Rumeysa Biçer - Söz&Kalem Dergisi
Şubat, toprağa düşen en mukaddes zamandır.
Suskunluğun bağrında patlayan bir volkandır,
Bir çağrıdır bu dosta, bir vedadır dünyaya,
Aşkın, kanla yazılmış mısraıdır semaya.
Bir muştudur şehadet, dilden dile dolaşan,
Bir sevdadır şehadet, engelleri hep aşan.
Zemheride gül açmak, karda iz bırakmaktır,
Karanlığın kalbine bir meşale yakmaktır!
Bakın hele şu kışa, bembeyaz bir örtü var,
Sanki her bir kar tanesi bir şehidi sayıklar.
İskilipli Atıf’ın dik duruşu sehpada,
Yankılanır hala o, sessizleşen sahrada.
Sarayları titreten bir Hasan el-Benna’dır,
Zulmün kalbine inen keskin bir feryattır.
Ve Metin Yüksel geçer, gencecik omuzlarda,
Abdesti kanla taze, Fatih’te avlularda.
Gazze’nin dar sokakları şahittir bu sevdaya,
Şeyh Ahmed Yasin’dir uçan kanatlarıyla semaya.
Tekerlekli sandalyeden sarsarken dünyayı,
Öğretti bizlere o, sadece Allah’a inanmayı.
Rantisi’nin dilinde son bir mukaddes yemin,
“Ölüm bizi korkutmaz!” diyor bak emin emin.
Fethi Şikaki varken, Yahya Ayyaş yaşarken,
Sönmez bu kutlu ateş, şafak vakti coşarken.
Ey kalem! Mürekkebin sızlasın bu ayazda,
Yaz ki her bir kelimen şaha kalksın namazda.
Şehadet bir çağrıdır, tüm nesillere miras,
Ne sarayda bir korku, ne yüreklerde bir yas!
Ölüm dedikleri ne? Bir diriliş muştusu,
Yaradan’a kavuşan bir yiğidin uykusu.
Zindanlar gül bahçesi, sürgünler vatan olur,
Şehit düşen her yürek, bin dirilen can olur.
Şubat geldi kapıya, gönülleri sarsarak,
Elimizde sancağımız, tevhid ile susarak...
Söz verdik biz o yola, dönmek yok artık geri,
Şehadet; müminlerin en mukaddes haberi!
Selam olsun Aksa’da kıyam eden erlere,
Selam olsun canını veren şanlı serlere.
Şubat biter, şan kalır; şehit ölmez, can kalır,
Zalimlerin elinde yalnızca hüsran kalır!