Söz&Kalem Dergisi - Betül Yapıcıoğlu
Müzik, tarih boyunca insanların duygularını, düşüncelerini, inançlarını ifade etme aracı olarak kullanılmıştır. Salt kelimelerin yetersiz kaldığı anlarda müzik devreye girmiştir. Aynı zamanda müzik, insanın maddeden ibaret olmayışının bir işaretidir. Bedenimizin maddi olarak beslenmesi gibi ruhumuz da çok fazla kaynaktan beslenir. Müzik bunlardan biridir. Duyduğumuz bir tınının bizi alıp uzaklara götürmesi, kalbimizin ritmini değiştirip gözlerimizi buğulandırması, bize geçmişi anımsatması gibi etkenler, müziğin ruhumuzda bıraktığı izlerin yansımasıdır.
Aklımız ve kalbimiz, ruhumuzun alıcılarıdırlar; onlara ne verirsek alıp onu işlerler. Buradan ortaya çıkan sonuç kişiliğimizi oluşturur ve davranışlarımıza yön verir. Kulaklarımızdan girenler bu nedenle çok önemlidir. İşittiğimiz her kelam ve tını, bizde iz bırakır; benliğimize şekil verir. Hayata Müslümanca bakma gayesinde olan bizler bu gaye doğrultusunda kulaklarımızdan ruhumuza misafir ettiklerimizi elemek durumundayız. Nasıl ki bedenimizi doyururken helal haram ayrımını gözetiyorsak ruhumuzu doyururken de bu ayrımı dikkate almalıyız.
Müzik ruhumuzu besleyen kaynaklardan biridir demiştik. O zaman müzik dinlerken de helal haram ayrımı gözetmemiz gerekir. Bizi Allah’tan uzaklaştıran, isyana ve harama teşvik eden, İslam’a aykırı öğelerin yer aldığı müziklerin alimlerimiz tarafından dinlenilmemesi caiz görülmemiştir. Bu konuda İmam Gazali’nin ölçütü bize yol gösterir. Gazali, müzik dinlemeyi tek bir hükme bağlamamış duruma göre haram, mekruh, mübah ve müstehap olabilir demiştir.
Gazali’ye göre dünya arzusu ve şehvet hisleri ile dolup taşan gençler için yalnızca bu duyguları tahrik eden müzik haramdır. Vakitlerinin çoğunu buna veren, iştigali âdet haline getiren kimse için mekruhtur. Güzel sesten zevk alma dışında bir duyguya kapılmayan kimse için müzik mubahtır, serbesttir. Allah sevgisi ile dolup taşan, duyduğu güzel ses kendisinde yalnızca güzel sıfatları tahrik eden kimse için müstehaptır.[1] Yani müzik de Allah tarafından bize bahşedilen diğer nimetler gibi onu kullanma amacımız bakımından haram veya helal olacaktır.
Peygamber Efendimiz (sav) kesin olarak müziği yasaklamamakla beraber düğün merasimlerinde, savaş meydanlarında insanların heyecanlarını pekiştirmenin bir aracı olarak müziği tavsiye etmiştir. İslam tarihi boyunca da müziğin hastaları iyileştirmede, ruhu dinginleştirmede kullanıldığını görüyoruz. Bununla birlikte müzik konusunda temkinli yaklaşan, müziği harama daha yakın gören alimler de vardır. Dediğimiz gibi önemli olan müziğin içeriği ve amacıdır.
Diğer taraftan ne yazık günümüz dünyasında birçok kavram ve değerde olduğu gibi müziğin de içi boşaltılmıştır. Müzik, anlam taşıyan özelliğini yitirmiş, tamamen şehvet ve haz odaklı, dünyalık kokan, bizi maneviyattan uzaklaştıran anlamsız ve boş kelimelerin taşıyıcılığını yapan bir araç haline gelmiştir. Sosyal medyanın etkisiyle anlamsız hale gelen müzikler hatta daha da tehlikeli olanı şehvet, isyan ve dünyalık hevesler temalı müzikler hızla yayılmaktadır. Özellikle gençlerin kimliklerinin oluştuğu kritik dönemlerinde dinledikleri bu anlamsız, günah ve haram içerikli müzikler, benliklerinde çok ciddi yaralar açmıştır.
Bu müzikler aracılığıyla daha küçük yaştan itibaren gençlerin zihninde günahlar ve haramlar normalleşmiş, zihin ve kalp dünyaları ifsad edilmiştir. Bu müzikler aynı zamanda gençleri karamsarlığa ve boşvermişliğe itmektedir. Popüler müzik kültürü adeta uyuşturucu gibi aklı ve kalbi uyuşturup tüm dertlerden gençleri kurtaracak bir çıkış kapısı gibi görünmektedir. Daha da kötüsü bu müzik kültürü kendini hiç belli etmeden yavaş yavaş benlikleri ele geçirmektedir. Anlık zevklerin hepsinde olduğu gibi bu tarz müzikler de sonuç olarak hiçbir fayda vermemiş, insanlığın yolunu kaybettirmiş, ruhları sıkıştırmış, hiçbir yaşama amacı olmayan bir nesil oluşturmaya çabalamıştır.
Günümüzde İslam düşmanlarının elinde bir silah gibi kullanılan müzik kültürüne karşı bizim takınmamız gereken Müslümanca tavır, Rabbimizin “Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler” (Mu’minun 3) ayetini gözetmemizdir. Bilmeliyiz ki faydasız ve boş şeyler bizi amaçlarımızdan uzaklaştırır, zihnimizi boş yere meşgul eder, enerjimizi yanlış yerlerde tüketmemize sebep olur. İşimiz vaktimizden çok iken vaktimizi anlamsız müzikler dinleyip heba etmemeliyiz. Bizi İslam ve cihad aşkıyla dolduracak, ruhumuza sükunet verecek, bizi Rabbimizden uzaklaştırmayacak müzikleri motivasyonumuzu diri tutacak araçlar olarak görmeliyiz.
[1] Gazali, İhya, 2/302.