Demirden yumruklar, tahtadan yürekler
Yol kenarlarının sahibi beyaz tenli çocuklar
Yolların bir hükmü yok uçurumlara çıkmadıktan sonra
Çünkü sevinçler, çünkü en ıssız vedalar uçurumlarda
Uyusun da büyüsün hesap sorsunlar
Uçurumlara çıkmayan hayaller satanlara
Tan yeri ağarırken yerkürede
İhtilalin çocukları doğar sokaklarda
Sabah ezanının hüzünlü nağmelerinde
Şehre hayaller taşınır nakliye kamyonlarında
Bedenlerde kilitli ruhlar özgürlüğünü arar
Kaybettikleri anahtarı kimde bulacaklar
Kâğıtlara mürekkep bulaştırmayın, kalemleri saklayın
Bağırmak elzemdir, yazmak dindirmez acıyı
Çıkmaz sokaklarda ölümler bekliyor yazmayı marifet sayanları
Şiirlerin caddelerini temizleyin
Gece misafir gözüküyor kahve fincanlarında
Beyaz tenli çocuklar doğar şairlerin kapısında
Şairin mısralarına çiçekler, böcekler konar
Martı yavrularının hengâme ile uçtuğu sokaklarda
Göze çarpmıyor yetmiş üç yaşındaki ihtiyar çarpık bacaklı eskici
Kaç yağmur yağdırması gerek gözlerinin
Beton avlularda çiçekler yeşersin diye
Kaç yağmurda yürümeli ki bu ıstırabı dinse
Söz&Kalem Dergisi | Furkan DAĞ