Her gün farklı tutsaklıklarla yanıyor.
Menzillerimiz tek tek yıkılıyor.
Çamurlara bulanıyor ayaklarımız
Hâyatlere alınmıyor acizliğimiz
Yalnızlıklarla cebelleşiyor kalabalıklığımız,
Olmaz dediklerimiz bir adım ötede
Alarmlar kurmuş bekliyor...
Her gün farklı bir dalgınlıkla çöküyor
Aralara sıkışan girdapların,
Serzenişi güvercinlere kurşun olur.
Ölçüsüz sevinçler sayfalara değdikçe,
Mahrem kelimelerin ifadeleri,
Yüzlere mahcubiyetler satarken,
Bu acı ifadeleri nasıl eller yazmış?
Her gün farklı coğrafyaların kaderine yanar gözler,
Asya’nın orda olur kelimeler,
Cimri kalır zulme karşı...
Ortadoğu’nun siyah suyuna gözlerini dikenlerin,
Suskunluk sarmalında yüz bulup kan içerler
Anadolu’da bedenler amaçsız yaşamların kavgasıyla yaşlanırlar...
Her gün gecelerin gündüzlerin mizanı kurulur
Her gün hezeyana uğrayanların vurgunlarıyla kurulur cepheler
Her gün kaybolan yılların çilesi dem vur.
Her gün benazir şu gökyüzüne bakan nice bakışlar garip sevdalara yürürler
Her gün bir çocuğun gözyaşlarıyla sulanır ekinler
Her gün üstümüze sabır yağdır diye münacatlar süzülür...
Söz&Kalem | Fatma Doğan