Yediklerimizin İçinde Ne Var? | 3

Yediklerimizin İçinde Ne Var? | 3

Serimizin ilk 2 yazısını okuyanlar, “Helal ve Sağlıklı Yaşama” gayretini abartı bulabilir. Şimdi de bu yaşamı abartı bulanlara, Türk Gıda Kodeksi’nden cevaplar verelim.

Bazen birilerini inandırmakta zorlandığınız oldu mu? Baklavada insan ve hayvan kılından elde edilebilen Sisteinin, dondurma ve krem şantilerde Jelatininin, sakızda lastik parçalarının olduğunu söylediğinizde ya da meyve suları jelatinle durultuluyor dediğinizde… “Abartma ya hu! Hem etiketi okudum öyle bir şey yazmıyordu. Hatta domuz ve domuz mamulleri içermez yazıyordu”, laflarına maruz kaldınız mı? Öyleyse bu yazımız tam olarak onlara cevap niteliğinde. Herkes satacağı malı över. Kendi tutumunu ve tuttuğu kimseleri savunur. Başkaları eleştirseler de bunlara toz kondurmaz. Unutmayın ki hiç kimse ayranım ekşi demez.

Aşağıdaki bilgiler Türk Gıda Kodeksinin Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliğinden bir  kesittir. Belirtilen maddeler gıda katkı maddesi olarak değerlendirilmez. Bu nedenle de ürün etiketleri üzerinde yazılması zorunlu değildir. Bu maddeler:

a) Monosakkaritler, disakkaritler veya oligosakkaritler ve tatlandırma özelliklerinden dolayı kullanılmış olan bu maddeleri içeren gıdalar,
b) Bileşik gıdaların üretiminde; aromatik, çeşni verici veya besleyici özellikleri ile birlikte ikincil olarak renklendirici etkileri nedeniyle kullanılan, aroma vericiler de dahil olmak üzere kurutulmuş veya konsantre formdaki gıdalar.
c) Gıdalarla birlikte tüketilmesi amaçlanmayan ve gıdanın bir parçası olmayan sarma veya kaplama malzemelerinde kullanılan maddeler.
ç) Pektin içeren maddeler ve kurutulmuş elma posası veya turunçgillerin veya ayvaların kabuğundan veya bunların karışımından, seyreltik asit muamelesini takiben sodyum ve potasyum tuzları ile kısmi nötralizasyon sonucu elde edilen türev maddeler (sıvı pektin).
d) Sakız mayaları.
e) Beyaz veya sarı dekstrin, kavrulmuş veya dekstrine edilmiş nişasta, asit veya alkali muamelesi ile modifiye edilmiş nişasta, ağartılmış nişasta, fiziksel olarak modifiye edilmiş nişasta ve amilolitik enzimlerle muamele edilmiş nişasta.
f) Amonyum klorür.
g) Kan plazması, yenilebilir jelatin, protein hidrolizatları ve bunların tuzları; süt proteini ve glüten.
ğ) Glutamik asit, glisin, sistein, sistin ve bunların teknolojik fonksiyonu olmayan tuzları dışındaki aminoasitler ve tuzları.
h) Kazeinatlar ve kazein.
ı) İnülin.

Daha detaylı bilgi ve orijinal metin için resmi gazete adresini ziyaret edebilirsiniz.[1]

Gıdalarımıza konulması yasak olmayıp, katkı maddesi olarak dahi belirtilmesi gerekmeyen bu katkıları yakından inceleyelim. Yani bu demek oluyor ki ürünlerin arkasında yazan içindekiler kısmı eksik veya yanlış olabiliyor. Hatta öyle zamanlar oluyor ki, firma bir ambalajdan stok yapmak amacıyla milyonlarca adet basabiliyor. Etiket yönetmenliği veya ürünün içeriği değişse bile etiketi aynı kalıyor. Dolayısıyla bir ürünü sadece dıştan kontrol edip güvenirliliğini test etmek mantıklı gözükmüyor.

Sistein: Denetimlere gittiğimiz firmalarda Sistein ile ilgili ilk şunu soruyorum. Sizce Türkiye’deki berberlerde kesilen saçlar nereye gidiyor? Çöpe dediğinizi duyar gibiyim. Peki, Çin gibi nüfusu milyarları geçen ülkelerde sizce durum aynı mıdır? Sistein, insan ve hayvan tüylerinden elde edilebiliyor. Şekillendirme ajanı olduğu için birçok bisküvi ve krakerde, unlu mamulde, baklava ve böreklerde, bunların yufkalarında veya baklavalık-böreklik unlarda bulunabiliyor. Kullanılması takdirinde etikette belirtilmesine de gerek olmayanlar kategorisinde, dolayısıyla köyde marketten alınmış baklavalık, sertifikasız unla yapılan kışlık yufkalar bile bu kategoride kalıyor.

Hele ki kışın balgam söktürücü olarak kullandığımız öksürük şuruplarında çok daha fazla miktarda bulunmaktadır. Etken madde olarak asetil sistein olarak araştırma yapabilirsiniz. Besin takviyeleri, sporcu içecekleri, bebek mamalarını es geçiyorum şimdilik…

Yenilebilir Jelatin:  Bir zamanlar özellikle margarin ambalajlarında üzerinde “Ürünlerimizde domuz yağı ve domuzdan elde edilmiş katkılar yoktur” ibaresi vardı. Şu an var mı bilmiyorum ama sorun şu ki sadece bu ibareyi yazmakla ürün paklanmaz. Etiketinde yazmamışlar diyerek güvenerek aldığımız dondurma, pasta, sütlü tatlı, kremşanti ve meyve suyu gibi ürünleri niçin tüketmememiz gerektiği daha net ortaya çıkıyor. Zaten bu katkı maddelerini kullandılarsa da etiketlerde belirtmek zorunda değiller. Şeker hamurunun neredeyse olmazsa olmazı, meyve suyunda ise durultma ajanı olduğu için de etikette belirtme zorunluluğu bir kez daha kalkıyor, üstelik ilgili kodekste üretimi de yasal olan bir maddedir.

Aroma Vericiler: Aromalar doğal ve sentetik olmak üzere ikiye ayrılıyor. Bu, aromaların, çözünmesinde etil alkol kullanılmış olabilir anlamını da beraberinde getirmektedir.

Sakız Mayası: Türk Gıda Kodeksimizin sakız tebliği şu şekilde; Sakız mayası, gıdaya uygun elastomer, reçine, vinil polimer, parafin, mikrokristalize vaks, bitkisel yağ ve izin verilen katkı maddeleri ile tekniğine uygun olarak hazırlanan ürünleri ifade etmektedir.

Daha vahim tablo ise sakızın içindekiler kısmında sakız mayasının yazılmasına gerek olmaması! Öyleyse neymiş, etikette plastik yazmamışlar diye, “Sakızda plastik mi varmış, hadi canımmm” deyip çiğnemek yokmuş.

Bir katkı maddesinin içerikte yazmaması, etikette bulunmaması veya birçoklarının deyimiyle ülkeyi Müslümanların yönetmesi veya ülkede Müslümanların çoğunlukta olması, ürünlerin hiçbirini sağlıklı ve helal yapmamaktadır. Hatta yurt dışından gelen ürün hammaddelerin, Türkiye’de karıştırılıp “Türk Malı” damgasını alması ve burada üretilmesi de bir anlam ifade etmemektedir. Çünkü kodeksimiz, Avrupa ve Amerika Kodekslerini baz alarak hazırlandığı için, bizim hassasiyetlerimiz göz önünde bulundurulmamaktadır. Örneğin kodekste alkolsüz içeceklerde litrede 3 grama kadar etil alkol ilavesine müsaade edilmekte ve etikette belirtilmesi zorunlu olmadığı için yazmaya gerek duyulmamaktadır. Haliyle bu necaset karıştırılmış içeceklere de alkolsüz denerek, soğuk çay, alkolsüz gazlı içecek,  portakallı içecek, meyveli süt, vs. gibi isimlerle rahatça soframıza girebilmektedir.[2]

Ne yazık ki Kodekste de bizlere uygun değişikliklere gidilmemektedir. Zira Amerika veya Avrupa bir katkı maddesini yasaklamadıkça, biz de zararlı olduğu kanıtlansa da Türkiye’de yasaklamıyor. Bu taklitçi politikadan vazgeçilmesi ve daha güvenilir gıdalarla beslenmeyi talep etmeliyiz. Yetkililerde bu konuda hassas olmalılar.

Şu şartlar altında muteber bir sertifikalandırma kuruluşundan sertifikalandırılmamış ürünlerimizin, “Türk Gıda Kodeksine Uygun Hazırlanmıştır” ibaresine uyması, helaliyete veya sağlığa önem veren bir birey için hiçbir anlam ifade etmemektedir.

Unutmayın ki etiketler ürünlerin cazibesini artırmak için tasarlanır ve müşteriyi ürkütecek hiçbir şey eklenmez. Dolayısıyla etikette yazanların doğru, yeterli ve güvenilir olup olmadığını ancak denetim mekanizmaları kontrol edip düzeltebilir. Katkılar hakkında yeteri kadar bilgimiz olmasa da etiketi kontrol etmeyi ihmal etmeyelim. Bizler okudukça, okuduklarımızı sorguladıkça bilinçlenecek ve bu bilinçle üreticileri de düzeltmeye gücümüz olacaktır.

Lütfen maddi ve manevi hayatınızın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. Bilgilerin derlenmesine katkı sağlayan GİMDES Gönüllü Ekibine şükranlarımızı sunuyoruz. Özellikle piyasada çokça bulunan ve insanların sağlığını olumsuz etkileyen yiyecek ve içecekler ile ilgili bir başka yazı dizimizde görüşmek dileğiyle Allah’a emanet olun.

 

Söz&Kalem - Muhammed Zeki Aygur

Veteriner Hekim

 

[1] https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2013/06/20130630-4.htm

[2] Etiket de Yazanlar Doğru, Yeterli ve Güvenilir mi? - Gıda Müh. Merve Dibekçi

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ