Yediklerimizin İçinde Ne Var? – 5 Yediklerimizin Bağımlısı mıyız?

Yediklerimizin İçinde Ne Var? – 5  Yediklerimizin Bağımlısı mıyız?

Bu yazımızda daha çok bağımlılığa neden olan bir katkı maddesinden bahsedeceğiz. Ama ondan önce dilerseniz yeme içme bağımlılığı hakkında bir giriş yapıp olası diğer nedenler üzerinde de biraz durmaya çalışalım.

Yeme içme bağımlılığı, psikolojik bir vaka olup günümüzde sıkça görülen bir hastalığa dönüşmüştür. Bu tür vakayı yaşayan kişiler sürekli yemek yeme eyleminde bulunurlar ve bu da aşırı kilo alımına neden olur. Yoğun iş temposu, stres, duygusal çalkantıları bastırmak ve baş etmek için yemek yemeğe başvururlar. Bu tür kişiler yaptıklarının farkındadırlar, fakat bunun önüne geçemezler. Ergenlik döneminde bu vaka baş gösterebileceği gibi, depresyon döneminde de kendini gösterebilir. Yeme-içme bağımlılığı kadınlara oranla erkeklerde daha fazla görülebilmektedir. Bunun temel sebebinin hormonlar olduğu düşünülmektedir.

Yeme-içme bağımlılığı sendromunda, kişi kendini kontrol edemez. Genellikle stresli ve üzüntülü olduğu zamanlarda bu vaka etkisini göstermeye başlar. Aşırı kilo aldığını fark eden kişi, hemen diyet yapma programlarına başlar. Fakat bu dönemde daha çok strese girdiği için tekrar aşırı yemek yeme eylemi devreye girer. Kişi bu kısır döngüden utanç ve suçluluk duyar ve sosyal ortamdan uzaklaşarak, kendi içine kapanık bir birey haline gelir.  Sinirlilik, agresiflilik, toplumla uyumsuzluk, tatminsizlik, cinsel isteksizlik, üzüntü gibi duygusal durumlar, bu vakanın reaksiyonları arasında yer almaktadır. Kişi aileden uzaklaşır, arkadaşları ile iletişim bozuklukları yaşar ve hayatla olan bağı gün geçtikçe kopar. Yemek bağımlısı olan kişiler ailesinin ve sevdiklerinin yemek yerken baskı kurmalarını istemedikleri için yalnız başına yemek yemeği tercih ederler.[1]

Kontrolsüzlük, bu psikolojik rahatsızlığın en önemli sorunudur. Kişi toplumdan ve sevdiklerinden uzaklaştıkça kendini yalnız, yorgun ve çaresiz hisseder. Bu durumda daha farklı ve ciddi psikolojik rahatsızlıklara zemin oluşturur. Dertlerini, sıkıntılarını ve yalnızlığın verdiği duygusal sorunlara son vermek için aşırı yemek yerler.

Özellikle şekerli ve bol yağlı hazır gıdalar, doğal gıdaların aksine dopamin salınımını aşırı derecede artırdığı düşünülmektedir. Aşırı salınan dopamin bir süre sonra reseptörlerde hassasiyet kaybına neden olacak, salınan dopamin miktarı aynı miktarda haz ve rahatlama hissi uyandırmayacağı için kişi daha fazla yemeğe yönelecektir. Özellikle bu tür gıdaları aşırı tüketen bireylerin yeme bağımlılığı ile karşılaşma riskini daha fazla taşırlar.[2]

Yemek bağımlılığına bağlı olarak obezite şekillenmektedir. Ülkemizde obezite ciddi bir sağlık sorunudur ve yetişkinlerin %20’sinden fazlası obez, %34’ü fazla kiloludur. Yeme bağımlısı olan tüm bireylerde kilo artışı meydana gelmesine rağmen, obez veya kilolu tüm bireylerin yeme bağımlısı olduğunu söyleyemeyiz.

Amerika’da yapılan çalışmalarda; normal kilonun altındaki bireylerin %10’u, normal kilolu bireylerin %6,3’ü, fazla kilolu bireylerin %14’ü yeme bağımlısıdır. Bu oran obezite hastalarında ise %33’tür.

Şaşırtıcı olan normal kilonun altındaki bireyler de bile azımsanmayacak oranda yeme bağımlısı olduğudur. Bu tür vakalarda sadece belli gıdaları tüketme şekline bir hastalık tablosu görülür. Bizimde aslında değineceğimiz asıl konu budur. Acaba gıda endüstrisi nasıl oluyor da bazı yiyecek ve içeceklerin daha fazla tüketilmesini sağlıyor? Tükettiğimiz gıdalarda bir zaman sonra bedenimiz ve davranışlarımız üzerinde istenmeyen etkilere sebep olacak katkı maddeleri var mıdır? Şimdide dilerseniz asıl konumuza geçelim.

 

Çin Tuzunu Daha Önce Duymuş muydunuz?

Namı diğer Mono Sodyum Glutamat yani MSG. Geçmiş yazılarımızda Mono Sodyum Glutamat (MSG olarak anılacak) hakkında kısa kısa şeyler yazmıştık. Ee hocam vallahi adamlar güzel yapıyor. Kendimizi yemekten alıkoyamıyoruz diyenler olmuştu. Doğru haklısınız! Zira aslında siz yemiyorsunuz çünkü Çin Tuzu size yediriyor. Sizi yediklerinizin bağımlısı haline getiriyor.

Tüm dünyada yaygın olarak kullanılan MSG bazı ülkelerde belli yaşın altındaki çocukların gıdalarında kullanımı kısıtlandı. Pakistan'da ise sağlığa zararlı olduğu gerekçesiyle yasaklandı. Mahkeme, yasağın kabinede de ele alınarak, kararın ülkedeki 4 eyalet ve 3 özerk bölgeye de bildirilmesini istedi. Uzakdoğu mutfağında yoğun şekilde kullanılan Çin Tuzu olarak bilinen MSG, gıdalarda aroma artırıcı olarak kullanılıyor. Gıdaların orijinal tadını artırarak aromalı hale getiren bu madde, Uzakdoğu mutfağında yoğun olarak kullanılıyor.

E621 koduyla bilinen MSG yiyeceklere katıldığında, o yiyeceğin tadının beyin tarafından güzel olarak algılanmasını sağlıyor. Tatlı, tuzlu, acı fark etmiyor. Hangi yiyeceğe katılırsa lezzetliymiş gibi geliyor. Çamura katılsa onu bile lezzetli yapar. O yüzden gıda üreticilerinin birçoğu MSG’yi karlı olduğu için kullanıyorlar. Zararlı olup olmadığına bu yazıyı okuduktan sonra karar verelim isterseniz. MSG Nörotoksin bir maddedir. Sinir hücrelerine zarar veriyor. Merkezi sinir sistemi tahribatı ve buna bağlı olarak alzheimer, parkinson, huntington, sara (epilepsi) hastalıkların başlamasında ve ilerlemesinde çok etkili rol oynuyor.
 

Tabi etkileri bunun ile sınırlı değildir.  Retinal dejenerasyon, yağ birikimi, doyma mekanizmasında bozukluk, obezite, büyüme hormonu baskılanması, pankreas hasarı, insülinde artış ve buna bağlı diyabet,  böbrek ve karaciğerde ciddi hasarlar oluşturabilmektedir.  Bu madde hamilelerde plasenta bariyerini geçebiliyor, dolaysıyla anne karnındaki bebek de aynı tahribatlara maruz kalıyor.

Bu madde özellikle çocuklarımızın hatta büyüklerin de çok severek yediği cipslerde çok kullanılmakta. Hazır köfte harçları, et suyu tabletleri, hazır çorbalar, dondurmalar, renkli yoğurtlar ve benzeri birçok üründe kullanılmaktadır. Bugün herhangi bir markete girip herhangi bir cips markasının (sade olanlar hariç)  içindekiler kısmını kontrol edebilirsiniz. Muhakkak surette MSG katkı maddesini aroma artırıcılar adıyla görebilirsiniz.

Gıdalarda et lezzeti vermek, diğer tabii gıda tatlarını arttırmak için kullanılır. GİMDES sertifikalı ürünlerde, sağlığa ispatlanmış ciddi zararları olan MSG'nin ve diğer zararlı katkılardan hiçbirinin kullanılmasına izin verilmez.

Çalışmalar göstermiştir ki MSG; vücutta, sinir sisteminin normal fonksiyonlarında önemli bir rol oynamaktadır. Bazı kobaylarda beyin hasarına sebep olduğuna inanılmaktadır. Ayrıca, en önemli Çin yemeklerinde, umumiyetle MSG’nin kullanıldığı Çin lokantalarında yemek yiyen pek çok insanın yemekten sonra baş ağrısı ve göğüs sancılarına maruz kaldığı rapor edilmiştir. Bir başka çalışmada da MSG ile muamele olduğu zaman dişilerde hamilelik, erkeklerde de döllenme gücünün azaldığı gösterilmiştir.

Rabbimiz bakara süresi 168. Ayetinde yeryüzünde bulunan nimetlerin helal ve temiz olanlarından yiyiniz buyurmaktadır. Gördüğünüz üzere bir maddenin tüketilmesi için sadece helal olması yetmiyor ayrıca temiz yani sağlıklı olması da gerekiyor. Unutmayalım ki bu beden bizlere emanet edilmiştir. Emanete hıyanet etmemek için yediklerimizin ve içtiklerimizin helal ve temiz olmasına dikkat etmeliyiz. Şu an bir zarar vermiyor diye bir şeyi tüketmek uzun vadede zarar vermeyeceği anlamına gelmemektedir. Bundan dolayı hakkında kesin bir bilgi sahibi olmadığımız bu tür gıdalardan uzak durmalıyız. Unutmayalım ki iş işten geçtikten sonra dizlerimizi dövmek, sevdiklerimizin gözümün önünde eriyip giderken harap düşmemiz bir işe yaramayacaktır.

İnsanlara zararlı olduğu kanıtlanan ve tehlike saçan bu maddeleri tüm uyarılarımıza rağmen tüketmeye devam eder misiniz?

Söz&Kalem | Muhammed Zeki Aygur

 

[1] https://www.bambum.com.tr/blog/yemek-bagimliligi-nedir

[2] https://www.drozdogan.com/8-adimda-yeme-bagimliligi-belirtileri-tani-ve-tedavisi/

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ