Söz&Kalem Dergisi - Abdulhakim Çiftçi
Elinde tuttuğu çöpünü bir çöp kutusu bulmadan atmayan birisi iyiliğin yeryüzündeki timsalidir. Tek başına kaldığında ne yapıyor ve ne düşünüyorsa bir insan o şeyin kendisidir. İnsan özünde iyidir ve asıl olan iyiliktir. Kötülük ise iyiliğin olmadığı yerde ilişen arazdır. İnsan yeryüzüne iyilik, kötülük ve aklî kuvveleriyle gelir. İrade insan için bir nefsi murakabe yani otokontroldür. İnsan kendi hür seçimiyle iyiyi veya kötüyü kesp eder ve kazanır.
Öfke ve şehvet ile donanan insan iç güdüsü aynı zamanda akıl melekesiyle de donatılmıştır. Öfke ve şehveti aklın kontrolüne verebilen insan, iradesini terbiye etme hususunda yol katetmiş demektir. Bunu başarabilen kişiler, ahlâklı olma serüveninde temel yapı taşlarını döşeyebilir. Tabi ahlaklı olmak demek pasif bir kişilik olmak demek değildir. Ahlâki olma adına özgüvensiz davranmak insanı yapısı itibarıyla dar kalıplara sokar ve köreltir.
Günümüz modern dünyasında ahlâkın yozlaşması sebebiyle günahkar bir özgüven toplumu sarıp sarmalamış durumda. Günahsız bir geçmiş toplumda pasif ve özgüvensiz bir kişilik olarak görülüyor. Ahlâk başarının ön koşulu olmaktan çıkmış, bilgi ve bilim ahlaksız olarak telakki edilmekte. Kadim öğretilerin tamamında kendini bilmek ve ahlaklı olmak fikir sahibi olmaktan önce edinilmesi gereken bir hasletti. Erdemli olmak ilim ve bilginin gerek koşulu olarak görülüyordu. Yasal ve hak olan her zaman doğru olandır diye bir kaide hiçbir zaman güdülmedi. Çünkü her yasal ve hak olan, helal ve ahlâkidir diye düşünülmedi. Artık ahlaklı olan harcanır hale geldi bu çağda. İyi olan her zaman en geride görülüyor.
Ahlâki davranmak sadece insana özgü bir şey. İnsan, ahlaklı olmakla başka canlılara ve kendi türüne fark atar. Ancak erdemli ve ahlaklı olabilen insanlar soylu olabilir. Ahlâk ortadan kaldırıldığında artık insanı zapt edecek hiç bir güç kalmaz. Haya sahibi olmak her ne kadar bu son yüzyılda yadırganır hale geldiyse de eşref-i mahlukat olmak için bir yeter şarttır. Toplumu bir araya getiren değerlerdir ve bu değerler ancak ahlâk ile korunabilir. İnsan potansiyel olarak kainatın en üstünü ya da en aşağısı olabilir.
Üstün olmak isteyenin yolu sadece iffet ve hayadan geçer. Kendisine çocukluktan itibaren ahlâki olanın aşılandığı insan hayata her zaman önde başlar. Ahlâk sığ bir ifade değildir. Söz gelimi trafikte yol vermekte ahlâkidir, muhtaç birisine yardım etmekte. Ahlâk ve niyet ilişkisine bakıldığında insanın niyeti ne ise karakteri de davranışları da ona göre şekillenir. Dolayısıyla iyi niyet her zaman salih amelin bir parçasıdır.
Her insanın kıymeti, ahlakının güzelliği ile doğru orantılıdır. Edep ve utanma duygusu insan için bir zayıflık değil bilâkis mertebe vesilesidir. Kişilik bozukluğu olan bireylerin utangaçlık halleri bunun dışındadır tabi. İnsan psikolojisiyle ve fizyolojisiyle çok karmaşık bir bütünlüğe sahiptir. Fıtri olarak beden ve ruh birbirinin doğrudan etkileyip bir orta yol dengesi oluşturur. İfrat ve tefrite mahal veren her yaşayış tarzı insanı dibe çeker. Yapılması gereken her hal ve şartta erdemli olmanın çabasını ortaya koymaktır. İnsana düşen yeniden umuda sarılmak, yeniden çabalamak ve bedeli ne olursa olsun ahlaklı yaşamanın haysiyetine talip olmaktır.