Berat Ari - Söz&Kalem Dergisi
İnsan olarak hepimiz aslında birer kopyacı gibi başlıyoruz hayata. Küçücük bir çocukken babamızın yürüyüşünü, annemizin gülüşünü taklit ederek yaşamayı öğreniyoruz. Büyüdükçe bu durum sadece bir taklit olmaktan çıkıp bir arayışa dönüşüyor. İçimizde bir yerlerde hep "Ben kimin gibi olmalıyım?" ya da "Doğru yolda mıyım?" sorusu yankılanıyor. Aslında bu arayış bizim fıtratımızda, yani fabrika ayarlarımızda var. İnsan, kendi boşluklarını doldurmak ve bir kimlik kazanmak için ister istemez kendine bir ayna arıyor. İşte rol model dediğimiz şey, aslında o aynanın ta kendisi.
Tarihçi İbn Haldun’un çok sevdiğim bir tespiti var; "Mağlup olan, galibi taklit eder" der. Gerçekten de öyle. Güçlü gördüğümüze, başarılı gördüğümüze hayranlık duyuyor ve ona benzemeye çalışıyoruz. Ama bugün dünyada işler biraz karışmış durumda. Galip dediğimiz kişi kim? Bugün sadece parası çok olan, sosyal medyada milyonlarca takipçisi olan ya da lüks bir hayat süren herkes başarılı ve örnek alınacak kişi olarak önümüze sürülüyor. Ama bu vitrin bizi yanıltmasın. Çünkü bir insanın neyi başardığından çok, o başarıya giderken neleri feda ettiği daha önemli. Eğer örnek aldığımız kişi sadece sonuç odaklıysa ve hedefe giden her yol mübahtır diyorsa, biz de farkında olmadan kendi değerlerimizi çiğnemeye başlarız.
Peki, bu kadar karmaşanın içinde kime bakacağız? Kur’an bize bu konuda çok net bir yön çiziyor: "Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için güzel bir örnek vardır" (Ahzâb, 21). Bu ayet aslında bize şunu söylüyor: Boşuna macera aramayın, pusulanız burada. Peygamber Efendimizin hayatı sadece kitaplarda kalan bir tarih değil; bugünün üniversite gencine de, iş adamına da, ev hanımına da hitap eden bir denge rehberi. Mesela, bugün hepimiz stres yönetimi ya da kriz anında sakin kalmak üzerine videolar izliyoruz. Ama Peygamberimizin Taif’te yaşadığı o zor anlardaki merhametine veya Uhud’da işler ters gittiğinde gösterdiği metanete baksak, aslında aradığımız o örnekliği ve gücü orada göreceğiz. Peygamber Efendimiz, gücü eline aldığında adaletten sapmayan, kaybettiğinde ise umudunu yitirmeyen bir örnekti. Bizim fıtratımız da tam olarak bu dengeyi, yani istikameti arıyor.
İstikamet demişken, birini örnek alırken bakacağımız ilk şey "özü sözü bir mi?" sorusu olmalı. Bugün çevremizde çok fazla konuşmacı veya ünlü kişi var ama gerçek mânâda dedikleriyle amel eden çok az kişi var. Kur’an’da "Niçin yapmayacağınız şeyleri söylüyorsunuz?" (Saff, 2) diye çok sert ve net bir uyarı geçer. Bir rol modelin en büyük sınavı samimiyettir. Eğer birisi adaletten bahsedip torpil yapıyorsa, kul hakkından bahsedip başkasının emeğini sömürüyorsa, o kişinin sözleri hiçbir değer taşımaz. Bizim ihtiyacımız olan, anlattığı her kelimenin karşılığını hayatında görebildiğimiz insanlardır. Sünnet dediğimiz şey de zaten budur; yani sözün eyleme dönüşmüş halidir.
Bir başka önemli nokta da "metanet". Hayat her zaman tozpembe değil. Hepimiz bazen dibe vuruyoruz, bazen sınavdan kalıyoruz, bazen hayallerimiz yıkılıyor. İşte tam o anlarda kime baktığımız çok önemli. Sabır dediğimiz şey, sadece "aman bekleyeyim geçsin" demek değildir. Sabır, "Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir" (Bakara, 153) ayetindeki o ilahi desteği arkasına alıp, fırtınanın ortasında bile duruşunu bozmamaktır. Bir rol modelin gerçek karakteri, güneşli günlerde değil fırtınalı günlerde belli olur. Bizim için asıl rehber, zor zamanlarda değerlerinden taviz vermeyen kimsedir.
Bunun yanında bir de "diğerkâmlık" meselesi var. Modern dünya bize sürekli kendini kurtar, önce sen diyor. Ama İslam fıtratı bize şunu fısıldıyor: "İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır." Eğer örnek aldığımız kişi sadece kendi konforunu ve kariyerini düşünüyorsa, biz de bencil birine dönüşürüz. Oysa bir başkasının derdiyle dertlenen, "komşusu açken tok yatmayan" o geleneksel ama eskimeyen ruhu taşıyan insanlar bize gerçek insanlığı hatırlatır. Bir gencin en büyük başarılarından biri, kendi hayatını kurarken bir başkasının hayatına da ışık tutabilmesidir.
Son olarak şunu unutmamalıyız: İnsan kimi severse ona benzer. Kimi takip ederse onun yoluna çıkar. Bizler sadece bugünü değil, yarını da inşa ediyoruz. Seçtiğimiz rol modeller, aslında gelecekteki bizim birer fragmanıdır. Eğer bugün Peygamberimizin ahlakını, dürüstlüğünü ve insan sevgisini kendimize rehber edinirsek, yarın biz de başkaları için doğru bir örnek olabiliriz. Belki de hayattaki en büyük başarı, öldükten sonra arkamızda "Bak, o gerçekten dürüst ve güzel bir insandı" dedirtebilecek bir iz bırakmaktır. Kendi hayat hikâyemizi yazarken; sadece kendi başarılarımıza odaklanmak yerine, başkalarının hayatına da güzellik katacak anlamlı izler bırakabilmemiz dileğiyle...