özendirip teşvik etmeyi, terhîb ise dinin kötü, yanlış ve günah olarak nitelendirdiği söz ve davranışlardan sakındırıp uzaklaştırmayı ifade eder. İnsanın iki özelliği olan korku ve ümidin (havf ve recâ) dengede tutulmasına İslâm’da önem verilmiştir. Dinin müminlere vaad ettiği mükâfatla dini inkâr edenlere verilecek cezalar arasında bir denge gözetilmiş olup bu ödül ve cezanın insanlara duyurulmasına tergīb ve terhîb denilmiştir.

TAKVÂ

Sözlükte “korumak, korunmak, sakınmak, saygı göstermek, dindar olmak, itaat etmek, korkmak, çekinmek” anlamlarındaki vikāye masdarından türemiştir. Dini terminolojide “Allah’a itaat ederek azabından sakınmaktır. Bu da ceza almayı haklı kılan davranışlardan nefsi korumak suretiyle gerçekleşir” şeklinde tarif eder. Takvâ sözcüğü farklı kök ve türevlerde Kur’ân-ı Kerîm’in 285 yerinde geçmektedir. Kur’an’ı Kerim’in bazı yerlerinde “Allah’ın emirlerine uyup yasaklarından kaçınarak azabından korunma” anlamında kullanılmaktadır. Genellikle peygamberler ümmetlerine, “Allah’tan sakının ve bana itaat edin” diye hitap etmiştir. Peygambere itaat eden Allah’a da itaat etmiş olacağından; takvâ, Allah’a ve resulüne itaat etme anlamını içerir.

Kaynak

Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi(DIA)

Söz&Kalem | Ahmet Şimşek

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ