Züleyha Gürceğiz - Söz&Kalem Dergisi
Diş hekimine gitmek, birçok kişi için çeşitli kaygı ve belirsizlikler taşır. Tedavilerin ne kadar süreceği, ne kadar ağrı hissedileceği veya kullanılan yöntemlerin güvenilirliği, özellikle uzun süredir diş hekiminden uzak duran bireylerde endişeye yol açabilir. Oysa modern diş hekimliği, hem teknolojik gelişmeler hem de hasta konforunu önceleyen yaklaşımlar sayesinde, geçmiş yıllara göre çok daha hızlı, ağrısız ve öngörülebilir çözümler sunmaktadır. Bu yazı dizisinin amacı, günümüzde en sık uygulanan tedavileri anlaşılır bir dille açıklayarak hastaların bilinmezlik kaynaklı kaygılarını azaltmaktır.
Diş tedavilerinin tümünün amacı dişte kaybolan estetik, fonksiyon ve fonasyonu (ses telleri, dil ve dişler aracılığıyla doğru sesler çıkarabilme yetisi. Örneğin dişlerinin anormal şekli sebebiyle peltek konuşan bireyde diş kaynaklı fonasyon bozukluğu vardır) yeniden oluşturmaktır. Bu amaçları yerine getirirken çeşitli yöntemler ve maddeler kullanılırken dikkat edilen bir diğer nokta mevcut olanı korumak ve bozmamaktır.
Mezkur amaçlarla en sık uygulanan tedavilerden biri de kök kanal tedavileridir. Kök kanal tedavileri özetle dişin sağlıklı olan sert dokusu korunarak enfekte sinir dokunun uzaklaştırılması ve yerine çeşitli kimyasal maddelerin yerleştirilmesiyle kök kanallarını tıkama işlemidir. Çürüğün sinir dokuya kadar ulaştığı vakalarda tercih edilir.
Dişler üç katmanlı bir yapıya sahiptirler. En dıştaki katman “diş minesi” olan gözümüzle gördüğümüz dişimize genel formunu veren, vücuttaki en sert dokudur. Minenin altında mineden daha yumuşak ve pörözlü genellikle daha sarı renkte olan “dentin” tabakası bulunur. Dentinin altında sinir ve kan damarları içeren “pulpa” isimli yumuşak doku katmanı bulunur. Pulpa içerisindeki sinirler beyine çeşitli sinyallerin taşınmasını sağlar. Örneğin dişinizdeki ağrıyı, basıncı, şişkinliği vs beyne taşırlar. Pulpadaki ağrı taşıyan sinirler vücutta en hızlı iletimi yapan sinir lifleridir. Bu sebeple diş ağrıları insanın yaşam kalitesini düşürebilecek ciddi ağrılar olarak tanımlanırlar.
Diş çürükleri mineden başlar pulpaya doğru ilerlerler. Çürük yapıcı bakteriler ya da bu bakterilerin yaşamsal atıkları pulpaya ulaştığında pulpayı enfekte ederler. Pulpa inflamasyonu geri dönüşümsüz hale geldiğinde, diş dolgu tedavisiyle tedavi edilemez ve kök kanal tedavisi uygulanması gerekebilir.
Kök kanal tedavisi, diğer diş tedavilerinde olduğu gibi lokal anestezi uygulamasıyla başlar. Bu sayede hasta konforu büyük ölçüde sağlanmış olur. İlgili dişin tüm çürükleri temizlenir. Sert doku açılarak pulpa açığa çıkarılır. Çürüklerin temizlenmesi dolgu tedavisinde olduğu gibi döner ve alet sistemleri kullanılarak yapılır.
Çürüklerin tamamen temizlendikten sonra açığa çıkarılan pulpa, oldukça ince uçlu ve çalışırken derinlik hesabı yapabilen döner aletlerle çıkarılır. Derinlik hesabı sayesinde pulpa altındaki yumuşak dokulara zarar verilmez. Pulpa çıkarıldıktan sonra kök kanallarının içi tamamen boşalmış sayılmaz. Kök kanallarının içinde hala bakteriler ve bakteri artıkları bulunduğu kabul edilir. Bu aşamada antibakteriyel etkileri olan temizleyici maddelerle kök kanallarının içi belli prosedürlere göre yıkanıp temizlenir. Ardından ıslak kök kanal yüzeyleri çok ince pamuklarla kurutulur.
Kurutulan kök kanalları bu şekilde bırakılamaz. Çünkü kök kanalları alt kısımda bir açıklığa sahiptir. Bu açıklık kapatılmazsa ortama yayılan bakteriler tekrardan kök kanalına yerleşirler. Kök kanalları doğal bir kaynaktan elde edilen, diş kökünün uzunluğunu ve genişliğini uygun, turuncu renkli malzemelerle doldurulur. Bu malzemelerin adı “gutta-percha”dır. Gutta-percha, diş köklerine yapışabilmesi için doldurucu materyallere bandırılıp diş köküne yerleştirilir. Bu şekilde kök kanallarının dolum işlemi tamamlanır.
Dişlerin kanal kısmının üst tarafı için dolgu ya da kaplama tedavisi, dişin madde kaybı dikkate alınarak uygulanır. Bu şekilde hastanın kanal tedavisi tamamlanmış olur.
Kanal tedavileri, çoğu durumda tek seansta bitirilemez. Çoklu seanslar korkulacak bir şey değildir. Tedavinin başarısını arttırmak adına hekim tarafından karar verilen bir durumdur. Kanal tedavileri için bir başka durum da bazı vakalarda antibiyotik reçete edilmesidir. Hekim antibiyotik reçete ettiyse antibiyotikler söylenilen şekilde içilmelidir. Ancak hekimin reçete etmediği durumda hastaların antibiyotik alması sakıncalıdır. Antibiyotikler zorunlu durumlarda kullanılan ve faydasını gördüğümüz, diş hekimliğinde en çok faydalanılan ilaç gruplarından biridir. Fakat doğru kullanılmadığı takdirde faydadan ziyade zarar verir. Bu süreci diş hekiminizin yürütmesine izin vermelisiniz.
Kök kanal tedavileri, dişleri çekimden kurtaran gayet başarılı tedavilerdir. Hastalarımızın bu konuda endişe etmelerine gerek yoktur. Allah sağlık, sıhhat versin…