Rumeysa Biçer - Söz&Kalem Dergisi
Kuşlar uçmaz oldu ufkunda şehrin, gök yarılmış bakıyor
Zamanın nabzında bir sızı, sanki nehirler ters akıyor
Ey Kudüs’ün kardeşi, ey zeytin ağaçlarının dertli dalı
Senin bağrında yanan ateş, tarihin en ağır vebalidir.
Bir çocuk çiziyor resmini ölümün, elleri barut kokulu
Gözlerinde sönmeyen bir güneş, yüreği iman dolu
Zulmün çelikten zırhı varsa, senin ebabilce sabrın var
Yıkılan her duvarın ardında, sarsılmaz bir kararın var.
Geceler bir kâbus gibi çökerken Gazze’nin üstüne
Yıldızlar şahitlik eder, her nefesin son gidişine
Sükûtun rüzgârı eserken dilsizleşmiş bu dünyada
Sen bir başına kıyamdasın, rüya içinde bir rüyada.
Ekmek yerine taş basan annelerin vakur duruşu
Mescid-i Aksa’nın kalbinde yankılanan o hür vuruşu
Müslümanların kaleminden dökülen yaşlar gibi sessiz
Feryadın arşı titretir, lakin yeryüzü kalmış nefessiz.
Karanlık sular elbet bir gün, durulacak bu limanda
Zalimlerin sarayları devrilecek, en yakın zamanda
Çünkü vaadi haktır O’nun, hüzün geçer, zafer kalır
Gözyaşının her damlası, bir gün tufan olur intikam alır.
Uyan ey şanlı mazinin yetim kalmış büyük rüyası!
Gazze bir sabır taşıdır, Gazze insanlığın aynası.
Kanayan her yaran, bir gül bahçesine dönecek elbet
Zulüm bitecek bir sabah, doğacak o kutlu adalet.