Büyük Peygamberimizin bir çok eza ve cefalara maruz kalması boşuna değildir. O, bir numunedir/örnektir. İnsanî, beşerî bir numune. O, hayatın acı, tatlı her yolunda yürümek için insanlara bir numunedir. O numuneyi gözönünde tutanlar hiç bir hâdise karşısında sendelemezler.
İstiklal Mahkemelerinde Sebilürreşad'ın Romanı / Eşref Edip
"Kapitalist düzende, mağazalar malla dolunca, üretim durdurulur, işçiler yoksulluğa düşer. Bırakın ihtiyaçlarını mağazalardan sağlasınlar; malları diledikleri kadar tüketsinler. Ne sanayi buhranı olur, ne işsizlik kalır. Günde dört - beş saat çalışmak yeter; herkesin hür olduğu bir toplumda aylaklıktan korkmayalım; insanı soysuzlaştıran: Ecirlik; herkes hoşuna giden işi yaptıktan sonra neden sırtüstü yatsın?"
Mağaradakiler / Cemil Meriç
Cami Allah'ın evidir. Hiç kimse çocuğunu Allah'ın evine göndermek için başkasının iznine ihtiyaç duymamalıdır. Bizler Allah'ın evinde, Allah'ın kulları olarak Allah'ın kitabını, Allah'ın dinini ve O'nun Resulü'nun aleyhisselatu vesselam hayatını öğretmeye çalışıyoruz. Kim çocuğunu gönderirse, bildiklerimizi ona da öğretmekten -Allah'ın izniyle- geri durmayacağız. Bunun için hiç kimseden bir ücret de talep etmiyoruz. Bizim gayemiz, sadece Allah'ın rızasına ulaşmak ve Resulullah'ın aleyhisselatu vesselam şefaatine mazhar olmaktır. Her Müslüman kendi çocuğuna dinini öğretmek için çaba sarf etmeli ve buna zemin hazırlamalıdır. Bunun en güzel yeri ise camilerdir.
Eşreften Esfele / Naşit Tutar
Hem ilim öğrenmenin sınırı yoktur. İlmi öğrenmek için insan kırmızı çizgilerden olan gururunu kırabilmeli. Çünkü ilim, insanı fenalıklardan koruyan bir babadır. Takva da kendine sığınanı bağrına basıp saklayan ana...
Takip / Bilal Yararlı
Ama şu unutuluyor ki insanlar bir alanda ne kadar gelişirlerse aynı oranda başka alanlarda körleşirler. Özellikle bir konuda ihtisas yapıp uzmanlaşan insanların başka alanlardaki yetersizlikleri normal insanlarınkinden bile fazladır. "Akademik körlük" olarak nitelenebilecek bu yetersizlik ihtisas yapılan konuda uzmanlık arttıkça artmaktadır. İşte bugünkü Batı Medeniyetinin durumu da aynen böyledir. Kendi sefihliklerinde, eğlencelerinde, rahatlıklarında göz açıktırlar ama manevi alanda da o kadar kördürler.
Psikolojik ve Sosyolojik Tahlillerle Peygamber Kıssaları ve Davet Metotları / Ahmet Münir
"Gözümün görmediğine inanmam." diyenler, dilin vazifesini yapmayan göze aklın vazifesini yüklemekte, hem de ehl-i hakikat nazarında maskara olmaktadırlar..
Hikmet Parıltıları / Mehmed Kırkıncı
lgisini ve inancını ahiretten kopuk olarak sadece dünya hayatıyla sınırlandırdığında, insanın ufku ne kadar daralır, düşüncesi ne kadar bozulur! Ahirete iman edip dünya hayatını doğru ve olması gerektiği yere koyduğunda, ufku ne kadar genişler, düşüncesi ne kadar düzelir!
La İlahe İllallah / Muhammed Kutub
Hangi bilginin nereye ve nasıl yerleştirileceğini bilmeye de -hikmet- denir. Aksi takdirde düzensiz bir bilgi ve disipline tabi olunmadan bilgi arayışı karışıklığa neden olur ve bu da insanın nefsine karşı adaletsizliği doğurur.
İslâm Sekülerizm ve Geleceğin Felsefesi / M. Nakib El Attas
Bilim her ne kadar kendi içinde meşru ise de, bilimi bütünleyecek daha yüksek bir bilgiden yoksun olmaktan ve tabiatın kutsal ve manevi değerini tahrip etmiş olmaktan ötürü bilimin işlevi ve uygulaması gayrimeşru ve hatta tehlikeli bir hal almıştır. Bu durumun telafi edilebilmesi için, tabiatla ilgili metafiziki bilgi yeniden ihya edilmeli ve tabiata kutsal niteliği tekrar kazandırılmadır.
İnsan ve Tabiat / S. Hüseyin Nasr