Söz&Kalem Dergisi - Yusuf Serik
Son yıllarda özellikle YouTube, Facebook, Instagram ve Twitter gibi sosyal mecraların hayatımıza girmesi hayatımızı büyük ölçüde değiştirdi. Sosyal medyanın hayatımızı ve iletişimimizi kolaylaştırdığı yanları da oldu; ama bunun yanında toplumsal hayatta ahlakî olarak derin yaralar da açtı.
Peki, bir Müslüman sosyal medyayı nasıl kullanmalı, kullanırken nelere dikkat etmeli? Sosyal medyada başta gıybet olmak üzere, tecessüsten, zandan, kibirden vs. nasıl kaçınabiliriz? Paylaşılan gönderileri beğenirken, yorum yaparken ve paylaşırken nelere dikkat etmeliyiz? Bu yazımızda bu sorular üzerinde duracağız.
Öncelikle, Müslümanlar olarak hayatın her alanında İslami şahsiyetimizi korumalı; şahsiyetimize ve ahlakımıza zarar verecek her söz ve davranıştan da uzak durmalıyız.
Nasıl ki günlük hayatta Allah’ın haram kıldıklarından uzak duruyor, emrettiklerini de yerine getiriyorsak sosyal medyada da Allah’ın haram kıldığı her türlü şeyden uzak durmalıyız. Çünkü Rabbimiz nerede olursak olalım bizimle beraberdir: “Nerede olursanız olun O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görmektedir.” (Hadid, 4)
Günümüzde sosyal medya kullanmamak, bunun da ötesinde uzak durmak neredeyse imkânsız hâle geldi. Kaldı ki sosyal medya kullanmamak yahut uzak durmak da çözüm değil. Gençleri, çocukları ve toplumun diğer kesimlerini telefondan ve sosyal medyadan uzak tutmak ve yasaklamak, doğru bir davranış olmadığı gibi mümkün de değildir. Yasaklayanların gençlere ve çocuklara sundukları bir alternatifleri var mı? Yapılması gereken yasaklamak değildir. Bunun yerine onları iyi bir şekilde yönlendirmeli; sosyal medyada nelere dikkat edecekleri, nelerden de kaçınmaları gerektiği güzel bir dille anlatılmalıdır.
Her sosyal medya kullanıcısının sosyal medyada bulunma gayesi farklıdır. Bizim de sosyal medyada kullanmamızın bir gayesi olmalı. Sosyal medyada bu gaye doğrultusunda hareket etmeliyiz. Her sosyal medya kullanıcısı kendi ilgi alanına göre fotoğraf, video veya yazı paylaşır. Yapılan bu paylaşımların hepsini beğenmemeliyiz. Bu sebeple beğenilerimizde seçici olmalıyız. Paylaşımlarımızda, yorumlarımızda ve beğenilerimizde mahremiyetin korunmasına da ayrıca dikkat etmeliyiz.
Paylaşılan fotoğrafa, videoya, yazıya veya habere yorum yazarken de tıpkı beğenilerde olduğu gibi bazı hususlara dikkat etmeliyiz. Öncelikle her paylaşıma yorum yapmaktan kaçınmalıyız. Yorumlarda konuşulmaması gerekenleri ve gizli kalması gereken hususları konuşmamalı; bir kişi veya topluluk hakkında yorum yaparken de gıybetten kaçınmalıyız. Eğer yorum yapılacak içerik bir haber ise doğruluğu araştırılmalı, araştırılmadan yorum yapmaktan kaçınılmalıdır.
Çünkü Rabbimiz, hakkında bilgi sahibi olmadığımız şeylerin ardına düşmememizi emrediyor: “Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.” (İsrâ, 36)
Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle maalesef gıybet ve tecessüs gibi manevî hastalıklar çok rahat bir şekilde, herkesin görebileceği şekilde yapılır oldu. Başta gıybet olmak üzere kibir, kendini beğenmişlik ve tecessüs gibi manevî hastalıklar insan ve toplum üzerinde derin tahribatlara yol açan manevî hastalıklardır. Toplumsal ilişkileri tahribata uğratan bu manevî hastalıkların belki de en kötüsü olan gıybet, Rabbimizin haram kıldığı büyük bir günahtır.
Gıybet, Kur’an’da ve hadislerde açık bir şekilde yasaklanmış, nehyedilmiştir. Rabbimiz, Hucurat suresinde İslâm’ın ahlak esaslarına değinmiş; müminlerin gıybet, tecessüs, alay, yalan ve zandan da sakınmalarını emretmiştir. “Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü bazı zanlar günahtır. Gizlilikleri araştırmayın, birbirinizin gıybetini yapmayın; herhangi biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Tabii ki bundan tiksinir! Allah’a itaatsizlikten de sakının. Allah tövbeleri çokça kabul etmektedir, rahmeti sonsuzdur.” (Hucurat, 12)
Ebu Hüreyre’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah (sav): Gıybet nedir bilir misiniz, diye sordu. Ashab: Allah ve Resûlü daha iyi bilir, dediler. Bunun üzerine Resûlullah (sav): Kardeşini hoşlanmadığı şeylerle nitelemendir/anmandır, diye tarif etti. Peki ya kardeşimde dediğim özellik varsa ne dersin, denilmesi üzerine: Eğer dediğin özellik kardeşinde varsa, onun gıybetini etmiş olursun. Şayet yoksa, işte o zaman ona iftira atmış olursun, buyurdu. (Müslim, Birr, 70)
Gıybetin Twitter, Instagram, YouTube, Facebook ve WhatsApp’ta yapılması ile günlük hayatta yapılması arasında hiçbir fark yoktur; hatta gıybetin sosyal medyada yapılması daha fazla zarara sebebiyet vermektedir. Bu sebeple sosyal medyada da günlük hayatta da gıybet gibi manevî hastalıklardan kaçınmalıyız. Bu manevî hastalıkların tahribatına karşı İslâm ahlakıyla mücehhez olmalıyız.