Söz&Kalem Dergisi - M. Furkan Aslan
İslam dünyasında birbiri ardınca gelişen siyasi, sosyal ve kültürel olayların olumsuz boyutları, algı ve manipülasyon eksenli basın ve yayın kuruluşlarının etkisiyle çoğu kez insanı ümitsizlik girdabına sevk etmektedir. Fakat İlahi gücün farkında olan, Rabbani yardımın bilincini taşıyan, her türlü havl ve kuvvetin yalnızca alemlerin Rabbi olan Allah’a ait olduğuna iman eden bir birey, her şartta ümidini diri tutar.
Bu bağlamda Kur’an’ı Kerim’deki bir çok ayet (Yusuf, 87; Hicr, 55; Zümer, 53) bu konuya temas etmektedir. Dahası, Rabbimiz, Peygamber kıssalarının anlatıldığı ayetler gibi bir çok sure ve ayet grubunu, sırf ümit ve teselli maksadıyla Peygamberimize nüzul ettiğini açıkça belirtmektedir. (Hac, 120-122)
Hiç şüphesiz tüm insanlık için hidayet kandili olan Kur’an’ı Kerim’deki ayetler, bütünüyle hakkı batıldan tefrik ettiği için hakikati görmenin, hissetmenin ve yaşamanın saadetini vermekte, bu nadide duyguyu insana hissettirmektedir. Bu yönüyle Kur’an, tüm ümitlerimizi yönlendiren, sevk ve idare eden bir kaynağa sahiptir. Bu kaynaktan edindiğimiz bilgiler, dünya ve ahiret hayatımız için hakikat ümidi ile buluşmanın en nadide yoludur. Her sure ve ayette elbette bu gerçekliğe giden bir yol vardır. Biz ise bu yazımızda yalnızca birisini ele alacağız…
*
Konusu ve üslubu ile Mekke’de indiği anlaşılan Rum suresi, Kur’an’ı Kerim’deki İlahi tarih yasasını belirten en önemli surelerin başında gelmektedir. Sure, gaybi bir haberle başlamaktadır. Bu haber, dönemin iki süper gücü olan Bizans(Roma/Rum)-Pers savaşının nasıl sonuçlanacağına dair bilgiler vermektedir. Bu güçler, başında Heraklius’un bulunduğu Bizans ve Hüsrev’in bulunduğu Pers devletleridir.
Uzun yıllar boyunca birbirlerinin rakibi olan bu iki devlet, sıklıkla çeşitli nedenler ile karşı karşıya gelmektedir. Bu çekişmelerden birinde Persler, Bizans’taki iç karşılıklardan faydalanarak Bizans’a üstünlük sağlar. Bu saldırıda Persler, önlerine çıkan her şeyi yakıp yıkarak Şam bölgesini Bizans’ın elinden alır. 614 yılında ise Kudüs başta olmak üzere Filistin bölgesini de ele geçirirler. Persler, ardı arkası kesilmeye zaferler elde edip Mısır bölgesi ve Anadolu’yu da kendi hakimiyetleri altına alırlar.
En ilginç olan da Bizans’ın başkenti olan Konstantinopolis’in (İstanbul) Persler tarafından kuşatılmasıdır. Bu hamleler ile Bizans, yıkılma tehlikesi geçirecek kadar sarsılır. Hatta Heraklius’un Kartaca’ya kaçmayı düşündüğü de belirtilir. Bu şartlar altında Bizans’ı hakir duruma getiren bazı anlaşmalar imzalanır. Bu anlaşmalar içerisinde sırf Heraklius’u ve devletini hakir göstermek için kendisinden ateşe secde etmesi istenilir. Bütün bu haberler Mekke’ye geldiği zaman müşrikler sevinir, Müslümanlar üzülür. Zira müşrikler, kendilerini Mecusi Perslere daha yakın hissederken, Müslümanlar ise ehl-i kitap olan Bizans’ın galip gelmesini isterler.
Tüm şartların ve gerçekliğin Rumların aleyhine, Perslerin lehine olduğu bir dönemde, Kur’an’ı Kerim şöyle buyurmaktadır: ‘’Elif Lâm Mîm. Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah'ındır. O gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü'minler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir. Allah, (onlara zafer konusunda) bir vaadde bulunmuştur. Allah, vaadinden dönmez. Fakat insanların çoğu bilmezler. Onlar dünya hayatının ancak dış yönünü bilirler. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler.’’(Rum, 1-7)
Bu ayetler indiği sırada Persler, Bizans’a yıkıcı darbeler vurmuş ve başkentlerini kuşatma altına almıştır. Böylesi bir durumda Rumların galip geleceğini söylemenin, zahiri anlamda hiçbir izahı yoktur. Tüm beşeri ölçülere ve eldeki istatiksel verilere göre zafer, Perslerindir. Fakat İlahi mesaj, bunun aksini belirtiliyor ve ‘’fi bid’i sînin’’ kelimesini kullanıp bunun da 3 ile 9 yıl arasında gerçekleşeceğini belirtiyor. Tam bu süre zarfında verilen surenin sonunda, Kur’an’ı Kerim’in bir mucizesi daha gerçekleşiyor ve tüm tahminler, beşeri ölçüler ve istatiksel veriler alt üst olup Bizans, yani Rumlar galip geliyor.
624 yılında Pers dinin kurucusunun doğduğu şehirde Persler, Rumlar tarafından kesin bir hezimete uğratılıyor. Ateş tapınakları yerle bir ediliyor. Bu gelişmeyi, Bizans’ın diğer zaferleri takip ediliyor. Ninova savaşında Bizans, Pers ordusuna büyük bir darbe daha indirip başkentlerini düşürür. Hemen akabinde Hüsrev, tüm çocuklarının ölümü ile sonuçlanan bir darbeyle devrilip kendisi de zindana atılır. Daha sonra 5 gün boyunca aç, susuz ve elbisesiz bırakılan Hüsrev de yeni yönetim tarafından öldürülür.
İşte bu, Allah’ın vaadi idi. Yukarıda verdiğimiz ayet grubunda Rabbimiz, ‘’Onlar dünya hayatının ancak dış yönünü bilirler. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler.’’ Diye buyurmaktadır. Burada bize yönelik çok önemli mesajlar var. Olayları sırf zahiri ve olgusal bir bağlamda okumak, gaybi yardımları ve İlahi tarih yasasını hiçe saymak anlamına gelir. Tarihin akışını, olayların örgüsünü, gelişmeleri, evreleri, serüven ve merhalelerin tamamı Rabbimizin izni dahilindedir. En’am suresinde belirtildiği üzere, bir yaprak dahi Rabbimizin izni olmadan düşmez.
Binaenaleyh; Yakın tarihte, özellikle Aksa Tufanı sürecinde İslam ümmeti büyük bir imtihan vermekle birlikte ağır bedeller ödedi. Bu bedellerin büyüklüğü, zayıf bir varlık olan biz insanları, ye’s hastalığına sevk edebilmektedir. Fakat bilmeliyiz ki İlahi takdirat; her gücün, kuvvetin, muhasara ve soykırımın ötesindedir. Güzel akıbet, iman ve irade ile direnen Müslümanlarındır.