Mevsimler akıyor penceremden
Bir yağmur fısıltısı okşuyor göğümü
Geceler gündüzden kaçınır gibi ürkek
Bir garip telaş yoruyor heyecanımı
Hüznü omuzlayan yıldızlar kayıyor inceden inceye...
Ne garip?
Yine aynı durakta bekliyorum
Bilsen de, bilmesen de.
Bir kuru döngü söndürüyor emellerimi
Bıraktığım anlara kilit vuruyor bir süngü
Akrepsiz saat ile akıyor hayatin ritmi
Deli taylar gibi zamansız savrulurken bir ikindi vakti, Esen her rüzgara seni fısıldıyorum
Duysan da, duymasan da...
Bir biz varız şimdi kainatın omuzlarında
Şarkın ışıklarına sırtımızı dönmüş garbın güneşini beklerken,
Ayrı dünyaların yelleri esiyor üzerimize
Aynı eksene çıkmıyor seyrimiz;
Bir hayat boyu bekliyorum seni
Gelsen de gelmesen de...
Kızıl örtüsünü, bembeyaz çehresine takınmış gökyüzü.
Simsiyah saçlarının telleri ile mest ediyor şarkıları
Göğe namzet bir gök var avuçlarımda
İkindi güneşi serinliğinde, bir anne kucağı sıcaklığında
Huzuru ısmarlayan bir cesaretle sana sunuyorum semalarımı.
İcabet etsen de etmesen de...
Ve bir yağmur damlıyor ıssız bir kuraklığa
Kayan yıldızların gözyaşını taşıyor toprağın bağrına
Bir gürleme ile dile geliyor bulutlar
Sevmek ve beklemenin çarpıştığı hissi yüklüyor rüzgarlara
Bekleyişlerim uzuyor engebeler boyu
Yolun düşse de düşmese de...
Öteli bir bakış dikiyorum kalan izlere
Biten her filizin şebnemi damıtıyor ekinlerime
Bir kelebek busesi konsun diye, bu toprağı yarmalar.
Bir güneş göz kırpmasına, gün boyu göğe dikilmeler...
Gülleri saçsın diye bir fidan diktim.
Kokusuna yetişsen de yetişmesen de...
Ümidimi duama bağladım ben.
Kalbimin her ritmi bir tesbih tanesi gibi sayıyor nefeslerimi
Aldığım her nefes mesafeleri çekiyor gurbetime
Yaşadıkça yaklaşıyorum ben sana.
Kalbim durmadan nefesim kesilmeden
Tek tesellim kavuşmaktır illa sana
Ya bugün ya yarın inanıyorum, geleceksin sen bana...
( Gurbetini hicrette taşıyan tüm kıymetlere...)
Söz&Kalem | Esra Sivi Türk