Söz&Kalem Dergisi - Züleyha Gürceğiz
2021 yılında Okayama Üniversitesi Pediatrik Diş Hekimliği Departmanı bünyesinde çocuklarda diş çürüğü ve böbrek hastalıkları arasındaki bağlantıya açıklık getirebilmek için bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışmanın sonuçları hem diş çürüklerinin mekanizmasının daha iyi anlaşılmasına yardımcı olmuş hem de ciddiye alınmaz ve tedavi edilmezse sağlık problemleri doğurabileceğini de kanıtlamıştır.
IgA, vücudumuzun bağışıklık sisteminin bir elemanı olan kan proteinidir. Vücudumuz, hastalık yapıcı ajanlara karşı savunma amacıyla IgA ve diğer savunma elemanlarını üretir. IgA özellikle mukozal (salgı yapabilen) yüzeylerde bulunur (ağız, burun, idrar yolları gibi). Görevi hastalık oluşturabilecek mikroplar ve bakterilerle savaşmaktır. Görevini yaptıktan sonra salgılarla ya da böbrek/ karaciğer yoluyla vücuttan atılır. IgA’nın vücuttan atılamayıp böbreklerde birikmesiyle IgA nefropatisi oluşur. IgA nefropatisi, bir bağışıklık ve böbrek hastalığıdır. Böbrekte biriken kan proteinleri, böbreğin filtre görevi gören yapılarının iltihaplanmasına ve işlevini yerine getirememesine sebep olur.
Böbrekler çeşitli sebeplerden dolayı hastalanabilir. IgA birikmesiyle oluşan böbrek iltihabı, Berger hastalığı olarak da bilinir. Bu hastalık dünyada en sık görülen böbrek iltihabı türüdür. Basitçe özetlemek gerekirse böbrekler, vücudun filtresi gibi görev görür, kanı süzerler. Filtrelerin üzerine kanın içeriğindeki proteinler birikirse filtreler tıkanır, iltihaplanır ve işlev göremez. Bu iltihaplanma zamanla böbrek ve çevresindeki kan damarlarına da yayılır. Oluşan bu tabloya “glomerulonefrit” denir. Kanlı idrar ile karakterize olan bu hastalık böbrek yetmezliğine kadar ilerleyebilmektedir. Yukarıda açıklandığı gibi en yaygın sebebi kandaki IgA proteininin birikimidir.
Streptoccocus mutans; ağız florasında bulunan bir bakteri türüdür. Diş çürüğünün başlıca sebeplerinden biridir. S. mutans, genellikle erken çocukluk döneminde anne veya çocuğun bakımıyla ilgilenen kimseden tükürük yoluyla (aynı kaşıktan yemek vermekle, ağızdan öpmeyle vs.) bulaşır. Bebeklerde ilk dişlerin çıkmasıyla birlikte kolonize olmaya başlar. Kolonize olabilmeleri için diş yüzeyine yapışabilmeleri gerekir. Diş yüzeyine yapışabilmesi için ise yapışkan görevi gören bir takım proteinleri hücre yüzeyinde bulundurması gerekir. Cnm proteini de bu yapışkan proteinlerden biridir. Cnm, S. mutans bakterisinin hücre yüzeyinde bulunabilen “kollajen bağlayıcı protein”dir. Yani bu protein sayesinde S.mutans bakterileri, insan vücuduna girdikten sonra kollajen içeren dokulara yapışıp hastalığa neden olabilirler.
Kollajen ise insan vücudunda özellikle damar, kalp kapakçıkları ve böbreklerde bulunur. Anlaşılacağı üzere bu bakteri türü Cnm proteini içeriyorsa bu dokulara daha kolay yapışır ve bu organlarda daha kolay hastalık oluşturabilir. S.mutans’ın her alt tür Cnm proteini içermez. Cnm proteini, bu bakteriyi hastalık yapıcı hale getiren bir özellik olarak görülmelidir. Şiddetli diş çürüğü olan bireylerde daha sık tespit edilen bir proteindir.
Scientific Reports dergisinde yayınlanan rapora göre bu deneysel sıçan modelinin amacı Cnm proteini taşıyan S.mutanın alt türlerini, ağızda oluşturduğu şiddetli diş çürükleri aracılığıyla böbreklerde iltihaplanma benzeri hasara yol açıp açmadığını araştırmaktır.
Araştırma için 2 haftalık erkek Sprague-Dawley denilen (bu beyaz renkli melez sıçan türü hızlı büyüyen, uysal ve bakımı kolay olması sebebiyle bilimsel araştırmalar için en sık tercih edilen hayvanlar arasındadır) sıçanları kullanılmıştır. Bu sıçanlar 3 gruba ayrılmıştır: Cnm-pozitif S.mutans ile enfekte edilen grup, Cnm-negatif S.mutans ile enfekte edilen grup ve kontrol grubu. Sıçanların tümü yüksek şeker içerikli diyetle 32 hafta beslendikten sonra her grubun diş çürüğü şiddeti incelenmiş ve böbrek fonksiyonlarının anlaşılabilmesi için gerekli olan tüm testler yapılmıştır.
Deney sonuçlarına bakıldığında, Cnm-pozitif ile enfekte edilen tüm sıçanlarda şiddetli diş çürüğü geliştiği görülmüş. Bu grupta böbrek fonksiyonlarında da anormallikler saptanmıştır. Sıçanların idrarlarının kanlı olduğu görülmüştür yani kanlı idrar atımı anlamlı şekilde artmıştır. İdrarın içeriğine bakıldığında ise protein kaçağı, idrarla birlikte protein atımı saptanmamıştır. Böbreklerde IgA birikimi sadece Cnm-pozitif enfekte edilen grupta belirgin bir şekilde görülmüştür. Fakat Cnm proteininin kendisi böbreklerde saptanmamıştır. Bu da hastalığın direkt olarak bakterinin oraya yayılmasından değil bağışıklık aracılı dolaylı mekanizmalarla geliştiğini düşündürmektedir.
Sonuç olarak bu çalışma ağızda bulunan belirli bir S. mutans alt türünün yalnızca lokal diş çürüğüne değil, aynı zamanda sistemik bir hastalık olan IgA nefropatisine benzer böbreği filtreleyen hasara da yol açabileceğini deneysel olarak göstermektedir. Bu model, IgA nefropatisinin erken dönemlerini anlamak ve zararlı enfeksiyonların böbrek üzerindeki etkilerini araştırmak açısından yeni bir bakış açısı sunmaktadır.
Ayrıca, bu sonuçlar, ağız hijyenin yalnızca ağız sağlığı değil, aynı zamanda böbrek sağlığı açısından da önem taşıdığını ortaya koymaktadır. Dişteki bir çürük ve içerisindeki bakteri türleri direkt olarak kendileri yapmasa bile bağışıklık sistemi üzerindeki etkileriyle ciddi hastalıklara sebebiyet verebilmektedirler. İleriye dönük olarak, Cnm-pozitif S. mutans taşıyıcılığının insanlarda böbrek rahatsızlığı riski ile ilişkisi daha kapsamlı klinik araştırmalarla değerlendirilmelidir.
Kaynakça
https://doi.org/10.1038/nrneph.2015.224
https://doi.org/10.1038/s41598-019-56523-w
https://doi.org/10.1007/s10157-014-0987-4
https://doi.org/10.1038/s41598-021-85196-4
https://doi.org/10.1056/NEJMra1206793