Söz&Kalem Dergisi - Hamza Korkmaz
“Ma‘lûm ola ki, ilimden maksat, kelâmda kesret değil, hakîkatte vukûftur. Zira ilim, kalbe nüzûl etmedikçe kemâl vermez. Nice eşhas vardır ki lisânında ilim ziyadedir, lâkin kalbinde onun nuru yoktur. İlim, amelle meczolursa hikmet olur; amelden beri olursa, insanı gurura sevk eder. Hakikî âlim odur ki, ona malum olanı yaşar; zîrâ mârifet, amel ile hayat bulur.”
*
“Bil ki, ilmin amacı çok konuşmak değil, hakikati anlamaktır. Çünkü ilim kalbe yerleşmedikçe olgunluk kazandırmaz. Öyle kimseler vardır ki, dilinde çok bilgi vardır ama kalbinde o bilginin ışığı yoktur. İlim, amel ile birleşirse hikmet hâline gelir; amelden uzak kalırsa, kişiyi gurura sürükler. Gerçek âlim, bildiğini yaşayan kimsedir; çünkü marifet, ancak amelle canlılık kazanır.”
*
Lügat
Malum: Bilinen
Kelam: Söz, Konuşma
Kesret: Çokluk
Vukuf: Derin anlayış
Nüzul: İnme, kalpte yer bulma
Kemal: Olgunluk
Eşhas: Şahıslar, kişiler
Lisan: Dil
Meczetmek: Bir araya getirme,
Beri: Uzaklık, yoksunluk
Marifet: Allah’ı tanıma
*
Kaynak Bilgisi
Eser: Mektûbât
Müellif: İmam Rabbânî (Ahmed el-Fârûkî es-Serhendî)
Konu: İlmin mahiyeti, marifetin kalbte yer bulması, âlimin sıfatı