Terminoloji | Kudüs Ümmetin Yetimidir

Terminoloji | Kudüs Ümmetin Yetimidir

Siyonizm | İşgal | Gasp

Siyonizm sözcüğü, İbranicedeki Siyon sözcüğünden türetilmiştir. İsmin kökeni, Kudüs yakınlarında bulunan Siyon Dağı'na veya Siyon Kalesi'ne dayatılmaktadır.

Yahudi milliyetçiliğini tanımlamak için kullanılan bir terim olarak "Siyonizm," ilk milliyetçi Yahudi öğrenci hareketi, Kadimah'ın kurucusu Avusturyalı Yahudi yayımcı Nathan Birnbaum tarafından, kendi çıkarttığı Selbstemanzipation adlı gazetede, 1890 yılında ortaya atılmıştır.

Siyon kelimesine dayanan Siyonizm ise Yahudi halkının “tarihî yurtlarına dönüşü” manasında Filistin’de Yahudi devleti kurmayı hedefleyen siyasî hareketi belirtir. Bu bağlamda hak sahibi olmadığı toprakları gerek illegal siyaside gerekse de saldırgan bir şekilde fiilen işgal etmektedir.

Her ne kadar lügatte, literatürde işgal, bir yerin, ülkenin veya bir bölgenin düşman tarafından ele geçirilmesi ve ele geçirilmek anlamına geliyorsa da; Siyonist İsrail tarafından bu şekilde anlaşılmamaktadır. Bugün Siyonizm milliyetçiliği Filistin topraklarını her türlü yolu kendilerine mübah görerek işgal etmektedir. Kadın, çocuk, bebek, hastane, hasta ayırt etmeksizin Müslümanlar üzerine kindar bir politika izlemektedirler. Aynı zamanda İşgalci Siyonistler; Filistin’de ki Müslümanların ellerinde ki arazileri ve evlerini gasp ederek ve yıkarak yerleşmeye çalışmaktadırlar.

1947 yılında küçük bir yerleşim yerine sahip olan İsrail yaptığı katliamlarla topraklarını büyütmüştür.

İsrail’in Filistin’deki Katliamları;

Şeyh Beldesi Katliamı: 31 Aralık 1947’de siyonist çeteler, beldede; erkek, kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan 6 kişiyi evlerinin içinde veya yakınlarında katlettiler.

Deyr Yasin Katliamı:  10 Nisan 1948’de İrgun ve Stren gruplarına bağlı siyonist çeteler, gece saat ikiden gündüz öğle vakitlerine kadar evleri arayarak 360 köylüyü evlerinden dışarı çıkardılar ve köyden ayrılmadan önce duvarların önüne dizip toplu hâlde katlettiler.

Ebû Şûşe Köyü Katliamı: 14 Mayıs 1948’de siyonist çeteler, Deyr Yasin köyü yakınlarındaki Ebû Şûşe köyüne şafakla birlikte girip 50 Filistinliyi kafalarına kurşun sıkarak katlettiler.

Tantura Katliamı: 22 Ağustos 1948’de Tantura köyüne şafak vakti giren Cumartesi Taburu siyonist çetesi, 90 kişiyi öldürdü.

Kubye Katliamı: 14 Ekim 1953’te İsrail ordusu, sonradan başbakan olan Ariel Şaron’un komutasındaki 600 kişilik bir grupla Kubye köyüne girerek 56 evi arayıp 200 nüfuslu köyden 67 erkek, kadın, çocuk ve yaşlıyı katletti, diğerlerini de yaraladı.

Kalkila Katliamı: İsrail ordusu, 10 Ekim 1956’da 1948 sınırlarında yer alan Kalkila köyüne havadan ve karadan saldırarak 70 kişiyi katletti.

Kefer Kasım Katliamı: 29 Ekim 1956’da Kefer Kasım köyüne giren İsrail askerleri, 49 kişiyi köyün dışına çıkararak katlettiler.

Han Yunus Katliamı: 3 Kasım 1956’da Gazze’nin güneyindeki Han Yunus köyüne giren İsrail askerleri 250’den fazla Filistinliyi katlettiler; bir sonraki gün buna 275 kişi daha eklendi. “Dokuz gün süren katliamda katledilenlerin sayısı 600’ü bulmuştur.

Mescid-i Aksâ Katliamı: 8 Ekim 1990’da Yahudilerin Mescid-i Aksâ’ya girmek istemelerine karşılık Kudüs halkının karşı koyması üzerine 21 Kudüslü siyonistler tarafından katledildi.

Haremü’l-İbrahim Katliamı: 25 Şubat 1994’te el-Halil şehrindeki Halil İbrahim Camii’nde sabah namazını kılan Filistinlilere, Baruch Goldstein isimli ABD kökenli, doktor bir Yahudi yerleşimci, M-16 otomatik silahıyla ateş açarak 29 Filistinliyi öldürüp 125 Filistinliyi de yaraladı.

Cenin Katliamı: Batı Şeria bölgesindeki Cenin’de, 1948’de yerlerinden olan Filistinliler için yapılan bir kilometrekarelik kampta İsrail saldırılarından kaçan 13.755 Filistinli, BM gözetimi altında yaşıyordu. 4 Nisan 2002 gecesinde İsrail ordusunun kampa havadan ve karadan gerçekleştirdiği saldırıda 4.000 kişi evsiz kalırken 1.300 kişi katledildi. İsrail’in 29 Mart’ta “Koruyucu Duvar Operasyonu” adı altında başlattığı bu katliam, Filistin tarihinin en büyük katliamlarındandır.

Mescid-i Aksâ

Ârâmîce de Beth makdeşa, İbrânîce de Beth ha-Mikdaş ve Arapça da ise Beytülmakdis olup “Mukaddes Ev” demektir. İlk kuruluşundan beri taşıdığı bu ad sonradan şehrin tamamını kapsamına almıştır. Şehir için Müslümanların benimsediği Kudüs adı da aynı kökten gelmekte ve aslında şehri değil mâbedi ifade etmektedir. Arapça aksâ “uzak” anlamındadır ve mâbedin Mekke’ye uzaklığından dolayı bu ad verilmiştir.

Bir hadise göre ise burası, Mescid-i Harâm’dan sonra içinde insanların Allah’a ibadet etmeleri amacıyla yapılan en eski ikinci mâbeddir. Bugün Kâbe’ye çevresiyle birlikte Mescid-i Harâm denildiği gibi Mescid-i Aksâ’ya da çevresiyle birlikte Harem-i şerif denilmektedir.

Kubbetü’s- Sahra

İslâm mimarisinin bilinen ilk kubbeli eserlerindendir. Kudüs’ün fethinden sonra Hz. Ömer tarafından yaptırılan mescidin yerine inşa edildiği için Ömer Camii olarak da tanınır.

Halife Ömer döneminde Sasaniler Devleti ile yapılan savaşlar sırasında Kudüs 636 yılında ilk kez Müslümanların eline geçmiştir. Halife Ömer, Kudüs'e girdiğinde baş patriğe kendisini tapınak tepesine götürmelerini rica etti. Bu mevki yıkıntı döküntülerle doluydu. Halife Ömer ilk olarak Beytü’l Makdis’i ve Muallak Taşının (Sahra) bulunduğu Harem-üs Şerif'i yıkıntılardan temizlemiştir. Sonra Sahra üzerinde "Sahra Mescidi" adı ile anılan Medine'de peygamberin mescidine benzer kamıştan namazgâh tarzında bir Mescid yaptırmıştır.

Günümüze kadar gelen Kubbet-üs-Sahra binası Emevi Halifesi, Abdülmelik bin Mervan devrinde 687-691 yılları arasında inşa edilmiştir. Halife Merven Sahra Mescidini büyütüp yenileyerek Kubbet-üs-Sahra'yı yaptırmıştır. Ayrıca bu mevkiinin hemen yanına Mescid-i Aksa adı verilen Ömer Camisini inşa ettirmeye başlamış ve bu cami halife I. Velid döneminde tamamlanmıştır.

Orijinal kubbe 1015'te yıkılmış ve 1022-23'te yeniden inşa edilmiştir. Kubbet'üs-Sahra, özünde İslam mimarisinin günümüze ulaşmış en eski eserlerinden biridir.

Sonuç

Yaratan rabbinin adıyla oku!(Alak 1)

Ey örtüsüne bürünen! Kalk ve uyar.(Müdessir 1)

Kaynak

Mescid-i Aksâ, Kubbetu’s Sahra, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi(TDV)

Turan, DR. Abdulkadir, Kudüs Raporu, Stratejik Düşünce ve Analiz Merkezi(SDAM) 2018, http://sdam.org.tr/haber/164-kudus-sorunu/

Söz&Kalem | Ahmet Şimşek

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ