Terminoloji | İnsandan İnsana Küresel Yanılsama

Terminoloji | İnsandan İnsana Küresel Yanılsama

Arz ­| Dünyâ

Arz, İslâmî literatürde insanların üstünde yaşadığı fizikî dünya anlamında kullanılır. Başka anlamlarda “semanın mukabili olan cisim” veya “insanların üzerinde bulunduğu yer” olarak ifade edilir. Bu bağlamda dünya ise insanın ve insanı etkileyen tüm varlığın ölümden önceki durağı olarak ifade edilir. Kur’ân-ı Kerîm’de arz kelimesi 468 yerde geçer; bunların çoğunda yeryüzü, bazılarında toprak ve ülke karşılığında kullanılır. Bazılarında da Mısır, Mekke, Filistin, kutsal topraklar (el-arzu’l-mukaddese) gibi şehir veya coğrafî bölgeleri ifade eder.

Atmosfer

Atmosfer veya havaküre, Dünya'nın kütle çekimi ile gezegenin çevresini sarmalayan gaz tabakasıdır. Yaklaşık %78'i azot, %21'i oksijen, %0.93 argon, %1 su buharı ve kalan kısmı diğer bazı gazların karışımından oluşmaktadır. Bu gaz karışımına genel olarak hava adı verilir.  Atmosfer, morötesi güneş ışınımını emmek ve gece ve gündüz sıcaklıklarını dengelemek suretiyle Dünya'daki yaşamı korur. Rahman suresinde, “Göğü O yükseltti, denge ve ölçüyü (mîzânı) O koydu ki, dengeden (mîzândan) sapmayasınız.” diye buyurmaktadır.

Sera Etkisi

Atmosfer çeşitli gazlardan meydana gelmektedir. Güneş ışınları atmosferi geçerek yeryüzünü ısıtır. Atmosferdeki CO2, CH4, N2O, O3, CFC (kloroflorokarbon) gibi gazlar güneşten yeryüzüne gelen ısının bir kısmını tutarak yeryüzünün belirli sıcaklık derecesinde kalmasını sağlar. Atmosferin ısıyı tutma özelliği sayesinde denizlerin, okyanusların donması önlenmiş olur. Atmosferin bu ısınma ve ısıyı tutma özelliğine sera etkisi denir.

Karbon Ayak İzi

Sanayi devriminden sonra buharlı makinelerinin artışı, yapılan savaşlar, insan aktiviteleri bağlamında çevreyi değişime zorlayan her üretim ve tüketim karbon ayak izinin oluşmasına neden olmaktadır. Çünkü sera etkisine yol açan gazların oluşumuna neden olan bireylerin ve şirketlerin fosil yakıtların kullanımıyla atmosfere yayılan karbondioksit (CO2) salımı; enerji kullanımıyla dünyaya bıraktıkları zarar anlamına gelmektedir.

 

Küresel Isınma

On sekizinci yüzyılın son çeyreğinde başlayan Sanayi Devrimi ve özellikle sanayileşme ile nüfus hızla artmaya başlamıştır. Bu nedenle atmosfere çokça bırakılan gazlardan aşırı sera etkisi oluşmasıyla yeryüzündeki sıcaklık değişimi oluşmuştur. Bu bağlamda küresel ısınma, insan aktivitesi sonucu sera etkisi yapan gazların atmosferdeki oranlarının hızla artmasıdır.

Küresel ısınma sadece dünyanın her bölgesinde sıcaklığın giderek artması olayı değildir. Küresel ısınma dünyanın bir bölgesinde kavurucu sıcakların başlamasıyla orman yangınlarının hızla yayılması, çölleşmenin artması, hatta insan yaşamını bile tehlikeye sokacak düzeye ulaşmasıdır. Diğer yandan aynı anda yeryüzünün bir başka bölgesinde aşırı yağışların etkisiyle her tarafın sularla kaplanması, sel felaketlerinin görülmesi, aşırı erozyon gibi doğa felaketlerinin yaşanması olayıdır (Appenzerler ve Dimick, 2004; Bozoğlu ve ark, 2003; Ersoy, 2006).

İklim

İklîm, Grekçe “meyil” anlamındaki klima kelimesinin Arapçalaşmış şeklidir (çoğulu ekālîm). Gerçekten de iklim sistemi, güneşin ekvatora göre az veya çok kazandığı eğilim üzerine dayandırılmıştır. Kelime Arapça’ya Farsça aracılığıyla “bölge” anlamını da kazanarak girmiş ve bu anlamıyla coğrafya ile ilgili birçok kitap adı içerisinde yer almıştır. Bu bağlamda bir yerde uzun bir süre boyunca gözlemlenen sıcaklık, nem, hava basıncı, rüzgâr, yağış, yağış şekli gibi meteorolojik olayların ortalamasına verilen addır.

Sonuç

Dünya, ahiretin tarlasıdır.

İnsanlık sürekli kendisine verilen bilgi ile üretmiş ve daha iyi bir yaşam ortamı sağlamak için uğraşmıştır. En mikro yaşam alanı evden başlayıp makro yaşam alanı Dünya’ya doğru gittiğimizde zincirleme bir döngü görmekteyiz. İnsan, fiziki açıdan sağlam bir şekilde inşa edilmiş, her türlü aydınlatma, ısıtma ve yalıtım sistemleriyle donatılmış  ‘ev’ görmek ister. Kimi bölgelerde bu kerpiç olur, betonarme olur, taş veya ahşap olur. Kapsam her zaman insan üzerine odaklıdır. Ruhi açıdan ise mahremiyet, huzur, sokak, mahalle ve bu bağlamda insani ilişkileri kapsamında hissetmek ister.

Makro ölçekli Dünya’ya baktığımızda her türlü fiziki şartları sağlamakla beraber manevi şartları da sağlamaktadır. Rahman suresinde Allah(cc): “Göğü O yükseltti, denge ve ölçüyü (mîzânı) O koydu ki, dengeden (mîzândan) sapmayasınız.” diye buyurmaktadır.

İnsanlık Allah’ın koymuş olduğu bu kusursuz dengeyi muhafaza etme noktasında istenilen başarıyı gösteremedi. 18.yy’da başlayan sanayi devrimi ve devamında hızla ilerleyen teknolojik gelişmeler neticesinde artan enerji tüketimi bu dengeyi bozan önemli bir etkidir. İnsanların vücuduna giren virüsler, antikorlar tarafından kuşatılırken; dünya yüzeyinde yaptığımız enerji tüketimleri ve fosil yakıt kullanımlarına karşı dünya; kuraklık, çölleşme, hastalıkların artışı, erozyon, sel, deprem vb. olaylar ile insanlığı kuşatmaktadır. Her bir birey Allah’ın koymuş olduğu bu kusursuz dengenin bir parçası olarak kendisini görmeli ve bu dengeyi muhafaza etme noktasında kendini sorumlu hissetmelidir. Aksi halde yaşamak zorunda kaldığımız çevre ve dünya yaşanmaz bir yere dönüşecektir.

Kaynak

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, 46, 2 (2006) 29-43

TDV İslam Ansiklopedisi, Kuran ve Hadis I, Mustafa Çağrıcı

Söz&Kalem | Ahmet Şimşek

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ